Tosya Haber37 Gazetesi

Aile (Huzurun Menbaı)

Aile (Huzurun Menbaı)
Nuri İbrahim AteşNuri İbrahim AteşTÜM YAZILARI
115 Okundu
23 Ekim 2019 - 14:14

Bu haftaki yazımızda yüce dinimizin aileye verdiği önemi ve aile fertlerinin birbirlerine karşı olan görev ve sorumluluklarını paylaşacağız. Kur’an-ı Kerim, insanı en üstün yaratık kabul eder. Allah Teâla onu güzel surette yaratmış, akıl gibi üstün yaratık kabul eder. Allah Teâla onu güzel surette yaratmış, akıl gibi üstün yeteneklerle donatmıştır. Bu hususta kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulmuştur. “Andolsun ki, biz insanı en güzel surette yarattık.” (Tin –4)

Andolsun ki, biz insanoğlunun şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıdık ve onları temiz yiyeceklerden rızıklandırdık. Onları yaratıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık. (İsra-70)

İnsanın diğer yaratıklara göre bu üstünlüğü sebebiyledir ki, O, yeryüzünde Allah Tealanın iradesini temsil etme görevi gibi üstün bir görevle de görevlendirilmiş, yerde ve göklerde bulunan her şey onun emrine amade kılınmış ve hizmetine verilmiştir. İnsanoğluna bu üstün görevin verilmiş olduğunu ifade eden ayeti kerimede şöyle buyrulmuştur. “Hatırla ki, Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım (ve ona kendi irademden bazı yetkiler vereceğim) demişti. Melekler : Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksınız? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve takdis ediyoruz, dediler. Allah da onlara: Ben sizin bilmediklerinizi bilirim. (Bakara – 30) Böylesine Allah’ın üstün bir yaratığı olan insan, yalnız başına değil, toplum halinde yaşar. İnsanın içinde yaşadığı toplumun en küçüğü hiç şüphe yok ki ailedir. Aileler birleşerek toplumları meydana getirir. Bu çekirdek topluluk her çeşit faziletin kaynağıdır. Sağlıklı nesiller bu yuvada yetişir. Çocuk, yaratılışla ilgili gelişmesini da ahlak ve terbiyesini de önce buradan alır. İnsan sevgisinin kaynağı da ailedir. Bir milletin sahip olduğu bütün özellikleri bir ailede görmek mümkündür. Bir toplulukta aile ne kadar sağlam temellere oturur ise o aileden meydana gelen toplum, o nisbette sağlam yapıya sahip olmuş olur. Bunun içindir ki dinimiz aileye büyük önem vermiştir. Aile karı ile kocadan oluşur. Bu da evlilik sözleşmesiyle gerçekleşir. Evlilik olmadan, evlilik sözleşmesi yapılmadan aile kurulmaz. Bunun için dinimiz evlenmeyi teşvik etmiştir. Allah’ın en seçkin kulları olan Peygamberler evlenerek örnek olmuşlardır. Peygamberimiz : “Dört şey peygamberlerin sünnetlerindendir: Kına yakınmak, koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek” (Tirmizi Nikah –1) buyurmuştur. Kur’an-ı Kerimde ise :  “İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve rahmet var etmesi, O’nun varlığının belgelerindendir. Bunda düşünenler için dersler vardır.(Rum-21)

 Evlenmeyi ve aile hayatı dışında kalmayı dindarlık sayanlar, Peygamberimiz tarafından uyarılmışlardır. Enes b. Malik (r.a) anlatıyor : Bazı kimseler Peygamberimizin (bilmedikleri gizli) ibadetini sormak ve öğrenmek üzere Peygamberimizin eşlerinin evlerine gelmişlerdi. Bunlara Peygamberimizin ibadeti haber verilince güya bunu (kendileri için) azımsayarak : “Biz nerde, Allah’ın Resülü nerde? Şüphesiz ki, Allah, Peygamberinin geçmiş olan bütün ve gelecekte işlenmesi muhtemel bulunan bütün günahlarını bağışlamıştır.”. dediler. İçlerinden birisi : “Ben geceleri hiç uyumadan namaz kılacağım” dedi. Öbürüsü de : “Ben de yıl boyu oruç tutacağım” dedi. Bir diğeri de: “Ben de kadınlardan ayrı yaşayacağım, hiç evlenmeyeceğim.” Dedi. Onlar böyle konuşurken Peygamberimiz bunların yanına geldi ve: “Siz şöyle şöyle söylenen kimselersiniz değil mi? Fakat şunu biliniz ki, ben Allah’tan en çok korkanınız ve kötülükten korunanızım. Böyle iken ben kâh oruç tutarım, bazı günlerde yerim (yani yıl boyu oruç tutmam). Gecenin bir kısmında namaz kılarım, bir kısmında da uyur istirahat ederim. Kadınlarla da evlenirim. (İşte benim sünnetim budur) Her kim benim bu yolumdan gitmezde ondan yüz çevirirse benden değildir.” (Buhari-Nikah 1) buyurdu.

