Tosya Haber37 Gazetesi

Vedasız Buruk Ayrılıklar

Vedasız Buruk Ayrılıklar
Davut ZATDavut ZATTÜM YAZILARI
78 Okundu
09 Ekim 2019 - 10:27

Gitmeler ve kalmalar, insanoğlunun hayat çizgisinde sürekli tekrarladığı bir serüvendir. Hep bir yerlerden geliyor ve hep bir yerlere gidiyoruz. Ancak, esas olan gidip geldiğimiz yerlerde bıraktığımız izler değil midir? Kimi gittiğimiz yerlerden ayrılsak da oralarda kalıyor bir yanımız. Bazen de dönerken bir şeyleri veya birilerini alıp getiriyoruz ya da götürüyoruz yanımızda. Şayet kaderimiz ise; gitmek kadar dönmek de vardır sılaya. Gitmek en son gidilen o uzun yolculuk değilse şayet, sevdiklerimizle ve gidip dönmesini beklediklerimizle daha çok görüşeceğiz demektir çeşitli vesilelerle…

Geleceğe dair umudun düzeyi ne kadar yüksek olursa olsun, her veda da buruktur ayrılıklar. Hangi türde, hangi duyguda ve ne kadar ayrılık yaşanırsa yaşansın farklı olmayacaktır veda zamanları. Mazi hep hatırdadır zira. Yüreğin burkulmasına sebep, özlemlerin dindiği ve hasretlerin yok olduğu zamanların en diri haliyle halen hafızalarda varlığını sürdürmesidir. Ekmek kavgası öncelikli kaygımız olup ilk defa gurbete giderken, büyük acıdır ayrılık. Bayramlar bitip sıladan gurbete dönerken, hüzünlüdür ayrılık. Nişanlılar ve sevdalılar her kavuşmanın ardından el sallarken hasret yüklü ve kaygılıdır ayrılık. Kısa da olsa kavuşmalar, hiç yoktan iyidir, lakin sonu ayrılık değil midir yine de? Zamanın etki sahası, özlemin miktarına göre hiç dinmez bu kısacık kavuşmalarla yaşanan özlemler. Ayrılmak istemesek de hayat gerçeğiyle karşı karşıyayızdır her kavuşmanın ardından.  Vakit veda vakti olduğunda ayrılıklar kaçınılmaz olur en gerçekçi haliyle. Güzel temennilerle ve sımsıkı sarılmalarla hissedersiniz ayrılıkların yürek çarpıntısını. Duygular gizlenir, gözler kaçırılır ve hareketler hızlanır, biran evvel ayrılmak için. Çünkü duyguların aşikâr olması ve mahremiyetin özel alanına girilmesi muhtemeldir ayrılığın ağır yükü omuzlara düştüğünde.

Bazen de öfkelidir ayrılıklar. Fikir ayrılıkları, duygu kırılmaları, vefasızlıklar ve acı sözler sebeptir öfkeli ayrılıklara. Bir de tartışarak ayrılanlar vardır. Kırıp, dökerek, yakarak ve yıkarak.  İnsan iyi iken iyidir de “alacası içinde olan insanın ne yapacağı bilinmez” demiş büyüklerimiz. İnsanın iyiliğinin ispatı asıl, olumsuzluklar karşısında takındığı tavırdan belli olur. Başlardaki iyilik gibi sonunu da iyi bitirmek, iyi ve düzgün insanın sıfatıdır. Her ne olursa olsun ayrılık demek, bir bakıma bütün yaşanmışlıkları mazinin küllerine terk etmek demektir. Geçmişi güzel olan bir yaşanmışlığın finalinin de güzel yapılması gerekmez mi? Böylesi aynı zamanda vefanın, saygının ve sevginin de bir gereğidir.  Öyle ise birliktelikler kadar ayrılıklar da son derece önemsenmelidir. Hayatın ne getireceği bilinmez. Kırıp dökerek, yakıp yıkarak, sırt dönüp giderken yapılan vedasız ayrılıkların ardından hayat, size yeniden gözyaşı ile pişmanlıklar armağan edebilir.

Can yanarsa göz ağlar, söz ağlatır. Davranışlar içinizi acıtır. Demir alma günü gelmişse limandan öfkeli ayrılıklarda el bile sallanmaz. Ay geceyi eskisi gibi aydınlatmaz, gün doğuşu heyecan yapmaz. Kalplere çizik, anı defterlerine kaplık yaptırıyorsa ayrılık, arkanızdan su dahi dökülmez. Filmlerin şeridi sona dayandığında, bir geçmişin romanını yazdırma eyleminin kapısını da aralıyordur ayrılık. Hiç kuşkusuz kötü bir tercihtir. Sebebi ne olursa olsun isteyerek ya da istemeden bir vazgeçişin tanımına karşılık gelen ifadedir. Nereden, kimden ve hangi duygudan ayrılıyor olursak olalım, bir şeyleri içimizden söküp almıyor mu ayrılık? Duygularımızda değişim, hayatlarımızda kırılma ve ağı
izmir escort
izmir escort bayan
escort izmir
z tadımıza bir zevksizlik meydana getirmiyor mu? Öfke, endişe, sitem ve gereksiz kıskançlıklar ayrılığın başkahramanlarıdır. Gitmelerin zamanına denk düşer bu türden tepkiler. Velev ki, böylesi ayrılıklar da gitmeler, yürekten değil de zorunluluktan olsa dahi.  Yine de bu bir gidenin ve kalanın olduğu, ayrılmaların ise gerçek olduğu hakikatini değiştirmez gönülsüzlük…

