Site Rengi

DOLAR 7,8200
EURO 9,5022
ALTIN 461,57
BIST 1.331
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 13°C
Az Bulutlu
Kastamonu
13°C
Az Bulutlu
Cts 11°C
Paz 8°C
Pts 8°C
Sal 9°C
dOBI7b
dOBI7b

Hanımeli sayfamızın bu haftaki konuğu ‘Hilal Öztürk’

Hanımeli sayfamızın bu haftaki konuğu ‘Hilal Öztürk’
Beypark
15.01.2020
2.459
A+
A-

Sevgili Hanımeli sayfamızın okurları,merhaba!.. Ara verdiğimiz ‘Hanımeli Köşemize’ kaldığı yerden devam ediyoruz. Halkımızın beğenisini ve ilgisini kazanan Hanımeli sayfamızın 16. sayısını yayımlıyoruz. Bu günkü konuğumuz, Tosya’mızda devam etmekte olan Al Gelincik Özel Rehabilitasyon Merkezi Kurum Müdürü Hilal Öztürk oldu.
Sorularımıza içtenlikle cevap veren Hilal Hanım’ın hikayesini sizlerle de paylaşalım istedik. Sayfamıza konuk olduğu ve bizi mekanında ağırladığı için kendisine teşekkür ediyoruz.

