DOLAR 17,9331
EURO 18,4099
ALTIN 1.039,38
BIST 2.864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 30°C
Yağmurlu
Kastamonu
30°C
Yağmurlu
Paz 25°C
Pts 29°C
Sal 28°C
Çar 28°C
resim yükle
resim yükle

“Eğitim, üniversite ve kızlar”

“Eğitim, üniversite ve kızlar”
Beypark
20.07.2022
137
A+
A-

Sevgili Tosyalılar, bildiğiniz gibi kısa adıyla ÖSYM yani Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, 2022 YKS (Yükseköğretim Kurumları Sınavı) sonuçlarını açıkladı. Bu hafta içinde 2022-YKS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu da yayınlanacak.

REKLAM-VEREB-L-RS-N

Adaylar, sadece adaylar değil elbette hepimiz tercih günlerini bekliyoruz. Tercihlerin 27 Temmuz-5 Ağustos tarihleri arasında olacağını da hatırlattıktan ve bu sene üniversiteye yerleşme hayalleri olan gençlerimizi ve ailelerini tebrik ettikten sonra esas konumuza gelelim.
Görsel ve sanal ortamda yayın yapan güvenilir bir haber sitesinde güzel bir başarı hikayesi okudum bu sabah. Sizlerle paylaşmak istiyorum. Gerçi başarı sahibinin hayat hikayesini anlattığı kitap henüz çıkmış; ama yakında elimize de geçer diye düşünüyorum. Eski model bir traktörün sürücü koltuğunda, başındaki al yazması, traktörün kenarında da bir “bakraç” bulunan fotoğraf oldukça ilgimi çekti ve haberi okudum.
Başarının sahibi bir Türk kadını, evet yanlış duymadınız bir Türk kadını. Adı da Sultan Çetinkaya Tahtacı. Haberde doğru bir ifade ile “… okuma azmiyle örnek oldu. Babasının tüm engellemelerine rağmen ortaokul ve liseyi gizlice tamamladı. Üniversite ve yüksek lisans eğitiminin ardından Fransa’da doktora yaptı. Şimdi Paris’te yaşayan kadın, başkalarına da umut olmak için hayat hikayesini kitaplaştırdı” diyor.
Bana göre “inanılmaz” bir başarı öyküsü. Kim bilir ülkemizde Sultan Hanım’ınkine benzer daha nice gizli öyküler ve ona benzer nice öykü kahramanlarımız vardır. Demek ki “kahramanlık” yalnızca eline “silah” almakla olmuyor, “kalem” de almak gerekiyor.
Bu öyküyü okuduktan sonra kendi kendime şu soruyu sordum: “Sultan hanımın babası kim?” Kim olursa olsun. O önemli değil. Olumsuz anlamda “ibretlik bir baba” bana göre. Benim için üzerinde durulması gereken o babanın niçin kızını okutmak istememesi. Günümüzde yok mu böyle babalar? Elbette var; ama her şeye rağmen üniversitelerimizde sınıfların ekser çoğunluğunu genç kızlarımız oluşturuyor. Şunu unutmayın sakın; “her şeye rağmen” diyorum.
Yakın bir geçmişte bir kız öğrencimiz “babasına rağmen” sınıfını bitirmek için direniyor. Son sınıfın son sınavlarına sıra geldiğinde henüz sınavlar başlamadan üniversite yönetimi “mezuniyet töreni” düzenlemeye karar veriyor. Baba diyor ki “kızım bak mezuniyet töreni yapılıyor, demek ki okulda işin bitti. Ben bir öğretim üyesine sordum, bitti dedi” diyor. Kız öğrenci diyor ki “baba, henüz sınavlar başlamadı. Bu tören üniversitenin görsel şöleni.” Baba “hayır kızım, törenden sonra hep birlikte evimize dönüyoruz!” Merak ettiniz mi bu kızın durumunu? Ettiyseniz söyleyeyim, istemeden de olsa sınavlara girmesine izin verdi baba.
Şimdi dönelim Sultan hanımın başarı öyküsüne.
Dört çocuklu bir ailenin üçüncüsü. İlkokulu bitiriyor ve eğitim izni bitiyor. On yedi yaşına geldiğinde—evet yanlış duymadınız—uzaktan eğitim ile ortaokula başlıyor, ardından da lise yılları geliyor. Genelde üniversite eğitiminin hatta belki de lisansüstü eğitimin bile bitmiş olabileceği hatta ve hatta kızlarımızın artık evlendirilmiş bile olduğu yirmi üç yaşında liseyi bitiriyor. Gizli gizli tabii ki.
Okumaya devam ediyor Sultan Hanım. Evi terk ediyor ve yazın domates fabrikasında çalışarak para biriktiriyor. Nihayet üniversiteye yerleşiyor. Hem de hangi bölümü kazanıyor biliyor musunuz? Haydi tahmin edin bakalım. Büyük bir üniversitemizin Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne yerleşiyor Sultan Hanım. Üçüncü sınıfa geldiğinde yıllardır üye olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği’nin sağladığı imkanlarla Erasmus Programı Öğrenci Hareketliliği üzerinden Fransa’ya gidiyor. Bir yıl okuyor ve geri dönüp eğitimini tamamlıyor.