Evet, her büyülü zaman dilimi elbette son bulacaktır. Zira hasat mevsimi bitmiştir artık. Hepimizde ama öyle ama böyle bir şekilde ayrılık duygusu ile tanışacağız. Er ya da geç ya sevdiklerimiz bizi bırakacak ya da biz onları bırakacağız. Göç edeceğiz; dünyadan, duygudan, memleketten, sıladan, anadan, babadan ve yardan. Eşten, dosttan, aileden, güzelliklerden ve sevdalardan… Bu gerçeğin zirve yaptığı o an da yani acı gerçekle yüzleştiğimizde; duygusal atmosfer sözleri hapseder, ifadeyi sınırlar. Kelimeler kırk boğumdan geçer, ayrılık konuşmalarında. Gönül ister ki, hiç ayrılmasın seven yürekler, birliktelikler vedalar ile sonlanmasın. Çünkü nice yaşanmışlıklar vardır ayrılıkların gerisinde. Söylenmiş kelimeler, konuşulmuş cümleler ve yaşanan acı tatlı anlar vardır. Kaliteli paylaşımlar vardır.  Bir boşlukta kaybolup gidecek kadar kıymetsiz değildir hiçbirisi de. Bir de yaşanması muhtemel, daha nice zenginlikler, söylenesi cümleler, paylaşılası zamanlar beklenirken, ayrılmak olacak şey midir? Sırf bu yüzden zamansız sayılır tüm ayrılmalar. O nedenle de; ne söylenirse söylensin, ne yapılırsa yapılsın ayrılıkların tesellisi olmaz bana göre. Hele ki istenmeden yaşanan cinsten ise…

Ne var ki, insan bir kez ayrılmaya dursun. Daha da kırılan kapıdan içeriye sağlam ışıklar süzülmez. Köprü altından geçen sular tersine akmaz. Yani artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Ancak vedalaşarak yapılan ayrılıklardan tutun, vedasız ayrılıklara kadar yine de hepsi içinde bir ümit barındırabilir tekrar kavuşmak adına. Tam da işin uzmanına kulak verelim burada yeri gelmişken; “Kaybettiğinizi toprağa vermedikçe, yasınızı bitiremezsiniz.” diyor.  Ayrılıkların ardından hayat, tekrar bir araya gelme şansını verir mi taraflara, bu bilinmez. Belki de bazılarının bazılarıyla ayrılığı, son kez görmüş olma anlamı taşır. Zira dünyanın bin bir türlü hali vardır. ‘Gitmek vardır, dönmek yoktur’ diyerek, kucaklaşıp yaşanan ayrılmalar işte tam da bu yüzdendir. Bilerek ya da bilmeyerek yapılan hata ve kusurlara özürler beyan edilir. Af dilenir. Helallik istenir. Haklar helal edilir.

Hâsılı buruktur ayrılıkların ağızda bıraktığı tatlar. Hüzünlüdür yürekler. Kırıktır kollar. Hicran yüklüdür vicdanlar. Ruhlarda bıraktığı izler ise taşıması güç ve bir o kadar da ağırdır. Kırgın yüreklerin omuzlara yüklediği ağırlık, bacakların ferini keser. Gözler nemli nemlidir. Bu nedenle olmalı ki; “Ayrılık bile ağlardı, ayrılığı yaşasaydı” diyen gönül sultanının sözleri manidar olup, yeterince dikkate alınmalıdır. Yine Dr. Kemal Sayar’ın sevdiğim bir sözü var; “her ayrılık iyi bir veda’yı hak eder.” diyor. Ne kadar kıymetli bir söz öyle değil mi? Söylemesi kolay da nerede bu sözün hakkını verecek vefalı insanlar?

Vedası eksik her final, yarım kalmış bir dert ve cefa demektir bana göre. Ayrılığın türü iyi de olsa kötü de olsa illa bir veda gerekir. Çünkü içinizde uhde, kalbinizde yara ve söylenmemiş sözlerin ağır yükü kalmasın. Samimiyse ayrılan, kapatılan bir defterin yazılacak satırı, yıkılan bir ağacın tutunacak dalı olmasın diye illa veda gerekir diyenlerdenim.

Ayrılıklara alışmamanız ve gidenlere muhtaç olmamanız dileğiyle.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright© 2019 Tosya Haber37 Gazete ve Matbaacılık

izmir escortescorthd porno