Site Rengi

DOLAR 7,5511
EURO 8,9554
ALTIN 473,85
BIST 1.111
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 29°C
Az Bulutlu
Kastamonu
29°C
Az Bulutlu
Cts 25°C
Paz 27°C
Pts 25°C
Sal 25°C

Bir Amacı Olmalı İnsanın

Bir Amacı Olmalı İnsanın
22.07.2020
292
A+
A-

Gayesiz yaşayamaz insan şu hayatta. Yoksa pinti olur, depresif olur. Boşluğa düşer. Bir amacı olan çaba harcar ona ulaşmak için. Herkes amacına göre gayretini de o yöne sarf etmez mi? Bu nedenle kendimize iyi amaçlar edinirsek, sağlam yollara çıkarız sonuçta. Bu yüzden söylemiş olmalı büyülerimiz “niyet hayır akıbet hayır” diye. Her kim neyi amaç edinmişse ona hizmet edeceği de muhakkaktır. Hiçbir gayesi olmayanı ise nefsi esir alır, kendisine hizmet ettiren amaçlar edindirir. Bu nedenle ulvi amaçları olmalı insanın. İlahi yolculuğa niyet etmeli. Rabbin rızasına talip olmalı ki, bu niyetin akıbetini hayra ulaştırabilsin.

Etrafımıza şöyle bir bakıyoruz; çoğu insan yaşantısından memnun değil. Memnun olduğunu söyleyenlerin çoğu da yapmacık davranışlar ve rollerle memnuniyetsizliklerini gizleme çabasındalar. Herkes dünyalık amaçlar edinmiş. Hedefler belirlemiş. Bu hedef tespitine göre de programlar yapıyor. Halbuki niyeti Allah (cc) olanın programı da ona uygun olmaz mı hiç? Nemelazımcılık yapar mı? Etrafta yangın varsa o yangının bir gün bize de ulaşacağı dikkate alınır. Ortalığı ateşe verenleri görmek, anlamak ve karşı mücadele etmek ister. Yine kendisine çelme atan gerek şeytandan gerek nefsani ve kötü hislerden gerekse şeytanlaşmış insancıklardan korunmayı amaç edinir. Manevi bir yöntem benimser ve belirler. Bir programa tabi tutar kendini. Disiplin olmadan başarı gelir mi hiç? Maddi yönden planlama yapamayanlar nasıl ki iflas ederler. Bütçesine uygun hareket etmeyenler de borç batağına düşerler. Tıpkı bunun gibi manevi planlamasını niyet ve aksiyon bazında başaramayanlar da maneviyatlarını iflasa sürüklerler. Allah (cc) bizleri bu duruma düşmekten korusun.

Öncelikle kişi ahiretin varlığını iyi bilmeli. O’na yakinen iman etmeli. Dünyada yaptıklarımızın her manada olumlu ya da olumsuz bir karşılığının olduğuna inanmalı. Bu inanma söz boyutunun ötesine geçerek şuur kazanmalı benliğimizde. Programlamasını bu eksende yapanın dünyası da mutlu olur. Ayeti Kerimede: “Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. Kim de mü’min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir.” (İsra Suresi:18-19) buyrulmaktadır. O halde kişi amacını ilahi hükme uydurmalıdır. Dünya ya da ahiret noktasında tercihini yaparak bunu hakkedecek bedelleri de ödemeyi göze almalıdır. İşte o zaman müjdelenenler kervanına kavuşuruz.

Aksi halde yapılanların ve yaşananların hak namına bir karşılığı olmayacaksa hayatın ne anlamı olurdu ki? Düşünün; ahiret inancı olmayanların ‘gidip de gelen mi olmuş’ diyenlerin yaşantılarını. Zulüm, haksızlık, adaletsizlik, boş vermişlik, kaba-sabalık, sorumsuzluk yaşantılarında dizboyu değil midir? İşte bu avarelik her anlamda kişiyi bunalımlara ve umutsuzluğa sürükler. Ocağını batırır. Ahiret gibi bir amacı olmayanın dünyada sorumlu davranması düşünülemez zaten. Diğer taraftan dünya üzerinde adaletsizlikmiş gibi görünen çoğu mesele de ahiret inancı sayesinde çözüme kavuşur. Zengin fakir, güçlü güçsüz, hasta sıhhatli, imkân sahibi düşkün, güzel çirkin, yakışıklı özürlü vb. birçok dengesizlik aslında kulun imtihanı için gerekli olan hususlardır. Zira Allah (cc) kimi kimle ve neyi neyle imtihan edeceğini bizden daha iyi

bilendir. Bizi iyi tanıdığı için şartlarımızı da bildiğinden özel imtihan vesileleri yaratır. Biz de bunu bilip, idrak düzeyinde O’na teslim olursak sınavımızı daha kolay veririz…

Amacımızın, Allah’ın rızasını kazanmak ve hem dünyada hem de ahirette mutlu olacak bir hayatı kendimize hediye etmek olmasını diliyorum.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.