DOLAR 18,5806
EURO 18,4922
ALTIN 1.024,28
BIST 3.474,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 15°C
Çok Bulutlu
Kastamonu
15°C
Çok Bulutlu
Per 17°C
Cum 14°C
Cts 15°C
Paz 18°C
resim yükle
resim yükle

Cengiz Aytmatov ve toplum

Cengiz Aytmatov ve toplum
Beypark
15.12.2021
434
A+
A-

‘Türk dünyasının yetiştirdiği ve dünyanın okuduğu bir yazar vardı bir zamanlar; Cengiz Aytmatov’ diye yazmıştım gazetemizdeki ilk yazımızda. Dün yani 12 Aralık 2021 tarihi onun doğumunun 93. Yıldönümü idi. Pek çok platformda onun eserleri, eserlerinin okurlar üzerindeki etkisi ve gelecek nesillere bıraktığı mesajlar konu-şuldu.

GU-NCELLENEN-Reklam

Biz de dün akşam geç saatlere kadar internet ortamında, evimizin sıcaklığında sayıları sekseni bulan dinleyici önünde dilimiz döndüğünce onu ve eserlerini anlatmaya çalıştık. Peki neydi Aytmatov’u bu kadar önemli kılan? Niçin onun eserlerini okuyanlar dönüp dönüp yeniden okumalarının sebebi?
Bu soruya cevap vermek hem çok kolay hem de çok zor. Hiç olmazsa bir hikayesini, bir romanını okumayan yoktur diye düşünüyorum. Hatta daha da ileri gidip bizim gençlik yıllarımızda baş rollerini Türkan Şoray ile Kadir İnanır’ın oynadığı “Al yazmalım selvi boylum” filmini seyretmeyen yoktur. İşte o film Aytmatov’un hikayesinden perdeye uyarlanmıştı. Ne kadar da farklı bir senaryosu vardı, değil mi? Hatta sonunda yanlış da olsa hoşumuza giden bir çıkarım da yapılıyordu; “Sevgi emek ister!”
İngiltere’nin başşehri Londra’da kurulmuş olan ve başkanlığını Prof. Dr. Rahima Abduvalieva’nın yaptığı Londra Aytmatov Akademisi, 2015 yılında Lordlar Kamarası adı verilen İngiliz Parlamentosu binasında görkemli bir törenle ilk ödüllerini dağıtmıştı. Kadir İnanır o törene bizzat katılmış ve ödülünü almıştı. Türkan Şoray ise “uçak korkusu” yüzünden Londra’ya gidemediği için onun ödülü daha sonraya ertelenmişti. Aslında tam da bugün İstanbul’da büyük bir otelde düzenlenecek törenle onun ödülü takdim edilecekti. Ne yazık ki hava muhalefeti yüzünden Ocak ayına ertelendi.
Aytmatov’un hayat hikayesi acılarla dolu. 12 Aralık 1928, Kırgızistan’ın Ta-las bölgesi, Şeker köyü doğumlu. Ba-bası Törekul Aytmatov. Bolşeviklerin “size özgürlük vereceğiz, kendi ba-ğımsız devletinizi kuracaksınız” vaadine inanmış, Rus Çarının baskıların- dan bunalmış halkını eğitim ve üretim ile kalkındırabileceğine yürekten inanmış ilk komünistlerden biri. Fakat kökenlerine bağlı, kendi halkına sırtını dönmemiş ve Kırgız kültürüyle büyü-müş Törekul, bu özelliklerinden dolayı Moskova’daki Sovyet hükümeti tara-fından tehlikeli aydınlar listesine ek-lenmiş, güya “halkların dostluğu” prensibi üzerine kurulmuş Sovyetlerin suyuna gitmediği için de “halk düş-manı” ilan edilerek kurşuna dizilmiş bir Kırgız aydını.
Törökul, Moskova’da “Sovyet eğiti-mi” aldığı sırada kendi geleceği ile alakalı gizli kararı duyunca karısı Na-gima ve oğullarını trene bindirerek Kırgızistan’daki doğduğu yer Şeker’e gönderir. Kendisi ise pek çoğu Kırgız olan diğer milletlerden 137 aydın insanla birlikte “kurşuna dizilerek” Biş-kek’in yakınlarındaki Çon Taş bölge- sindeki bir maden ocağına topluca atılarak üzerleri kapatılır. Bu hakikat ancak 1991 yılında ortaya çıkar. Yani Cengiz Aytmatov ve ailesi bu gerçeği tam yarım asır sonra—elli dört sene—öğrenebilir. Toplu mezardan çıkarılan-lardan biri Törökül’dur ve paltosunun cebinde “ölüm fermanı” yazılıdır. Daha da tuhaf olan bilgi ise “uydurma mahkeme”nin kararı beklenmeden, üç gün önce kurşunlanmasıdır. Bu konulara merak duyan okuyucularımız Törökul’un kızı, Cengiz’in kız kardeşi Roza Aytmatova’nın hazırladığı Tarihin Ak Yaprakları adlı kitabına müracaat edebilir.1 Ayrıca, bütün Türk dünyasındaki Sovyet dönemi—Stalin’i kastediyorum—aydın katliamı için Prof. Dr. Ahmet Buran’ın hazırladığı Kurşunlanan Türkoloji kitabını okuyabilirler.2 Bir edebi eser kahramanının yargılandığı “Edebiyat mahkemeleri”nin kurulduğunu hiç duymuş muydunuz? İşte bu kitapta bunları da okuyacaksınız.
