Tosya Haber37 Gazetesi Güncel ve Doğru Haberlerin Adresi

Allah’ın Emri Olan Okuma

Allah’ın Emri Olan Okuma
Halil İbrahim Sabırlı
Halil İbrahim Sabırlı( [email protected] )
561
27 Kasım 2019 - 12:06
ResimLink - Resim Yükle

Bilindiği üzere Peygamber Efendimiz s.a.v.e 40 yaşına geldiğinde Hira Mağarasında İlk vahiy gelmiş ve peygamberlikle görevlendirilmiştir. Buhari ve Müslim in Hz. Aile annemizden rivayet ettiklerine göre Peygamber Efendimiz, içinde yalnız kalmayı adet edindiği Hira Mağarasında iken Ramazan ayının 27. gecesi tan yerinin ağarmaya başlamasından az önce ufukta nurdan bir varlık görmüş, o zamana kadar hiç karşılaşmadığı bu nurani varlığın (Cebrail aleyhisselam) kendisine seslendiğini duymuştur.

Peygamberimiz İlk vahyin gelişini şöyle anlatmaktadır. Melek bana okumamı emretti. Kendisine okuma bilmediğimi söyledim. Beni kollarının arasına alıp kuvvetle sıktı. Sonra, oku dedi. Ben yine, okuma bilmem dedim. Beni tekrar kollarının arasına alıp kuvvetle sıktı ve oku diye tekrar etti. Ben yine okuma bilmem dedim. Üçüncü defa kollarının arasına alıp kuvvetlice sıktıktan sonra bıraktı ve şöyle dedi. ” Yaratan Rabbinin adı ile oku. O insanı alaktan ( asılıp tutunan zigottan) yarattı. Oku, Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O kalemle( yazmayı da) öğretendir. İnsana bilmediklerini O öğretmiştir.( Kur’an  Yolu Tefsiri, c. 5, s.595 Diy.İ.Bşk.)  Bu gün toplumumuzda, İslam’ın insanlara ilk emri nedir diye sorulsa, bu soruya verilecek cevap çoğunlukla “oku” şeklinde olacaktır. Bu cevap kısmen doğru olmakla beraber ayetlerdeki, “okuma” için belirlenen hedefi içermemekte, dolayısıyla da eksik kalmaktadır. Bu ayetlerden sonra Kur’an’ı okumanın, anlamanın ve yaşamanın önemini bildiren ayetler de inmiş olmakla beraber Yüce Rabbimiz insanlığa gönderdiği ilk mesajında neyi okuyacağımızı  değil nasıl okuyacağımızı bize öğretmiştir. Diğer bir ifadeyle Yüce Allah okumamız gerekenlerden önce okuma niyetimizin doğru olmasını bize bildirmiş ve öğretmiştir. O da okuduğumuz ne olursa olsun Allah’ın adı ile, Allah rızası için, okumamızdır.

Buna göre öncelikli olan ilahi kelam Hz. Kur’an ın okunmasının, anlaşılmak için araştırılmasının yanında Allah’ın fiili/eylemsel bir kitabı durumundaki kainatın/evrenin de araştırılması ve sırlarının imkanlar ölçüsünde çözülmesi, üzerinde düşünülmesi, tefekkür edilmesi gerektiğini de anlamamız gerekiyor.  Allah’ın yarattıkları üzerinde düşünerek Onun yüceliğini, sanatının inceliklerini ve gücünün sonsuzluğunu kavramamızı isteyen bir çok ayeti kerime vardır. Onlardan bir kaç tanesi şöyledir. ” Göklerde ve yerde Allah’ın varlığına, birliğine, güç ve kuvvetinin sonsuzluğuna işaret eden nice deliller vardır, fakat onlar o delilleri görmezden gelerek geçip giderler.” ( Yusuf süresi,105. ayet.)

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahibi kişiler için elbette ibretler vardır. ( Ali İmran suresi,190. ayet.)

Her türlü maddi ve manevi gelişme ancak bilgi ile olabilir. Bilgisiz hiç bir yere varılamaz. Ancak bilginin, öncelikli olarak o bilgiye sahip olan kişiye, daha sonra da diğer insanlara faydalı olması beklenir. Fakat bazen bilgi sahibinin elinde korkunç bir silaha ya da insanlara ve doğaya zarar veren bir araca dönüşebilmektedir.

Söz gelimi, organ hırsızlığı ve kaçakçılığı yapanların bu iş için yeterli derecede bir tıp bilgisine ve uzmanlığa sahip olmaları gerekir. Yoksa sıradan, herhangi bir tıp eğimi almamış kişiler bu cinayeti işleyemezler.  Bu durum dini ilimler de dahil bütün bilim dalları ve bilim insanları için aynıdır ve geçerlidir.

Bunun için dinimiz okumaya, öğrenmeye, araştırmaya son derece önem vermiş olmakla beraber Efendimiz s.a.v. faydasız bilgiden Allaha sığınmıştır. Faydasız bilgiden kastedilen, her türlü bilginin fayda verecek şekilde değil, zarar verecek şekilde kullanılması ve değerlendirilmesidir.

Faydalı bilgi deyince eğer bu bilgi bir dini bilgi ise, kişinin önce onu Allah için öğrenmiş olması, onunla amel etmesi, onu başkalarına da öğretme gayreti içinde olması anlaşılır. Pozitif bir bilgi ise yine onu Allah için öğrenmiş olması, onunla kendisine fayda sağlamanın yanında insanlara da fayda sağlaması, gayri meşru bir şekilde kullanarak zararlı hale getirmemiş olması kastedilir.

Ayeti kerimede  ” ilim sahipleri için yüksek dereceler vardır” ( Mücadele süresi, 11. ayet.) buyurulmuştur. Yüce Allah’ın kitabını, dini, okuyup öğrenenler de, pozitif ilimleri okuyup öğrenenler de eğer niyetleri Allah’ın rızasını kazanmak, Onu daha iyi tanımak ve kullarına hizmet etmek olursa ayeti kerimede vadedilen derecelere nail olurlar.

Allah’ı en iyi şekilde tanıyan ve ona gerektiği gibi saygı gösterenlerin alim/bilgin kişiler olduğu ayeti kerimede şöyle ifade edilmiştir. “Allah’a karşı gerçek anlamda sadece alimler/bilginler huşu duyar”. (Huşu; derin bir saygı duymak, sevgisini kaybetmekten korkmak anlamına gelir.)

Buraya kadar söylediklerimizi özetleyecek olursak; Kitabımız Kur’an ı Kerim bizden hem kendisini, hem kainatı, yani okunmak özelliğine sahip olan her şeyi Allah için ve onun adı ile okumamızı, bu şekilde Rabbimizi daha iyi tanımamızı, sahip olduğumuz bilgileri hem kendimiz hem de bütün bir insanlık için faydalı bir şekilde kullanmanızı bizden istemektedir.

 

Isdunyasiburada.gif

Copyright© 2020 Tosya Haber37 Gazete ve Matbaacılık

izmir escort escort hd porno