DOLAR 18,6356
EURO 19,5951
ALTIN 1.077,06
BIST 5.046,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 10°C
Hafif Yağmurlu
Kastamonu
10°C
Hafif Yağmurlu
Cts 9°C
Paz 7°C
Pts 7°C
Sal 9°C
resim yükle
resim yükle

Kazakistan intibaları

Kazakistan intibaları
Beypark
05.10.2022
107
A+
A-

Sevgili Tosyalılar, Geçen hafta yol hazırlıkları sebebiyle vakit bulup yazımı yazamamıştım. Dün itibarıyla Kastamonu’ya dönmüş bulunuyorum. Bu sene yıllık iznimi yazın kullanmadım ve Eylül ayına sakladım. Sebebini şöyle anlatabilirim.

O-nderler-Haber-I-c-i-Gif-Reklam

İki yıldır “salgın” yüzünden Türk dünyasına gidememiş, bağlarımız zayıflamaya başlamıştı. Çok şükür o günler geride kaldı. Hatta usta gazeteci Hüsnü Acar Bey ile birlikte gitmeyi planlamıştık.
Yüreği Türk dünyası ve Türkistan davası ile atan kişilerin menzili olan eski adıyla Yesi ve Sovyet döneminden itibaren Türkistan şehrine birlikte gidecektik. Ben daha önce gitmiş ve orada çalışmıştım. Üzerinden yıllar geçti. 1998-1999 yıllarıydı. Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Kazak-Türk Üniversitesi’nde ders vermiştim. Aradan geçen yıllarla birlikte ne yazık ki bir daha da yolumuz o tarafa düşmedi.
Geçen hafta gazetemizin sayfasında Hüsnü Bey’in gezi intibaları yayınlanmaya başladı. Harika resimler eşliğinde su gibi akan bir yazı dizisi başladı. Hazret-i Türkistan olarak da bilinen Yesi şehri, Kazakistan’ın güneyinde yer alıyor. Türk İslam felsefesinin kurucularından Yesili Hoca Ahmet’in kabrinin bulunduğu şehir. “Türk Dünyası’nın manevi başkenti” olarak özellikle Hac seferine çıkacak olan Kazak halkının ilk ziyaret ettiği mekandır.
Şehrin altmış km kadar güneyinde Otırar şehri yer almakta. Bildiğiniz gibi bu şehir Cengiz Han’ın iki oğlunun kumandasında gönderdiği ordu tarafından yerle bir edilmiştir. Otırar şehrinde doğup büyüyen ve günümüz Kazakistan halkının büyük şair/yazarı Muhtar Şahanov bu hadiseyi romanında işlemiştir. Şahanov’un felsefi derinliği olan romanının adı da Cengiz Han’ın Sırrı’dır. Bu kitabı temin edip okumanız sizlere bu elim hadise hakkında önemli ip uçları verebilir.
Otırar şehrini geçtikten kısa bir süre sonra da Arslan Bab’a ulaşılır. Daha doğrusu Arslan Bab mescidi ve türbesine ulaşılır. Geniş Kazak bozkırının ortasında bu mukaddes mekân da ziyaretçi akınına uğrayan yerlerdendir. Bunun sebebi ise rivayete göre Arslan Bab’ın peygamber efendimiz Muhammed Mustafa’nın (sav) kendisine emanet ettiği hurmayı ağzında dilinin altında yaklaşık dört yüz yıl taşıyarak o zaman henüz küçük yaşta olan Ahmet’e teslim etmiş olmasıdır. Rivayet odur ki Yesi şehrinde yolda yürümekte olan Arslan Bab’ın yanından küçük bir çocuk koşarak geçer. Bu küçük çocuk aslanda bugün “Hikmetler” kitabıyla meşhur Yesili Ahmet’ten başkası değildir. Çocuk geri döner ve sahabenin önünü keserek “emanetini” vermesini ister. O da dilinin altındaki “hurma çekirdeğini” çıkartarak ona uzatır. Sadece çekirdeği kalmış olduğu için küçük Ahmet ona kızsa da emanetin kendisine ulaşmış olması sebebiyle iş tatlıya bağlanır.