Yuva-ileti-im-reklam

-Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
-1987 Tosya doğumluyum. 10 yıllık evli ve 2 çocuk annesiyim. Eşim Emrah Öztürk. 2014 yılında Rehber Öğretmen olarak başladığım Al Gelincik Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde Kurum Müdürü ve Kurum Sahibi olarak devam etmekteyim.
-Hangi bölümden mezun oldunuz?
-Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü (Çift Ana Dal Programını tamamlayarak) Türk Dili ve Edebiyat bölümünden mezun oldum. Bir yıl sonra Kırıkkale Üniversitesi’nde yüksek lisansımı yaptım. Daha sonra Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında eğitimimi tamamladım ve Rehber Öğretmen ünvanı aldım. Halen daha özel eğitim alanında eğitimler almaya devam ediyorum.
-Özel Eğitim alanını tercih etmenizin nedeni ne idi?
-Aslında ‘Rehabilite’ hep ilgi duyduğum bir alandı ve Gülay Hanım, inanın hep hayallerim bu yönde idi. Mesela üniversiteye başladığımda ilk yaptığım şeylerden bir tanesi oradaki Rehabilitasyon Merkezlerini ziyaret etmek oldu. Evlendikten sonra Çankırı’ya yerleştik orada da Huzurevi ve ilçesinde bulunan Çocuk Esirgeme Kurumunu fırsat buldukça ziyaret etmeye başladım. Başta da söylediğim gibi ‘Rehabilite etmek’ kavramı benim için çok önemli bir kavramdı. Bireysel farklılıklar özel gereksinim hep ilgi alanımdı o yüzden özel eğitim alanını tercih ettim.
-En büyük destekçiniz kim oldu. Bu serüvene başlarken nasıl bir yol çizdiniz?
-2014 yılında geldiğimde rehber öğretmendim. Bu serüvende güvenebileceğim birinin olması lazımdı. Eşim ise perakende sektöründe çalışıyordu ve bu duruma çok uzaktı ama ben onu sabahlara kadar ikna ettim. Bak şöyle olur bak böyle olur diye bir yıl boyunca ikna etmek için çabaladım. Sonunda istifa etti ve geldi.
Hilal Öztürk’ün eşi, Emrah Öztürk: Hilal’in olmadığı zamanlar sabahlara kadar ben uykusuz kaldım düşünmekten. Diğer tarafta 6 yıllık bir çalışma dönemim vardı. Ayrıca orada da belirli bir kariyer seviyesine gelmiş durumdaydım. Hepsini silip atmam gerekiyordu. Sonunda karar verdim ve geldim.
-Özel Eğitim nedir?
-Özel eğitimin birçok tanımı bulunmaktadır. Tanımlarda ortak benzerlikler olmasına karşılık farklı ayrıntılarda dikkat çekmektedir. Yani özel eğitim kavramı çok geniş ve karmaşık bir alandır. Ben size şu şekilde özetleyebilirim; Alanında uzman kişiler tarafından bireyin gelişimine yapılan değerlendirme sonucunda akranlarından belirgin düzeyde farklılıklar olduğu tespit edilen bireye özel gelişim ve öğrenme ihtiyacına yönelik uygun eğitim ortamında özel olarak yetiştirilmiş personel tarafından sürdürülen çalışmalara verilen isimdir.
-Özel Al Gelincik’te hangi yöntemlerle eğitim veriyorsunuz?
-Şu an merkezimizde Fizik Tedavi, Otizm, Özgül Öğrenme, Zihinsel Gerilik, Bilişsel Gecikme, İşitme, Dil, Konuşma alanlarında eğitim veriyoruz. Bu alanların hepsinin yöntemi bambaşka ama genel olarak özetlersek, Fiziksel Yardım, Model Olma, Sözel İpucu, İşaret İpucu yöntemlerini kullanıyoruz. Birey, bu tekniklerden bağımsıza ulaştığı zaman çalıştığımız alanın özel eğitimini sonlandırıyoruz.
-Kaç öğrenciniz var?
-Kayıtlı 180 ama mevcutta devam eden 130 öğrencimiz var.
-Eğitimci sayınız kaç?
-2 Fizyoterapist, 2 Rehber Öğretmen, 8 Alan öğretmenimiz ve ben varım.
-Ailelere önerileriniz var mı?
-Gülay Hanım, esasında sadece bu soru üzerine bile saatlerce konuşabiliriz. Tablet, telefon, televizyon. Çocukların bunlara uzun süreli maruz bırakılması uyuşturucu bağımlılığından bile daha tehlikeli. Teknoloji bağımlılığı çocuklarımızı zehirliyor. Bu noktada çok hassas davranılması gerekiyor. Maalesef direkt olarak teknoloji ile çocuklarımızın fazla kaynaşması, zihinsel ve sosyal becerilerde bozukluk öfke ve korku, konuşma bozuklukları gibi durumları beraberinde getiriyor. Tabi ki çocuklarımızı teknolojiden uzak tutalım demiyorum bu çok zor ve sağlıklı bir durum değil sadece bilinçli ve kontrollü kullandırmamız gerekmekte. Çocuklarla kaliteli zamanlar