Tosya Haber37 Gazetesi Güncel ve Doğru Haberlerin Adresi

Aile: Bir İrfan Mektebi

Aile: Bir İrfan Mektebi
Nuri İbrahim AteşNuri İbrahim AteşTÜM YAZILARI
299 Okundu
13 Kasım 2019 - 11:08

Kur’an’ın dilinde aile âdeta okunacak bir kitaptır. Rabbimize götüren bir risale, bir mektuptur. Çünkü ailede anlamaya, tefekkür edilmeye değer o kadar çok delil vardır ki. İnsan bunları düşünmeye davet edilir. Bu açıdan, ibret almak isteyenler için ‘aile bir irfan mektebidir’ dense yerindedir. Çünkü insan Rabbiyle olan en güçlü sevgi ve saygı bağlarını burada kurar. Aile, bir manevi yükseliş ve yüceliş ortamıdır. Anne ve baba, aile kitabının içerdiği her çeşit yaratılış ayetini okuma fırsatını burada bulur, her türlü deruni tecrübeyi burada yaşar. Yaratıcıya olan saygı ve bağlılık duyguları güçlenir. Neticede eşler arasındaki sevgi ve şefkat bağları, Yüce Yaratıcı ile kurulan derin irfan ve muhabbet bağlarına dönüşür. Bu bağlamda aile Allah’a taşıyan bir işaretler ve alametler yumağıdır. İnsan burada görerek, yaşayarak yaratılıştaki esrarı keşfeder. Biyolojik ve psikolojik huzuru, ruh dinginliğini yaşar; sevgi ve şefkat duygularını teneffüs eder. Mesela insanın yaratılışı, Kur’an’ın ilk gündeme getirdiği, sonraları tekrar ettiği ve detaya girdiği hususlardandır. Ayetlerde konu âdeta insanın gözüne sokulur. Uyanması için geçmişini hatırlaması ve kökeniyle empati kurması ondan istenir ve şöyle denir: “İnsan neden yaratıldığına hele bir baksın.” (Tarık, 86/5.), “O vaktiyle anne rahmine akıtılan bir damlacık meniden ibaret değil miydi?” (Kıyame, 75/37.) Böylece insanın dikkati doğrudan kendi kökenine çekilir. Hangi aşamalardan geçerek bu hale geldiği sık sık ona hatırlatılır. Zaten bütün bu oluşumlar insana yabancı değildir ki. Aksine ebeveyn bunları bizzat müşahede etmekte ve yaşamaktadır. Böylece her bir tecrübe, onların dinî duyarlılıklarını, Allah’a olan muhabbet ve bağlılıklarını artırmaktadır. Hamilelik dönemi özellikle kadınlar için kaygı ve beklentilerin arttığı bir dönemdir. Bu süreçte onlar ayrı bir psikolojiye girer ve endişe hâlini yaşarlar. Hamileliğin son döneminde ise en önemli kaygıları, çocuğun sağlıklı olup olmama durumları ile ilgilidir. Kadın bu endişeyi derinden hisseder. Koca için de elbette ki böyle bir durum söz konusudur. Kur’an’ın insan psikolojisiyle ilgili bu konuya işaret ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim ayette kadının yükünün ağırlığından, karı kocanın ‘salih’ bir evlat edinme arzularından, dolayısıyla Allah’a tazarru ve niyazda bulunmalarından bahsedilmektedir. Çünkü doğacak çocuğun manevi yönden olgun, sağlık bakımından gürbüz olması onların biricik temennileridir. Bunun için de Cenab-ı Hakk’a şöyle yalvarıp yakarırlar. “Rabbimiz! Bize eli ayağı düzgün, iyi ve yararlı bir çocuk ihsan edersen, mutlaka sana şükreden kullar olacağız.” (A’raf, 7/189.) Yaratıcıya olan bu yakınlık, bazen İmran’ın eşinde olduğu gibi doruk noktasına erişir. O, hamile kaldığı çocuğunu mabet hizmetine adamaya söz verir ve şöyle niyazda bulunur. Kadın ve erkek biyolojik ve psikolojik olarak birbirini tamamlar. Çünkü her ikisi de aynı cinsten yaratılmışlardır. Dolayısıyla birbirine karşı bir uyumsuzluk ve yabancılık söz konusu değildir. Rabbimiz aralarında bir cazibe koymuş, âdeta onları birbirine bağlamıştır. Aile, insanın dinginleştiği, huzur ve mutluluğun yaşandığı yerdir. Burada insan zihnini yoran, psikolojisini geren arzular doyuma ulaşır, sükûn ve saadete kavuşulur. Bakışları harama çağıran, duyguları ayartan bir atmosferde aile bir sığınaktır. Günah dalgalarına karşı âdeta insanı koruyan bir dalgakırandır. Şeytani hücumlara karşı insanı kayıran bir kalkandır. Şu ayette belirtildiği gibi “Eşleriniz sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbise gibisiniz.” (Bakara, 2/187.) Aile sayesinde birbirinizi iffetsizlik ve hayâsızlıktan korursunuz. Duygusal bağlar, eşler arasında birbirine güvenin, zorluklara karşı moral ve direnme gücünün kaynağı olur. Artık karı-koca salt bencil istekleri için değil, birbirini korumak, kayırmak ve fedakârlık için de hazırdırlar. Ailede sevgi ve şefkat, bütün samimiyet ve güzelliği ile tecrübe edilir. Bu duyguların edebiyatı yapılmaz, aksine bunlar bizzat yaşanır, gönüllere ruh, davranışlara şekil verirler. Böylece aile âdeta bir sevgi ve şefkat yumağı hâline gelir. Nitekim Atasözümüzde, “Nikâhta keramet vardır.” sözü de bizlere bunu anlatmaktadır. Karı-koca arasında yeşeren sevgi çiçekleri, çocukların dünyaya gelmesiyle ayrı bir renk ve koku kazanır. Artık aile bağları iyice birbirine perçinlenir. Karı-koca birbirine kenetlenir, çocukları için âdeta seferber olurlar. Onların geleceği uğruna her türlü zorluk ve sıkıntıya karşılık beklemeden göğüs gererler. Çünkü Yaratıcı bu duyarlılığı onların gönlüne kazımıştır. Dolayısıyla fıtratın bu kanununa itiraz etmeleri mümkün değildir. Evet, bütün bu duygular, ailenin ve insanlığın teminatıdır. Eğer bunlar olmasa idi aile yuvasının kurulması mümkün olmayacaktı. Bu durumda kimse aile külfetinin altına girmeyecekti. Dolayısıyla insan neslinin devam etmesi de mümkün olmayacaktı. Ailede bunun gibi daha okunacak, ders alınacak nice ibretlik oluşumlar vardır. Cinsel hayat, insanın yaratıldığı üreme hücresi, hamilelik dönemi, çocuğun anne rahmindeki gelişimi, dünyaya gelişi, büyümesi, bir sevgi odağı hâline gelmesi. Evet, bütün bunlar, sayısız sır ve güzelliklerle doludur. Tabiki düşünen ve ibret alanlar için.

Copyright© 2019 Tosya Haber37 Gazete ve Matbaacılık

izmir escortescorthd porno