Tosya Haber37 Gazetesi

Din ve Fıtrat

Din ve Fıtrat
Muhsin ÖZDEMİRMuhsin ÖZDEMİRTÜM YAZILARI
178 Okundu
21 Ağustos 2019 - 13:04

Din duygusu fıtridir. İnsanoğlu doğuştan kendisine verilmiş potansiyel duygular arasında din duygusuna da sahip olarak dünyaya gelir.  Hiçbir insan fıtratında olmayan duyguları uzun süre sürdüremez.

İslam dini de fıtrat dinidir. İnsanoğlunun yaratılışında var olan din duygusunun ihtiyaçlarını görebilecek olan yegâne din İslam’dır Allahü Teâlâ’nın yaratması manasına da gelebilen fıtrat, insanoğlunun üzerinde yaratıldığı hayattır.

Resulullah Aleyhisselam buyurdular: “Her çocuk fıtrat üzere doğar. Daha sonra ana-babası onu Yahudileştirir, Hıristiyanlaştırır, Mecusileştirir.” Burada bahsedilen fıtrat İslam düşüncesinin ta kendisidir. Ayrıca İslam fıtratı demeye gerek yoktur. İslam fıtratı dersek, bir de İslam fıtratı olmayan bir fıtrat varmış gibi anlaşılır ki, bu da doğru olmaz. Zaten Hadis-i şerifin orijinal metninde de İslam tabiri geçmez.

İnsan fıtratı deyince, insanın yaratılışında var olan özelliklerinin, henüz hiçbir dış etki ile karşılaşıp etkilenmeden evvelki orijinal hali akla gelir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurur: “O halde yüzünü, Allah’ı bir tanıyarak dine, Allah’ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Allah’ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”(Rum Suresi. 30)

Buradan anlamaktayız ki, Yüce Allah insanın doğasını temiz yaratmıştır. Ona iyilikleri sevimli, kötülükleri çirkin olarak görme yeteneğini doğuştan vermiştir.

Hiçbir dini inanca sahip olmayan ve hiçbir bilgi birikimi olmayan birine bile, cinayetin gaspın, hırsızlığın iftiranın iyi bir şey olup olmadığı sorulsa, “İyi bir şey değildir”. Diye cevap verecektir. Bu tür davranışlardan rahatsızlık duyduğunu ifade etmekten çekinmeyecektir. Ancak Sonradan doğasına aykırı şekilde yönlendirilerek şartlandırılmış olması hali müstesnadır. Bu durumda, o kişi şartlandırıldığı veya belletildiği gibi cevap verecektir.

Hz. Peygamberimiz Mekke”nin fethinden dönerken, yolda pusu kurmuş olan Hevazin kabilesinin saldırısı ile karşılaşır. Askeri düzenini bozmuş olarak ilerleyen Peygamber ordusu bozguna uğrarsa da sonradan toparlanır ve müşriklerin peşine düşer. Bu takip sırasında bazı Müslüman savaşçıların rastladıkları müşrik çocukları öldürdükleri görülür. Bu olaydan Hz. Peygamberimiz haberdar olunca onlara şöyle der:

“Ben size, sizinle savaşmayan sivilleri, çocukları kadınları ihtiyarları öldürmeyin. Ekili dikili alanlara zarar vermeyin dememiş miydim?”

Onlar; “Ya Resulallah! Onlar müşriklerin çocuklarıdır. Belki şimdi değilse bile, büyüdüklerinde babaları gibi olmayacaklar mı?”

Resulullah; “Siz de önceden müşriklerin çocukları değil miydiniz? Allah size hidayet etti de İslam oldunuz. Allah’ın onlara da hidayet etmesi mümkün değil midir?“

İnsanoğlunun doğası temizdir. Ancak etkisinde kaldığı ailesi, eğitimi veya içinde yaşadığı çevresi onu kirletebilir. İslam inanç ve ahlakı fıtratın tezahürüdür.

Daha sonradan servet, şöhret ve şehvet hırslarıyla kirlenmemiş olan gönüller hep bu fıtratlarından gelen dini düşünceyi yaşamışlardır.

Hz. Peygamberimizin peygamberlik yıllarından önceki zamanlarda Mekke’de senenin belli mevsimlerinde panayırlar kurulur, çeşitli müsabakalar yapılır, ödüller kazanılırdı. Bu müsabakalardan birisi de şiir yarışmaları idi. Dereceye giren şiirler Kâbe’nin kapısına asılırdı ve bir daha ki yarışmaya kadar orada kalırdı.

Bunun dışında panayır yerlerinde insanların toplu olarak bulunduğu alanlarda edipler tarafından hitabeler okunur, herkes dikkatle dinler ve bu hitabeler vasıtası ile bilgilenirlerdi.

