DOLAR 8,7540
EURO 10,3906
ALTIN 496,61
BIST 1.391
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 28°C
Gök Gürültülü
Kastamonu
28°C
Gök Gürültülü
Pts 27°C
Sal 26°C
Çar 25°C
Per 27°C
dOBI7b
dOBI7b

Çevrecilik Bilinci

Çevrecilik Bilinci
Beypark
09.06.2021
101
A+
A-

Bilgiyle bilmekle bilinç aynı şey değildir. Bir konuda bilgi sahibi olursunuz ancak o bilgiyi pratik hayatta uygulayamazsanız sadece taşıyıcısı oluruz. Yük yaparsınız kendinize.

REKLAM-VEREB-L-RS-N

Hayatımıza dahil olmayan, fiillerimize yansımayan bilgi, kendi reklamımızı yapmaktan ve demagog olmaktan öteye geçirmez insanı. İşte bu yüzden diyoruz ki, bilginin yaşayışa intikalinin adıdır bilinç. Çevre konusun da da birçok söylemimiz oluyor. Ağzımızı açınca ‘mangalda kül’ bırakmıyoruz. Ancak ‘aslan yatağından belli olur’ sözünün ne anlama geldiğini şuurlu olarak düşünmüyoruz. Pinik yapıyoruz çevreyi rezil ediyoruz. Yol-da giderken tüketim ambalajlarını camdan atıyoruz. Fabrika kurup kimyasallarını ve kanalizasyonlarını çevreye bırakıyoruz. Şehir kuruyor kanalizasyon ve arıtma yapmıyoruz. Sözlerimizle, yaptıklarımızla, yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımızla hep kirlilik meydana getiriyoruz.
Mesela bir poşetin topraktaki yaşam süresinin farkında mıyız? Toprağın da yutamadığı nice atıklar var. Dönüp bize sağlıksızlık olarak yan-sıyor. Hafriyatları kendi uzağımıza dökerken başkalarını zararsız ettiğimizi görmüyoruz. Çöplerimizi etrafa savururken kime nereye ne kadar zarar verdiğini hesaba katmıyoruz. Kötü söz, dedikodu, fitne, kıskançlık yaparken ya da hakkı ve hakikati gözetmezken kalpleri ne kadar kirlettiğimizi bir türlü görmüyoruz. Bir fitnenin toplumda ve çevremizdeki tahrifatını hafife alıyoruz. Anlamsız dedikoduların hayatlarda bıraktığı etkiyi kendi başımıza geldiğinde fark edebiliyoruz. Kalbimizi karartıp perdelerken kirlendiğimizi önemsemiyoruz bile… Evet içinde bulunduğumuz hafta Çevreyi Koruma Haftasıdır. Dikkate alıyor muyuz? Oysa yüce dinimiz, ‘imanın bir cüzü’ sayıyor çevre bilincini. “İman altmış küsur şubedir. En küçüğü yoldaki bir taşı alıp kenara kaldırmaktır” demiyor mu? Sünnet ahlakını uygulamış olsak çevre kirliliği yaşanır mı hiç? Ayakta idrar yapmayın diyen, ağaç dikmeyi tavsiye eden, insanların oturduğu yerlere ve geçtiği yollara, su kaynaklarına atık bırakılamamasını emreden bir güzel dinimiz var. Sevap ve günah boyutu kadar hayatımıza kattığı kolaylık ve hikmetleri tefekkür dahi etmiyoruz!
Çevre ile ilgili çalışmaları sadece yetkililiklerden beklemek ne kadar doğrudur? Topyekûn bir bilinç düzeyini geliştirmek gerekiyor. Her konu da olduğu gibi insana çevre bilinçlenmesi ile ilgili bir eğitimin de verilmesi kaçınılmazdır. Bizi kuşatan ve sarmalayan, sağlığımızı ve yaşayışımızı etkileyen bir ortam var. Dışımızda kalıyor deyip yok sayamayız. Evimizden dışarı adım attığımızda o ortam ortaklaşa paylaştığımız çevredir. Herkese de lazımdır son derece. Olmazsa olmaz varlıklardır yaşamı kolaylaştırmak için. Hava, su, toprak. Gönül, kalp, ruh ve fizyoloji. Bunlar kirlenirse biz kirliyizdir. Korumalıyız, bozmamalıyız, düzeltmeliyiz. Ağaç dikmeliyiz. Sularımızı topraklarımızı muhafaza etmeli, havayı suyu toprağı korumalıyız. Maneviyatı muhafaza etmeliyiz. Sadece devletlerin gelişmişlik düzeyi değil, insanın gelişmişliği, eğitimi ve ahlakı da çevreye yansıttığı davranışından belli olmaz mı? Çevrecilik hepimizin ortak derdi olmalıdır. Daha çok para kazanmak için çevreyi katletmek günahtır. Tembellik günahtır, bencillik, dedikodu, kibir, kötü sözler manevi hastalıktır. İnsanı, canlıyı, tabiatı korumak bir insanlık görevidir. Çevre kirliliğinin sebebi insandır. İnsan ahlakıdır. Daha doğrusu ahlaksız-lığıdır!
İlla ki ‘Çevre Kanunu’ bizi hizaya getirmemeli. Ahlakımız ve vicdanımız bizi disiplin altına almalıdır. Zira utanma duygusu sinelerde ev sahibi, davranışlarımızda yaşam biçimi olmalıdır. Aksi halde her çeşit kirlenme çevremizi istila etmeye devam edecektir…

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.