DOLAR 16,8853
EURO 17,8334
ALTIN 992,10
BIST 2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 15°C
Yağmurlu
Kastamonu
15°C
Yağmurlu
Pts 16°C
Sal 21°C
Çar 22°C
Per 22°C
resim yükle
resim yükle

‘Kastamonu’nun Türk Dünyası ile imtihanı…’

‘Kastamonu’nun Türk Dünyası ile imtihanı…’
Beypark
08.06.2022
181
A+
A-

Sevgili Tosyalılar, adına ister pandemi deyin isterse “salgın”, ne derseniz deyin bütün insani ilişkilerimize ve faaliyetlerimize iki yıl ara vermek zorunda kaldık.

REKLAM-VEREB-L-RS-N

Çok şükür hepsi geride kaldı. Her şey normale dönmeye başladı. Bu arada sosyal ilişkilerimizde de hızlı bir canlanma söz konusu. Bu hızlı gelişmeye Kastamonu Belediyemiz de büyük bir etkinlik düzenleyerek katkıda bulundu. Geçtiğimiz haftayı çok hareketli geçirdik. Öncelikle Belediye Başkanımız Sayın Dr. Galip Vidinlioğlu’nun şahsında bütün hemşerilerimi kutlamak istiyorum.

Cuma günü açılış programı muhteşem oldu. Tam 20 ülkeden 27 Türk ve Turan halkı Kastamonu’da buluştu. Binlerce yıllık kadim kültürümüze ait, geleneksel etkinlikler, göze hitap programlar, gösteriler ve birçok değerli sanatçının katılımı ile üç gün boyunca Kastamonu halkımız büyük keyif aldı.

Maalesef açılış gününün akşamındaki gösterilere ve konsere katılamadık!.. Ankara’da Kırgızistan Cumhuriyeti Büyükelçiliğinin tertiplediği ve sınırlı davetiyeli konuk ve kapalı bir gösterimle tanıtımı yapılan Manas’ın oğlu “Semetey” filmini izlemeye gittik. Büyükelçi Sayın Kubanıç Ömüraliyev’in şahsında emeği geçen herkesi kutluyor, davetleri için teşekkür ediyorum. Bu filmin şöyle bir önemi var. Her şeyden önce kardeş ve dost Kırgız halkının kahramanlık ve aitlik duyguları destan kahramanı Alp Manas etrafında dönüyor. Dile kolay dünyanın en büyük, en uzun ve en hacimli destanı bu. Evet, İlyada’dan da Odysse’den de büyük bir destan. Kırgız halkının millî destanı. Bugün Çin veya Çinliler olarak bildiğimiz Karahitaylar ile Karahanlılar arasındaki savaşlar ve çatışmalar esnasında Kırgızların durumunu ve yiğit savaşçı, lider Manas adlı kişinin başından geçenleri anlatır. Destan üç bölümden ibarettir. İlk bölümde Manas ve onun etrafında toplanan halkların dışarıdan gelen saldırılara karşı merdane bir şekilde duruşları anlatılır. İkinci bölümde oğlu Semetey ve üçüncü bölümde de onun oğlu Seytek’in başından geçenler anlatılır. Kırgız kültür tarihi içerisinde bu uzun destanı okuyan Manasçılar vardır. En meşhurlarından birisi Sayakbay Karalayev’dir ve on da maalesef hayata gözlerini yummuştur. Bişkek’te tanınmış Manasçıların abideleri şehrin merkezinde yan yana dikilmişlerdir. Gidenler için ziyaret edilecek önemli mekanlardan birisidir. Hala Manas geleneği devam etmekte ve her yıl bir hafta boyunca genç Manasçılar Bişkek’te gösteri yapmaktadırlar. Kastamonu’daki Türk dünyası günlerine de katılan Manasçılar olduğunu biliyorum. Belki içinizde denk gelenleriniz olmuştur.

Manas, akıllı, zeki, çalışkan, yiğit ve cesur bir savaşçı olmanın yanında iyi bir liderdir, iyi bir insandır ve oldukça cömerttir. Manas, dağılan halkı bir araya toplayan, bir devlet kuran, halka eşit davranan, yetim, dul ve fakirlere daha çok cömertlik eden adil bir hükümdardır. Elde ettiklerini halkı arasında paylaştırır. Özellikle de ihtiyaç sahiplerini giydirir, kuşatır ve onlara bakar, korur ve kollar. Bu da babasının hiç hoşuna gitmez. Düşmanlarıyla birlik olarak Manas’ı tuzağa düşürüp öldürürler.