Bugün hitabesini size sunacağım Meşhur Edip, Kuss bin Saide isimli bir kişidir. Bu kişi şair, edip ve aynı zamanda kabile reisidir.

Peygamberlik yıllarından önce Hz. Peygamberimizin Hz. Ebu Bekir ile beraber hazır bulunduğu Ukaz Panayırında, Kus bin Saide devesinin üzerinden, kendisini dinleyen kalabalığa şöyle seslenmiştir.

“Ey İnsanlar!

Sözlerimi iyi dinleyiniz ve belleyiniz.

Bir şeyi duyup ezberlediğiniz zaman, ondan faydalanınız.

Yaşayan ölür, Ölen fani olur. Olacak olan her şey olur.

Yağmurlar, bitkiler, rızıklar, azıklar, analar, babalar, diriler, ölüler, çiftler, tekler.

Bunların her birinde işaret üzerine işaretler var.

Gökyüzünde haberler var. Yeryüzünde ibretler var.

Gece karanlığa, Gökyüzü burçlara,

Yeryüzü geniş yollara,

Denizler de dalgalara sahip.

Bana ne oluyor ki, hep insanları giderken görüyorum da, 

Gittikleri yerden dönerken hiç görmüyorum?

Gittikleri yerden hoşlandılar da, oraya mı yerleşip kaldılar.

Veya oraya terk edildiler de orada uyuyup mu kaldılar?

Kuss gerçek manasıyla yemin ederek sizlere der ki,

Allah’ın bir dini bir düzeni vardır ki, 

Sizin takip ettiğiniz dininizden ve yolunuzdan daha sevimlidir.

Ve Allah’ın bir peygamberi olacaktır ki O’nun zamanı gelmiştir.

Gölgesi üzerinize düşmüş, zuhuru yaklaşmıştır.

Ne mutlu! O’na yetişip de iman ederek doğru yolu bulanlara!

Yazıklar olsun O’na karşı çıkıp isyan bayrağını açanlara!

Ömürleri gaflet ile gelip geçen toplumlara yuh olsun.

Ey Iyad Kabilesi!

Nerede babalarınız, dedeleriniz? Nerede hastalar ve ziyaretçileri?

Nerede şiddetli mısır firavunları?

Nerede binalar yapıp yükseltenler?

Nerede mekânlarını döşeyip süsleyenler?

Nerede evlatlar ve mallar?

Nerede azgınlık ve taşkınlık yapanlar?

Nerede toplayıp biriktirip yığanlar?

Nerede “Ben sizin en büyük rabbinizim.” diyenler?

Onlar sizden daha zengin ve daha kudretli değiller miydi?

Hem sizden daha da uzun yaşamıyorlar mıydı?

Toprak onları bir değirmen gibi koynunda öğüttü.

Ve onları parçacıklara ayırdı.

İşte Çürümüş kemikleri ve harap olmuş evleri.

Yerlerini yurtlarını şimdi köpekler şenlendiriyor.

Hayır! Hayır! Gerçek şu ki; tek Ma’bud tek olan Allah’tır.

Onun anası babası ve evladu ıyali de yoktur.

Geçmiş gitmiş insan topluluklarında görülüp düşünülecek olan ibretler vardır.

Ölüm ırmağının gidiş yolu vardır ama çıkıp geriye dönüş yolu yoktur.

Kavmimin büyüklerinin ve küçüklerinin o ölüm ırmağına doğru gittiğini görüyorum.

Kesinlikle inandım ki; her ferdinin başına gelen benim de başıma gelecektir.”

 Hz. Peygamberimiz Hz. Ebu Bekir ile beraber bu hitabeyi dinlediğinde 37 yaşlarında idiler. Kus Bin Saide İslam’ın tebliğ devrine yetişemeden vefat etti. Kabilesi ise Müslüman oldular. Hz. Peygamberimiz Kus Bin Saide için ve kavmi için övgü içeren sözler söyledi.  İşte fıtratın sesi, İslam’dan önce bile bir Şair’e bunları söyletti. İslam hayatın dinidir. Ölümü yüceltip hayatı aşağıladığımız sürece fıtrata aykırı davranmış oluruz.

“Bir kitabullah’ı A’zamdır seraser kâinat.

Hangi harfin altını yoklasan Allah çıkar.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright© 2019 Tosya Haber37 Gazete ve Matbaacılık

bahis siteleri

matbet

lotcasino.com

bahismobilodeme.com

domingossport.com

mobilbahisodeme.com

milanobet

deneme bonusu veren siteler

uzmanwin.com

mobil ödeme bahis

tipobet

canliturkcasino.com

betcosport.com

escort istanbul

kaçak iddaakaçak bahisgüvenilir bahis siteleriiddaa sitelerien iyi bahis siteleriillegal bahisen iyi canlı bahis sitelericasino sitelericanlı bahis siteleriensobet üyelikbonus veren sitelercanlı bahis

film izle