Bu arada Hoca Ahmet Yesevi ile alakalı son bir hatırlatma yapmak gerekiyor. Bildiğiniz gibi bu zât-ı muhterem, altmış üç yaşına geldikten sonra kendisine bir “çilehane” yaptırarak ömrünün geri kalanını orada geçirir. Ben orayı ziyaret etmiştim. Bugün kendisinin yattığı ziyaretgahın hemen ön tarafındaki bu “çilehane” yer altındaki bir odadan ibaret. Çok sevdiği peygamberinin altmış üç yaşında ahirete intikal etmesi onda farklı duygular uyandırır. Altmış üç yaşından sonra “yeryüzünde” yaşamak ona ağır geleceği için yer altına kazdırdığı ve bugün “çilehane” adı ile bilinen yerde dünyevi hayatını tamamlar. Yürüyerek inebileceğiniz bu odanın karşı duvarında küçücük bir ocak mevcuttur. Ondan başka da hiçbir şey yoktur. Zira “bir lokma bir hırka” felsefesi Hoca Ahmet Yesevi’de tam olarak anlamını bulmuştur.
Elbette bu anlattıklarımı Hüsnü Bey’in yazı dizisinden takip edeceksiniz ve örneklerini birinci sayıda gördüğünüz muhteşem fotoğraflar ile yakından göreceksiniz.
Ben ise yolumu değiştirmek zorunda kaldım ve Astana üzerinden Karagandı şehrine geçtim.
Karagandı şehri Astana’nın güneyine doğru iki yüz-iki yüz elli kilometre kadar bir mesafede yer alıyor. Dümdüz bir arazi hayal ediniz. Kazakistan bozkırının ortasında göz alabildiğince uzayıp giden bir arazinin tam ortasına kurulmuş bir şehir. Meşhur kömür madenleri işte bu şehrin can damarı. Kış aylarında çok soğuk ve rüzgârlı olması doğal olsa da benim geçirdiğim yaklaşık bir aylık sürede hava da çok güzel idi. Günlük güneşlik günler şimdi geride kaldı.
Kömür madenine bağlı olarak ağır sanayi de bu bölgede kurulmuş. Bu da çok doğal. Çelik üretimi bu şehirde yapılıyor. Havası temiz olsa da şehrin dışındaki kömür madeni ve bu madenle işlenen ve üretilen çelik imalathanelerinin bacalarından çıkan duman rüzgâr iyi ayarlanmadığı için şehre doğru esebiliyor.
Elbette bu sanayi bölgesi şehrin dışında konuşlanmış. Bu yüzden şehre doğrudan zarar vermiyor. Şehrin sokakları ve caddeleri muazzam tasarı ürünleri. Ağaçlı kaldırımlar, geniş kaldırımlar, yayalar için özel tasarlanmış “ale”ler yer alıyor. Tam bir modern şehir örneği.
Şehirde yüksek öğretim kurumlarının sayıları oldukça fazla. Sagınov adındaki Karaganda Teknik Üniversitesi, Böketov adındaki Karaganda Üniversitesi ve Tıp Üniversitesi şehrin büyük üniversiteleri. Yurt dışından da oldukça fazla öğrenci gelip eğitim alıyor. Bu hem şehir hem de ülke için önemli.
İşte ben de bu üniversiteler içinden Karaganda Teknik Üniversitesi içinde açılmış olan Kazak dili ve kültürü bölümünde bir ay boyunca ders verdim, seminerler düzenledim. Bunun önemi şöyle. Teknik bir üniversitede gençler daha ziyade Rus dilinde eğitim görüyorlar. Bu gençlere Kazak dilini öğretebilmek için açılan bölümde her bir genç—Kazak veya Rus vd.—ülkenin resmi dili Kazakçayı öğreniyor. Bölümde yaklaşık on veya on iki öğretim elemanı bu milli görevi üstlenmiş götürmekte.
Bana gösterdikleri yakın ilgi, alaka ve hürmet için bu satırlar aracılığı ile şükranlarımı sunuyorum. Bugünlük bu kadar.
Yine ve yeni yazılarda buluşmamız dileğiyle, sağlıcakla kalın!
Kazakistan’dan selamlarımla,

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.