Akıbeti meçhul babasının varlığını ömrü boyunca yüreğinde hisseden Cengiz Aytmatov, henüz on iki yaşında iken İkinci Dünya Savaşı patlak verir. İki büyük diktatör, Stalin ve Hitler birbirlerine meydan okumuşlar, milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuşlardır. Sovyetler Birliği içindeki halklar için bu savaş “Büyük Vatan Savaşı” olarak propaganda edilir. Halbuki iki inatçı keçinin, insanların hayatından çok kendi itibarını düşünen iki azgının savaşıdır. Beş yıl süren savaş boyunca köyünde çalışmak zorunda kalan Cengiz, cepheden gelen “kara haberleri” evlere ulaştırmak görevini üstlenir. Kapısını çaldığı her evden kopan feryat onun da yüreğinden parçalar koparır. Erkenden büyümeye başlar. Erken yaşlardan itibaren insanları ve onların duygularını yüreğinde hissetmeye başlar. Acılarını paylaşamasa da kendi “baba acısına” ortak eder.
Savaşın sona ermesi ile birlikte bu defa kâğıdı ve kalemi eline alarak kendisi yazmaya başlar. Kendisi yazar, kendisini, annesini, ninesini, dedesini, babasını, ailesini, kısacası Kırgız halkını anlatır. Kırgız halkının masallarını, destanlarını, efsanelerini anlatır. Onlarla avunur, onlarla köklerine bağlanır. Yazdıkça kalemi daha güzel yazmaya başlar. Tanpınar’ın Sahnenin Dışındakiler romanını yazdığı 1950’li yıllardır iki kalemin de savaşı anlattığı yıllar. Sahnenin dışı, İstanbul’dur ve işgal altındadır. Ana-dolu’da savaş, milli mücadele devam etmektedir. Aytmatov da savaşın yaşandığı yıllarda cephe gerisinde yani sahnenin dışındaki savaşı anlatır. Şartlar çok ağırdır. Gerçek savaş cephe gerisinde, sahnenin dışında verilmektedir. Oradan bile güzel hikâye çıkarmayı başarır. Cemile’nin hikayesi onun en güzel hikayesidir. Savaş gazisi Daniyar ile yaşadığı “aşk” dillere destan olmuştur. Fransız eleştirmen Louis Aragon, onun bu hikayesini “dünyanın en güzel aşk hikayesi” ilan eder. Kazak halkının büyük yazarı Muhtar Avezov, “Yolun açık olsun” başlıklı yazısı ile onun kalemine yol gösterici olur.
‘Cemile’ ile başlayan yolculuk 2008-’deki ani ölümünden hemen sonra ya-yınlanan Dağlar Devrildiğinde: Ebedî gelin romanı ile son bulur. Geçtiğimiz yıl küçük oğlu Eldar Aytmatov’un ha-zırladığı ve Bişkek’te Rusça olarak yayınlanan Legendi i Skazki yani Efsaneler ve Masallar kitabını da bura-da zikredelim. Son kitabının da tara- fımızdan yayına hazırlandığı ve yakın-da basılacağını duyurarak bugünkü yazımıza noktayı koyalım.
Her ölüm erken ölümdür, fakat Cengiz Aytmatov’un bu erken ölümü pek çok yeni kitabın yazılmasının önüne geçti. Sizlere zaman zaman onun hi-kaye ve romanlarından bahsetmeye devam edeceğim.
İnsanlık adına geride bıraktığı çok kıymetli eserleri için kendisine şük-ranlarımı sunuyor, ulu Tanrı’dan kendisine şefkati ve merhameti ile mua- mele etmesini diliyor, hepinize bir sonraki yazımızda buluşmak üzere ka-lın sağlıcakla diyorum.
Tanrı’nın selamı ve kelamı üzerinize olsun.

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.