Evet, aile nikah ile kurulur, evlenmeyen kimse bu kurumdan yoksun kalır. Evlenmemeyi ve aile kurmamayı fazilet saymak yanlıştır. Peygamberimizin sünnetine aykırıdır. Nikah, her ne kadar medeni bir sözleşme ise de bir yönü ile ibadettir.

Ailedeki mutluluk, karı ile koca arasındaki sevgi ve saygıya bağlıdır. Eşler, yuvada mutluluğu sağlamak için gerekli fedakârlığı gösterecek, huzur bozucu tutum ve davranışlardan sakınacaklardır. Karı ile koca –nın her hangi bir sebeple aralarının açılması halinde Allah Teala her iki taraf ailelerine görev vermekte ve şöyle buyurmaktadır. “Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur. Şüphesiz Allah Her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır. (Nisa 35) Aile reisi olan erkek eşine karşı yumuşak davranacak, kaba hareketlerden sakınacaktır. Peygamberimiz: Sizin en hayırlınız ailesine en hayırlı olanınızdır. Ben aileme karşı sizin en hayırlınızım. (İbni Mace Nikah,50) buyurmuştur. Her şeyde olduğu gibi, aile hayatında da örnek alacağımız Peygamberimizdir. O, eşleri ile gayet iyi geçinir, onların sıkıntı veren bazı davranışlarına tahammül ederdi. Bir gün Hz.Aişe bir şeye darılarak Peygamberimize yüksek sesle konuşuyordu. Bu sırada Hz. Ebu Bekir gelmiş, kızını azarlamak istemiş, fakat peygamberimiz buna engel olmuştu. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir kalkmış gitmiş, bir süre sonra tekrar geldiğinde karı-kocanın barıştıklarını görmüş ve: “Az önce kavganıza şahit oldum, şimdi de barıştığınıza şahit olalım.” Dedi. Bunun için Peygamberimiz buyuruyor. “İman eden bir erkek, iman etmiş bir kadına (onda hoşlanmayacağı bir huydan dolayı) kızmasın. Çünkü onun bir huyundan hoşlanmıyorsa diğer huyundan hoşlanabilir.” Peygamberimiz bu hadisi şerifte kocayı uyarıyor. Eşindeki hoşlanmadığı bir huyu sebebiyle yuvayı sarsacak hatta dağılmasına sebep olacak tavırlardan sakınılmasını söylüyor. Elbette bu, kadın için de geçerlidir. O da, aile kurumunun tehlikeye düşmesine meydan verecek söz ve davranışlardan sakınmalıdır. Hatta Peygamberimiz, kocaları ile uyum içerisinde olan kadınları müjdelemiş ve şöyle buyurmuştur.”Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, iffetini korur ve kocasına saygı gösterirse kendisine: Hangi kapısından istersen cennete gir “ denir.

Aile fertleri arasında özen gösterilmesi bakımından çocuklar da önemli bir yer işgal eder. Anne ve babaya Allah’ın birer hediyesi olan çocuklar aile bahçesinin gülleridir. Onları sevgi ile yetiştirip topluma yararlı bir kimse olarak hazırlamak, anne-babanın başta gelen görevleri arasındadır. Çocuk küçük yaştan itibaren iyi terbiye edilirse, hem ailesine hem de milletine yararlı ve hayırlı bir insan olur. İyi terbiye edilmediği ve eğitilmediği takdirde, ne kendisine ne de başkasına yararı dokunamayacağı gibi, aile için de toplum içinde zararlı hale gelir. Bunun için dinimiz,  geleceğin teminatı olan çocuklarla ilgili olarak aileye büyük sorumluluklar yüklemiştir. Kur’an-ı Kerimde : “Ey inananlar, Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun(Tahrim 6) Rabbim ailelerimize iki cihanda huzur ve mutluluk versin.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright© 2019 Tosya Haber37 Gazete ve Matbaacılık

izmir escortescorthd porno