“Taht Mirasçısı: Manas’ın oğlu Semetey” filmi Manas’ın ölümü ve onun baba tarafından kardeşi olan Köböş’ün tahta geçmesi ile başlıyor. Oğlunun bu cömertliği babası Cakıp’ın hoşuna gitmez. Büyük bir savaştan galip çıkan Manas hileli bir şekilde düşman Konurbay tarafından öldürülür.

Manas’ın ölümü üzerine Cakıp ikinci eşinden olan oğlu Köböş’ü han ilan eder. Ortada kalan taht için iç çatışmalar başlar. Kırgıl gibi zamanında Manas’ın yanında savaşan hainler bu defa Cakıp Han ile Manas’ın eşi Kanıkey ile çatışmaya sürüklerler. Manas’ın yaşlı ve bilge danışmanı Bakay, Kanıkey’i kucağındaki oğlu Semetey ile Buhara’ya ailesinin yanına kaçmaya ikna eder. Semetey orada büyük ve babası gibi gözü kara yiğit bir delikanlı olur. Amcası Sarıtaz onu bulur ve babasının Manas olduğunu, Kırgız halkının onu beklediğini ve tahta oturması gerektiğini söyler. Gerçeği öğrenen Semetey, annesi ile birlikte hayatta kalabilmek için göçtüğü Buhara’dan Kırgız yurduna geri döner. Dedesi Cakıp ve öteki anneden amcası Töböş onu kımızın içine koydukları zehirle öldürmek isteseler de akıllı anne Kanıkey onu her türlü zehire karşı hazırladığı için ölmez. Zehirli kımızdan içen Köböş ölür. Cakıp yaşasa da Semetey tahta oturarak babası Manas gibi âdil ve cömert bir yönetici olur.

Asker toplar ve babasını öldüren ve halen halktan vergi almakta olan Konurbay’a karşı savaş açar ve onu öldürerek babasının öcünü alır. Halkı ezilmekten kurtaran Semetey’in çileli hayatının beyaz perdeye aktarılmasının belli başlı amaçları vardır. Bunların en başta geleni ve en önemlisi halkın felahı ve selameti için yönetici durumunda olanların iç ve dış düşmanlara karşı daima uyanık olmaları mesajıdır. Destana ve filmde anlatılan konulara göre Kırgız halkı dışta gayrı Müslim Kalmuk ve Çinliler ile mücadele ederken içerde de “mankurt” ve “közkamanlar” ile mücadele etmektedir. Mankurtları tanımak mümkündür; fakat “közkaman” olmuş iç hainleri tanımak çok zordur ve herkesin uyanık olması gerekir. Günümüz için bile geçerli olan bu “uyarı” filmin ana fikrini oluşturur.

Filmin yapımcı ve yönetmeni Ömürzak Tölöbekov da bu kapalı gösterimde yer almış ve filmin arkasından soruları cevaplamıştır. Konusunu tarihten alması, Sovyet döneminde tahribata uğramış tarihi bilgilerin ve hazine değerindeki kültürel, sosyal ve siyasal bilgilerin halka ulaştırılmasıdır. Film bu açıdan bakıldığında oldukça başarılıdır. Ayrıca Kırgızistan coğrafyasının nefes kesen dağlarını, ovalarını, akarsularını, çöllerini görmek isteyenler için kaçırılmayacak kadar güzel imkanlar sunmaktadır. Oyuncuların tarihsel kıyafetleri, Kırgız geleneksel oyunları, gençlerin yetiştirilme tarzları ve elbette yine Aytmatov’un Gülsarı adlı atı ile dünyanın ilgi odağı olmuş güzel Kırgız atlarını görmek içinizi açabilir.

Kastamonu’daki etkinlikler içinde cumartesi günü tarihi Kurşunlu Han’da yapılan kahvaltıya Başkan Galip Vidinlioğlu’nun daveti ile katıma fırsatı bulduk. Kendisine teşekkür ediyorum. Kahvaltı öncesi ve sonrası çok kıymetli insanlarla görüşme fırsatımız oldu. Yıllar önce Bişkek’te (2005) tanışıp dost olduğumuz, siyaset sahnesine çıktığından beri Kıbrıs Türkü’nün haklarını ve hukukunu dünyaya anlatmaya çalışan ve o dönemde Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Özel Temsilcisi olarak göre yapan Sayın Erhan Arıklı’yı bir kere daha görme fırsatı bulduk. Bugünlerde Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Ulaştırma Bakanlığını yapan Sayın Erhan Arıklı aynı enerji ile çalışmalarına devam ediyor ve haklı davasında Kıbrıs’taki Türk halkının sesi olmaya devam ediyor.

