DOLAR 18,6377
EURO 19,5959
ALTIN 1.077,67
BIST 5.046,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 10°C
Hafif Yağmurlu
Kastamonu
10°C
Hafif Yağmurlu
Cts 9°C
Paz 7°C
Pts 7°C
Sal 9°C
resim yükle
resim yükle

Ahilik örneği

Ahilik örneği
Beypark
05.10.2022
151
A+
A-

Kuruculuğunu Ahi Evran Hz.nin yaptığı, onun öğretileri ve eğitim metotları ile disipline edilerek şekillenmiş bir teşkilattır Ahilik. Dürüst ticaret yapmanın, iyi ve ahlaklı insan olabilmenin yanı sıra saygıya dayalı bir esnaflık hukukunu tavsiye eder.

O-nderler-Haber-I-c-i-Gif-Reklam

Hazmederek, özümseyerek ve hak ederek; çıraklık, kalfalık ve ustalık zanaatları öğretilir. Esnaf ve çalışan dediğin; hakkı olanı ister, hakkı olmayanı istemez. Kimsenin hakkına girmediği gibi çalışanını da kendi evladı gibi görür. Şefkatle muamele ederek onu topluma kazandırmaya çalışır. Kendisi siftah edince müşterisini komşu esnafa yönlendirir. Kendisi helal lokma peşinde iken, yetiştirdiklerine de helal kazancı öğütler… Evet, Ülkemizde her yıl Eylül ay’ında “Ahilik Haftası” olarak kutlanıyor. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde sanat, ticaret ve ekonomi gibi alanlarda kendini gösteren bir yapıydı Ahilik. Temelini ahlaklı insan olmaktan alan ve çalışma hayatını ahlaki kurallar içinde düzenleyen disiplinli bir örgütlenme şekliydi. Gerek ticaret gerekse toplum hayatı içinde son dönemlere kadar da bu öğretilerin güzel izlerini görmek mümkündü. Şahsen, Tosya’mızdaki esnaflar arasında da zaman zaman bu numuneleri görme imkânını gözlemsel olarak elde ettiğimi söylemeliyim. Çırak, kalfa, usta ve patron ilişkisinde hiyerarşi olarak takip edilen silsilede saygının esas oluşu gibi. Bayramlarda çıraklara harçlık dağıtılması, bayram namazlarını topluca kendi meslek alanlarındaki camilerde kılmak gibi. Ya da meslek odalarında iş erbabı ile bayramlaşarak bir araya gelip kaynaşmak gibi. İzne bağlı işler yapılması, bir yandan iş öğretilirken, diğer yandan da kişiye ahlak kazandırma ve topluma insan kazandırma eğitimi verme çabasında olmak gibi… Peki ya şimdi? Çırak ustaya rakip, kalfa patrona! Karşılıklı açılan dükkânlarda müşteri çalma yarışı. Patron yanında çalıştırdığı işçisine çelme atıyor, ona kafa tutan usta, kalfa, çırak birbirine saygısız hareketler yapıyor. Ya da ustası ve patronu yanlış yapsa dahi “sahibinin sesiyle” ciyaklayan çırak, kalfa ve ustacıklar(!) Esnaf, esnaflık haricinde doğru yanlış demeden her türlü dedikodunun peşinde… Ne diline, ne tartıdaki eline sahip çıkıyor. Ne de helal lokma derdinde. Para gelsin de nereden ne şekilde gelirse gelsin umursamıyor. Nerede güzel ahlak mücadelesi, nerede doğruluk, dürüstlük, kardeşlik, sevgi, saygı, yardımseverlik. Nerede kaldı insanlık? Bu güzellikler tesis edilebilseydi eğer, kazanılanlar korunmuş olsaydı; çırak olarak işe alınanlar emanet bilinseydi, sömürülmeseydi… Sanıyorum şu an; genelde Ülkemizin özelde de Tosya’mızın sosyo-ekonomik yapısı bambaşka olurdu diye düşünüyorum. Demek ki; eskisi gibi işçi işveren ilişkisi kurulamadığından, hak yenildiğinden, ezildiğinden, üzüldüğünden dolayı rakipleşmeler ortaya çıkıyor. Şayet; patron işçisinin sigortasını yatırsaydı, fazla mesaisini verseydi, izin gününde iznini kullandırsaydı, izin vermiyorsa ilave maaşını verseydi. Evden yemek getirtmek yerine “sadaka” niyetiyle dahi olsa işçisine yemek verseydi. Bir lokma ekmeği ona çok görmeseydi, onu yiyinceye kadar kırk laf söyleyip boğazına dizmeseydi. Başını okşasaydı, gönlünü kazansaydı. Hastalandığında bizzat kendi eliyle hastaneye götürseydi. Çalışanına birazcık olsun değer verebilseydi, insan yerine koyabilseydi… Büyük bilge insan Ahi Evran’ın bize öğrettikleri uygulanmaya devam edilseydi, Tosya esnafının ve yetiştirdiği insanlarımızın hali böyle mi olurdu? Gelinen noktada durum hiç açıcı görünmüyor. Siz ne dersiniz? Ne diyelim; Ahilik teşkilatının derecelerinden geçmiş, ahiliğin yedi ilkesini prensip edinmiş bir iş dünyasına duyduğumuz özlemi, bu vesileyle bir kez daha dile getirelim. Haftayı vesile bilerek ilgili esnaf ve sivil toplum kuruluşlarımızın kendisini gözden geçirmesini dileyelim… Ahi Evran Hz. başta olmak üzere, silsilesinden gelip geçmiş tüm Meşayihi ve ticaret hayatımıza numunelik yapmış Alpleri, Erenleri, Sivil Toplum Kuruluşlarının yöneticilerini rahmetle anıyorum. İzlerini sürmek isteyen bugünün temsilcilerini de saygı ile…

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.