Site Rengi

DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
ALTIN 449,83
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 13°C
Az Bulutlu
Kastamonu
13°C
Az Bulutlu
Pts 13°C
Sal 11°C
Çar 12°C
Per 13°C
dOBI7b
dOBI7b

Eylül Hüzünleri

Eylül Hüzünleri
Beypark
18.09.2019
690
A+
A-

Mevsimler değişti diye söylüyor herkes. Baharlar bahar olmuyor, kışlar kış gibi geçmiyor şeklinde şikâyetlenmelere şahit oluyoruz. Dünya tersine dönmüş sanki. Kar yağmıyor, güneş üşütüyor, yağmur ıslatmıyor, kar düşünce tutunamayıp eriyor, don üşütmüyor… Tabiat kendi işleyişini sürdürüyor sürdürmesine de. Yoksa içimizdeki mevsimlerde mi bir haller var? Tabiatın mevsimi ile içimizin mevsimi eşit gitmiyor mu ne? Duyguların mevsimiyle de alakalı değil midir dış dünyaya bakışımız biraz da. Hızla geçmişse yazlar, kış gelip kapıya dayandı deriz. Oysa ağaçlar açıyor, meyveler yemiş veriyor. Tarlalar yine mahsulünü vermektedir. Nedir öyle ise aksak giden. Hayatlarımız hep bahar olsun isteriz belki de. Ya çiçek açan bahar, ya güz gibi sararan bahar…

Yuva-ileti-im-reklam

 

Mevsim eylüle geldiğinde, geri sayım da başlar. Her nedense kısa kol kıyafetlerden ve ince kumaş elbiselerden arınmak istemeyiz. Direniriz yaz bitmesin diye. Uzatmaları oynarız. Farklı bir anlam katarız eylüllere. Yazın gitmemeye karşı direnişidir diyebiliriz. Duygularda da eylüldür bu geçiş sezonu. Ömre nispet ile direniriz hayatın güz mevsimi gelmesin diye. Çeşitli manalar yükleriz eylüllere. Oysa ayrılık hüzün zilini çalmaya başlamıştır bile kesik kesik de olsa. Hayaller, gerçekleşmeler, gerçekleşmeyenler, geride kalanlar ve umutlarla sigaya çekilir yaşanmışlık ve yaşanacaklar adına. Ne var ki, geceler soğuktur. Sabaha çiğ düşer toprağa ve ağaç dallarına. Camlara buğulanma gelip yaslanır. Yaz bitti paydos der gibi. Gurbetçiler bir bir sılasına döner. Sokaklar tenhalaşırken herkes kendi yalnızlığına gömülür ıssız geçelerin varoşlarında ve çok katlı hücrelerinde. Daha kim nereye döner bilinmez. Yönümüz kıblemiz, yüreğimiz…

 

Ümittir kimilerine eylül, bazılarına da umutsuzluk. Bir muhasebe vakti gibi, bir önceki eylülle arada geçen zamana mukayese. Umulan ve bulunan farkı karşılaştırılır. Kuş cıvıltıları eksilirken, yeşil canlılık sararmaya, yakamozlar belirginleşmeye başlar. Erken çekilir şehirler. Akşam ezanı daha erken okunur. Gecenin koynuna erkenden girilir. Yaz canlılığı soluklaşırken telaşlar artar. Yürüyüşler hızlanır. Tıpkı ömrümüzün eylüllerinde olduğu gibidir dış hayatlar da. Kim bilir belki de eylüller kendimizle yüzleşme zamanıdır da aynı zamanda. Eğer ağzımızda eski günlerin tadı kalmamışsa, keşke’lerimiz çoğalmışsa, saçlara beyazlık, ellere titreme, cesarete kaygılar düşmüşse vakit eylülü fotoğraflamaktadır dostlar. Okul günleri, gençlik yılları. Albümlerde sıralanan karelerde eksiklerimiz çoğalmışsa, gözler nemlenerek uzaklara bakıyorsak derin ve sessiz. Vakit eylüldür! Dönüş hazırlığı… Nereye? Kendimize dönme vakti. Kalabalık hengâmelerden kendi iç gürültülerimize, sonra uzun bir sükûnetin tenhalığına. Karmaşık içselliğin kabarışı. Kayıplar ve kavuşmalar, kazançlar ve kaçışlar, beklentiler ve gerçekleşmeyenler. Elde olanlar ve elden gidenler, geride birikmiş tortular eylül hüznüdür kış öncesinde. Yeniden bir bahar ve yaz görür mü ömrümüz, Allah Kerim! Bu ömrümüzün kaçıncı eylülü acaba? Hiç saymadık. Daha geride kaç eylülümüz kaldı? Mevsimler gibi hayatta fani değil mi?

Yaşadığımız bunca ömre minnettarlığımızın şükrünü eda etmek gerek. En azından meçhul zamanın son kapı zili çalana kadar. Yaz mazi, sonbahar an ve kış gelecek muhakkak. Esef, hasret ve umutlarla… Parlak çocukluğumuz, latif gençliğimiz, kasvetli çilelerimiz, imkânlarımız ve imkânsızlıklarımızla, hüzün ve kasvetlerimizle mutlu, saadetli zamanlarımızı hep eylüllerde hatırlarız. Niye bu saklambaç?

 

Eylüllerde muhasebe sonucunuzun emellerinizin gerçekleştiği sonucunu vermesi dileğiyle.

AR-EL-K
ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.