geçirmeliyiz. Yaş aralıklarına uygun olarak yapabilecekleri sorumlulukları vermeliyiz. Biz annelere de çok iş düşüyor. Doğan Hoca’nın dediği gibi, “Saçını süpürge eden” anne iyi bir şey değil aslında. Saçını süpürge eden anne kendisi sağlıklı bir birey olarak var olmayı beceremediğinden çocuğunu sağlıklı ve güçlü bir kişi olarak yetiştiremez. Yani bizler anne ve baba olarak kendimizi ne kadar iyi hissedersek çocuklarımız o kadar huzurlu bir ortamda büyürler. Kısacası denge insanı olmalıyız ne aşırı fedakar ne de aşırı gamsız. Son olarak şunu da dile getirmek istiyorum. Anne ve babalarımız çocuklarının gelişiminde farklılık sezinlerse hiç vakit kaybetmeden hemen uzmana başvursunlar. Erken teşhis ve tedavi birçok şeyin önleyicisi olabilir unutmamalıyız.
-Fark yarattığını düşündüğünüz çalışmalarınız var mı?
-Tabi ki var. İlk aklıma gelen Mayıs ayında yaptığımız Al Gelincik Şenliğimiz. Özel gereksinimi olan bireylerle halkı bir araya getirmiştik. Merkezimize kurumlardan ziyaretçi kabul etmemiz, kurum ziyaretleri yapmamız bunların hepsini yan yana getirdiğimizde farkındalık oluşturduğumuzu düşünüyorum. En azından bizlerden hiçbir farkının olmadığına bizzat kendimiz şahit oluyoruz.
-Özel Eğitim konusunda eğitimcilere tavsiyeleriniz neler?
-Bu konuda asla yanlış anlaşılmak istemem fakat şahit olduğumuz durumlar olabiliyor. Mesela çocuk liseye geçmiş okuma-yazma bilmiyor ve böyle durumlarda çok üzülüyorum. O çocuk ilkokulda yönlendirilebilirdi. Hadi ilkokulu geçtim bunun ortaokulu var. Yıllarca çocuk gitmiş gelmiş zaman kaybından başka bir şey olmamış. Kritik dönemi çoktan geçmiş. Eğer zamanında müdahale edilseydi bambaşka olabilirdi. Çünkü bunun Kaynaştırma Eğitimi var Destek Eğitimi var Özel Eğitimi var. Bu yüzden çok değerli meslektaşlarıma bu konuda hassas olmaları gerektiğini söylemek istiyorum. Gerçekten çok ağır bir vebal. Tabi ki de bu konuda çok dikkatli olan ilkokul öğretmenlerimiz, rehberlik servislerimiz ve branş hocalarımız var. Onlara da sizlerin aracılığıyla çok teşekkür etmek istiyorum.
-Kaynaştırma nedir? MEB Okullarında uygulanan kaynaştırma programları yeterince doğru olarak uygulanıyor mu, bu konuda öğretmenler yeterli donanım ve bilgiye sahip mi?
-Kaynaştırma, özel eğitime ihtiyacı olan bireyin akranlarıyla aynı fiziki ortamda eğitim görme hakkı. Özel eğitimin esası zaten en az sınırlandırılmış ortam. Tam zamanlı ve yarı zamanlı olarak ayrışıyor. Kaynaştırma eğitiminin amacı çocuğu normal hale getirmek değil, onun yetenekleri ölçüsünde toplum içinde yaşayabilmesini kolaylaştırmaktır. Şu an bütün okullar kaynaştırma ve destek eğitim konusunda elinden geleni yapıyor. Geçmiş yıllara göre benim gözlemlediğim kaynaştırma eğitimi için öğretmenlerimiz kendilerini geliştirmeye gayret ediyorlar. Okullarımızdaki Rehberlik Servisleri de bu konuda oldukça ilgililer. Destek eğitim sınıfı oluşturmayan bir ya da iki okul var hatırladığım kadarıyla onlarda şartla oluşturmaya çalışıyorlar.
-Toplumun özel eğitime gereksinimi olan bireylere karşı bakış açısı nedir ve toplum bu konuda yeterli bilgiye sahip midir?
Tosya bazlı düşünürsek küçük ilçelerin kaderi mahalle baskısı. Herkes birbirini tanıyor bu yüzden insanlar öncelikle etraftan çekindikleri için gizlemek istiyorlar. Gittiğim her ortamda bunu anlatmaya çalışıyorum. Bu durumun özel bir durum olmadığını hepimizin başına gelebileceğini, böyle böyle tabuları yıkmaya çalışıyoruz. Ama bu noktada işimiz çok zor. Toplum olarak yavaş yavaş ilerliyoruz, zamanla diğer konularda olduğu gibi özel gereksinim noktasında da yeterli donanıma sahip olacağımızı düşünüyorum.
-Bu işe başladığınız için hiç pişmanlık duydunuz mu?
-Çok şükür şimdiye kadar olmadı. İyi ki bu işe girmişiz dedik.
-Çocuklarımız halk arasında dışlanabiliyor, sevgiye açlar, ailelerimiz maalesef destekte veremiyor çocuğa. Bu açıda siz hem psikolog hem danışmanlık yapıyorsunuz. Aileleri eğitirkende çocuğu eğitiyorsunuz bu hiç kolay bir şey değil. Ayrıca Özel eğitim denildiğinde insanlar biraz tedirgin olabiliyor. Paralı ise gücüm yok çocuğumu götüremem diye. Bu konuyla ilgili biraz bilgi verebilir misiniz?