Ardından bakın ne geliyor. Sultan Hanım, lisansüstü eğitimi için de Fransız Dili ve Edebiyatını tercih ediyor. Bitirdikten sonra da bir vakıf üniversitesinde okutmanlığa başlıyor. Sonra yeniden istikamet Fransa. Ülkenin ve dünyanın en tanınmış üniversitelerinden Sorbonne Üniversitesi’nin Grand Ekolü olan EPHE’den kabul alıyor. Altı yıllık bir eğitimden sonra “doktora eğitimini” de tamamlıyor.
Yine haberden alıntı yapalım: “Kız çocukları okuyamaz” diyenlere ders verdi.
İşte bu, gördünüz mü?..
Peki Sultan Hanım şimdi ne yapıyor dersiniz? Evlenmiş. Eşiyle birlikte Paris’te yaşıyorlar. Sultan Hanım, romantizmin kalbi dediğimiz bu şehre gelen turistlere Eyfel Kulesini gezdiriyor, onlara rehberlik ediyor. Türkiye’ye dönüp çalışabilir miydi? Elbette çalışabilirdi; ama kıymet bilen olur muydu, işte çözülmesi gereken muammalardan birisi de bu.
Şimdi sizi birkaç yıllık geriye götüreyim müsaadenizle. “Müsaadenizle!” diyorum, zira bu kelimenin “deniz” kısmından devam etmek istiyorum.
Tosyamızdan bir “Deniz” geçti. Kaymakam Deniz Pişkin. Sultan Hanım ile ortak noktaları var. Birincisi Deniz Pişkin de Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nin Grand Ekolü olan EPHE’de “lisansüstü eğitim” aldı. Ben merak ediyorum acaba Türkiye’de kaç kişi bu meşhur üniversitede eğitim almıştır. Hem de lisans tezi de konu itibarıyla çok önemli. Niye mi? Şöyle ki, biz yıllardır Avrupa’ya nasıl bakacağımızı bilemezken Fransız halkının Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine nasıl baktığını inceliyor. Tam da hükümetimizin ve özellikle de Dış İşleri Bakanlığımızın ilgi alanına giren bir konu. Her neyse, Deniz Pişkin dört yıl boyunca ilçemize hizmet etti, fakir fukara, garip guraba, şehit şüheda, yaşlı, kimsesiz kim varsa hepsine devletimizin şefkatli elini uzattı.
Aslında en büyük hizmeti neydi biliyor musunuz Deniz Pişkin’in? “Tosya okuyor” projesi idi. Ben de birkaç defa kendisine eşlik ettim. Okulları dolaşıp çocuklarımızla “kitap okuma saatleri” tertipliyordu. Bir senedir henüz duymadım; ama umarım bu etkinlikler devam ediyordur.
Allah hepsine selamet versin; Sultan Hanım’a da Deniz Pişkin’e de ve adını vermeden hikayesini kısaca anlattığım kız öğrencimize de.
Huzurlarınızdan ayrılmadan önce birazcık da olsa “edebiyat” yapalım istiyorum.
Önce “Dilde, fikirde işte birlik!” diyerek Türk dünyasını birleşmeye çağıran rahmetli İsmail Gaspıralı’nın “Dar’ür-Rahat Müslümanları” adlı “ütopik” yani “muhayyel” hikayesini okumaya davet ediyorum. Okumuş, eğitim almış, terbiye görmüş Müslüman kızların toplum içindeki yararlarını görmek için okuyun ve okutun. Anlayın, anlatın. Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun Paris’te, Sorbonne Üniversitesi’nde hem de 1920’li yıllarda Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi aldırdığı genç Türk kadını Gönül Hanım’ın romanını okuyun ve okutun.
Rahmetli Hacı Ergeş Uçkun, bugün Afganistan olarak bildiğimiz Güney Türkistan’da 1950’li yıllarda “genç Türk kızlarının” eğitim alması için uğraşırken Taliban militanları tarafından öldürülme tehlikesi yüzünden ülkemize sığınmış, evlenmiş ve ABD’ye yerleşerek emekli olana kadar otuz üç yıl çalışmıştı. Anlattıkları hala gözlerimin önünde.Yine bugünün haberi ile bitirelim: “Taliban’dan kadınlara: Yerinize çalışacak erkek akraba bulun.” Henüz iktidarda birinci yılını doldurmayan yeni yönetimin kadınlar hakkındaki uygulaması böyle. Önce işten çıkarılıp eve gönderildiler, sonra da maaşları beşte bir oranında düşürüldü. Kızların “eğitim” alması mı? Peh peh peh!.. Afganistanlı yazar Atıq Rahimi adlı yazarın Sabır Taşı romanını okumanızı, tekrar tekrar okumanızı ve okutmanızı önermeye devam ediyorum. Yok, biz onu okumayız derseniz size Khalid Huseyni’nin iki romanını tavsiye edeyim; Uçurtma Avcısı (sakın bana filmini izledim demeyin, çünkü kitabın yarısını bile veremiyor) ve Bin Muhteşem Güneş. Başlığı gördünüz mü? Bin muhteşem güneş, kızlardan bahsediyor. Bugünün Afganistan’ındaki kızlardan bahsediyor. Atatürk’ün manevi kızı Sabiha Gökçen de uçak kullanacak kadar eğitimli idi.
Ne mutlu Türk’üm diyene!..
Üniversite tercihi yapacak gençlerimize ve ailelerine tercihlerinin ve yerleştirildikleri bölümlerinin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.
Yine ve yeni yazılarda buluşmamız dileğiyle, kalın sağlıcakla!
Prof. Dr. Orhan Söylemez

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.