İkinci görüşmemiz ise Muhammed Salih ile oldu. Sayın Salih, Sovyetlerin dağılmasından sonra Özbekistan’da “demokrasi ve özgürlük” hareketinin lideri olmuş, henüz Sovyetler döneminde bile Taşkent’e giden ilk Türkologlar heyeti ile gizli saklı görüşmeler yapmış bir sanatçı ve siyaset adamıdır. Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun ve Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya gibi sadece Türkiye’nin değil dünyanın tanıdığı büyük âlimler ile buluşmuş ve onlardan Ziya Gökalp’in Türkçülüğün Esasları kitabını istemiştir. Ancak hikâye veya romanlarda yaşanabilecek kadar heyecanlı buluşmaları nitekim Sayın Ercilasun Gülnar isimli romanı ile ölümsüzleştirmiştir.

Muhammed Salih, Türkistan Şuuru adıyla Türkiye Türkçesinde şiirleri basılmış büyük ve önemli bir şairdir. Onun sanatının yanında güçlü siyasi figürdür. Ülkesinde yaşama şansı verilmeyen Salih, önce Türkiye’ye sığınmış daha sonra da yurt dışına çıkarak hayatta kalmayı başarmıştır. Artık siyasi baskının olmadığı bir ortam olduğu için Türkiye’ye dönmüş ve burada yaşamaya başlamıştır. Bundan sonra kendisinden beklentimiz bu zorlu hayat mücadelesini şiir dizelerine dökmek ve biz okuyucularına ulaştırmaktır.

Cumartesi günü öğleden sonra tertip edilen panelde birbirinden değerli bilim insanları “Türk Dünyasının Dünü, Bugünü ve Geleceği”ni tartıştılar. Panel yöneticiliğini KÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Serhat Yılmaz’ın yaptığı oturumda Tarih bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu, Türk halklarının tarih sahnesine çıktığı Mete Han döneminden başlayıp günümüze kadar Adriyatik’ten Çin denizine kadar olan coğrafyadaki dönemsel yerleşimlerini ve vatan coğrafyasını tafsilatlı olarak izah etti. Prof. Dr. Namıq Musalı ise günümüzde Türk Dünyasının durumunu ve gelecekte yaşanabilecek olanları dinleyicilerle paylaştı. Ankara’dan katılan Prof. Dr. Bülent Aksoy da ekonomik ve siyasi veriler ışığında Türk dünyasını bekleyen gelişmeleri dinleyicilerle paylaştı. Panel’in sürpriz konuğu ise Irak Türkmen Cephesi Lideri Erşad Salihi de son durumu paylaştıktan sonra kendilerine kucak açan Türk halkına şükranlarını iletti.

Bu panel gösterdi ki Kastamonu Belediyesi’nin tertiplediği Türk Dünyası Günlerinin tekrarında akademik birikime ve paylaşıma daha fazla yer ayrılmasını gerektiği idi. Konserlerin ve gösterilerin halkımız tarafından çok beğenildiğini biliyoruz. Panele de ilgi beklentilerin çok üzerinde gerçekleşti.

Edebiyatın yine çok az olduğu bir yazımızı daha bitirirken hem Kırgızistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sayın Kubanıçbek Ömüraliyev’e hem filmin yapımcı-yönetmeni Ömürzak Tölöbekov’a hem Dr. Galip Vidinlioğlu’na hem de bütün emeği geçenlere şükranlarımı arz ediyorum. Yazımızı Kırgızistan’ın tanınmış şairlerinden Ömürbek Tillebayev’in “Türk dünyası” şiiri ile bitirelim:

Türk Dünyası

Ben burada yaşıyor gibi eskiden beri,

Bana yakın hissettim seni geldiğimde.

İki dünyada da olur idim razı,

Payıma sen iki üç ders şiir versen.

Marmara Denizi kayık verir sağ taraftan,

Karadeniz kürek sunar sol taraftan.

Ben size dağın yüzünü getirdim,

At kükretip düşmanla savaşan.

Dağ yüksekliği, derinliğini denizin,

Bütün Türkler canıyla hissetsin.

Türk dünyası bütün âleme yayılsın,

Atlan, oğlum, galibiyet senin olsun!

Haftaya buluşmak üzere kalın sağlıcakla,

 

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.