– Diğer kurumlardan farkı yok Milli Eğitime bağlı bir kurumuz. Ücret noktası ise Rehberlik Araştırma Merkezi’nden bireye yönelik rapor çıkarsa %20 ve üstü olduğunda seansını ve ücretini devlet kendisi karşılıyor. Ailelerin cebinden hiçbir şekilde ücret çıkmıyor. Ram’ın bize verdiği raporlar doğrultusunda uygulanıyor. Bizler kafamıza göre bu çocuğun şu eğitimi eksik deyip eğitim vermeye başlamıyoruz. Bize gelen raporlara göre bireyimizi çalıştırmaya başlıyoruz. Ama aile derse ki hocam ben biraz daha üzerine ders koydurmak istiyorum, bunun ücretini veli kendi cebinden karşılamış oluyor.
-Peki bireyler bu seansları gördükten sonra ne kadar bir düzelme görülüyor?
-İhtiyaçlar çok değişkenlik gösteriyor engel türüne göre. Bizler mümkün olduğu kadar yani bağımsızlaşana kadar destek oluyoruz. Ama bu eğitimler hayatın tüm evresine yayılması gerekir. Yani özel eğitim tamamlandı diye bir şey söz konusu değil. RAM’da bunu sürekli takip ediyor zaten. 1 önce ne verilmiş şu an hangi düzeyde olduğuna göre daha sonra yeni bir rapor çıkartıyor bize, o yönde devam ediyoruz. Şunu söylememiz gerekir. Anne çocuğunda farklı bir durum olduğunu seziyorsa mutlaka harekete geçmeli.
-Özel Al Gelincik Merkezi’nin hedefleri nelerdir?
-Son 3-4 yılda sadece “engelli, özürlü” kelimelerini kaldırmaya çalıştık. Çok zordu ama başarabildiğimizi düşünüyorum. Başka bir çalışma alanında çalışan bir kurumun idarecisine bu soruyu sorsanız, Gülay Hanım öğrenci sayımızı artırmak hedeflerimiz arasında diyebilirdi. Bizim işimizin farklılığı burada ortaya çıkıyor. Sayımızı artırmak değil fakat ihtiyacı olan bütün bireylere yardım edebilmek. Yaş aralığı ne olursa olsun onlarında en az bizler kadar yaşamaya haklarının olduğunu hissettirebilmek. Oyun terapistliği, duyu bütünleme, uzay terapi, DEHB mesela. Ayrıca görme yetersizliği, üstün zeka yeteneği olan bireylerde çalışmak hedeflerimiz arasında.
-Tosya’da çalışan bir bayan olarak hiç zorluk çektiniz mi?
-Ben 2005 yılında Üniversite için Tosya’dan ayrıldım 2014 yılında geri döndüm. 9 yıl içerisinde çok şey değişmişti olumlu olarak. Kadınlar artık her sahada aktif bir şekilde son derece başarılı olarak yerlerini almıştı. O yüzden alt yapısı olduğu için zorluk çekmedim.
-Çalışan bir bayan olarak, çalışmak isteyen bayanlara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
-Ben genel olarak şunu söylemek istiyorum. Bir kadının isteyip de yapamayacağı hiçbir şey yok. Sadece inanmak gerek. Kimse hayallerinden ve inandıklarından vazgeçmesin. Çok sevdiğim bir söz var, ‘Dünya herkese yetecek büyüklükte. Onun için başkasının yerini kapmaktansa, çalışarak kendi yerini bulun.” – Charli Capli. Bütün hemcinslerime diyorum ki, eğer ufacıkta olsa bir kapı aralanmışsa mutlaka kapıyı açsınlar, sonrasında kapının arkasında duran güzellikleri görecekler. Aslında mutluluk, huzur, şans, kazanç hepsi o güzelliklerin içinde gizli. Sadece biraz cesaret ve biraz gayret gerek. Ayrıca sevgili eşim Emrah Öztürk’e her zaman bana inandığı ve bilmediği bir yolculuğa, maddi-manevi olarak benimle çıktığı için sonsuz teşekkür ediyorum. Bunun yanında Al Gelincik Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi Personeline oluşturdukları sinerjiden dolayı ve başarımızın oluşmasında en büyük katkılarının kendileri olduğunu bildiğim fedakar öğretmenlerimize minnetlerimi bildirmek istiyorum.
Ayrıca kendimizi anlatmaya fırsat tanıdığınız için duyarlılığınız ve her zaman yanımızda olduğunuzu hissettirdiğiniz için sizlere de tekrar teşekkür ediyorum.
-Tosya’mızın sizin gibi genç değerlere bu işe gönül verenlere gerçekten ihtiyacı var. Allah razı olsun ben sizi tebrik ediyorum. Yolunuz açık olsun. Haber37 ailesi olarak her zaman yanınızdayız.







AR-EL-K
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.