Tosya Haber37 Gazetesi

İlçe Baş Vaizi Muhsin Özdemir’den köşe yazısı

İlçe Baş Vaizi Muhsin Özdemir’den köşe yazısı
257 Okundu
07 Ocak 2019 - 14:26

Din, Medine ve medeniyet kelimeleri aynı kökten gelirler. Böyle olunca da birbiriyle yakın alakasının varlığı inkâr edilemez.
Bir mekân ismi kalıbında gelen “Medine” kelimesi, dini değerlerin ete kemiğe büründüğü, hayatı etkilediği, insan topluluklarının yaşadığı mekân anlamına gelir.
Toplu halde yaşayan insanların bir arada yaşamasının kurallarını oluşturan değerler içerisinde dini değerlerin önemi çok büyüktür.
Bu değerler zaman içinde kültürleri oluşturur, oluşan kültür değerleri insanlığı etkiler ve medeniyetler oluşur.
Medeniyet dediğimiz değer, insanlığın hayrınadır. Bütün medeniyetler birbirinden etkilenerek ve beslenerek büyürler. Bir medeniyetin önemi ve hayatiyeti sahip olacağı insan sevgisine, ilme ve barışa bağlıdır.
DARUSSELAM (Yunus Suresi.25) Yüce Allah şöyle buyurur “Allah sizi barış ve esenlik yurduna davet eder ve hak edeni dosdoğru olan yaşama şekline ulaştırır.”
İşte bu barış ve esenlik yurduna “Darusselam” adı verilir. Hz. Süleyman da “Kudüs” şehrini kurduğunda oraya “Yeruzalem” adını vermiştir ki bu da “Darusselam” anlamına gelmektedir.
Hz Peygamberimizin Medine’ye geldikten sonra Medine’nin önceki ismi olan “Yesrib” ismini değiştirerek, Medine adını vermesine ve sonra yaptığı işlere bakıldığında, bir barış ve esenlik yurdu kurabilmek için ne kadar gayret gösterdiğini ve bunu başardığını görmekteyiz.
Buradan hareketle Allah’ın davet ettiği barış ve esenlik yurdunun (Darusselam) bir hayal ve fantezi değil bir hedef olduğunu söylememiz mümkündür.
Hz. Peygamberimiz, barış ve esenlik yurdunu oluşturmak için, Medine’ye geldiğinde 186 aileyi birbiriyle kardeş aile yaptı.
18 kabile arasında bir hukuki anlaşma yapıldı. Bu anlaşmada en çok ortak iyiden ve adaletten söz edilerek, kabileler arasında barış tesis edildi. Eski düşmanlıkların ve kan davalarının ateşi söndürüldü.
Mescid-i Nebevi inşa edilerek, insanların dünyevi ve uhrevi işleri için bir mekân tesis edildi.
Bu Mescidin etrafına ilk üniversite diyebileceğimiz, iaşe ve ibate hizmetinin de verildiği bir ilim merkezi kurmak suretiyle ilimsiz ilerlemenin mümkün olmadığını, ilimsiz din algısının başarılı olamayacağını ortaya koydu.
Medine bir ticaret merkezi idi. Ancak Medine’nin ekonomisini elinde tutan, Medine’de yaşayan üç tane Yahudi kabilesi idi. Medine Pazarı herkese açık değildi. Pazarı ellerinde tutan tüccarlar, yerli üreticilerin ürününü pazara sokturmazlar, Pazar girişinde üreticiden ucuz fiyata alırlar, daha sonra kendileri diledikleri fiyata satarlardı.
Hz. Peygamber barış ve esenlik yurdunun oluşabilmesi için bu durumu büyük bir engel olarak gördü ve Pazar mafyasının tüm itirazlarına göğüs gererek Pazarın herkese açık olmasını sağladı. Piyasadaki arz talep dengesine göre ticareti düzenledi.
Ahlaksız bir toplum hayatının süremeyeceğini vurgulayarak, Medine’de yaşayan toplumun ahlak dışı davranışlarını ve geleneklerini ahlaki ölçülere çekerek düzenledi.
İnsan iradesine, insan haysiyetine çok değer verdi. Kimseyi mali bedeni veya sosyal statüsü sebebiyle değerlendirmeye tabi tutmadı.
Tecrübeye, istişareye ve sosyal adalete çok önem verdi. Bedir Muharebesinde ordugâhın yerini yanlış bulan tecrübeli savaşçının tecrübesini dikkate aldı. Hatta hurmaları budayan çiftçinin dalları kesmesine dayanamayıp men etti. Sonra da meyvenin olması için budamanın gerekli bir işlem olduğunu anlayınca “siz işlerinizi benden daha iyi bilirsiniz.” Dedi. Harp esirlerine ne yapılacağını ashabı ile istişare etti. O’nun hayatını inceleyenler bunların yüzlerce misalini bulabilirler.
Medine’nin etrafını harem bölgesi, yani ağaçlarının kesilemeyeceği, hayvanlarının avlanamayacağı bölge ilan etti. İnsanların doğayı koruyup kollamasının önemini ortaya koydu.
Sıradan bir Medineli gibi yaşadı. Zengin değildi, fakir de değildi. Mali durumunun iyi olduğu zamanlar olduğu gibi kötü olduğu zamanlar da olurdu. Yaptığı hizmetler karşılığında bir maddi karşılık beklemedi. Evinin geçimini kendisi karşılardı.
O devirde Medine’ye dışarıdan gelen seyyahlar memleketlerine döndüklerinde, Muhammed’in Medine’sinde iki şeyin çok dikkatlerini çektiğini söylerlerdi ve seyahatnamelerine yazarlardı. Bunlardan birincisi Muhammed’in Medine’sinin çok temiz olduğu, diğeri de herkesin birbirine güvendiği idi.
23 yıllık peygamberliğin 13 yılı Mekke devridir. Mekke devrinde inen ayet-i kerimelere bakıldığı zaman iman ve ahlak konularının öne çıktığı görülür. İbadetlere ilişkin ayet-i kerimeler Medine dönemine aittir. Bu da gösterir ki, İslam toplumu için, İslam medeniyeti için iman ve ahlak ibadetlerden daha öncedir.
İşte (Darusselam) barış ve esenlik yurdu için vazgeçilemez derecede hayati öneme sahip olan şeylerin önde gelenleri bunlardır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright© 2019 Tosya Haber37 Gazete ve Matbaacılık