Site Rengi

DOLAR 7,4123
EURO 9,0433
ALTIN 442,42
BIST 1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 8°C
Yağışlı
Kastamonu
8°C
Yağışlı
Sal 8°C
Çar 9°C
Per 1°C
Cum 1°C
dOBI7b
dOBI7b

Gülce Akdoğan Köşe Yazısı “Köpüş”

Gülce Akdoğan Köşe Yazısı “Köpüş”
Beypark
02.06.2020
739
A+
A-

O gün hiç unutamadığım bir gündü. Bir gün içine o kadar çok şey sığdırdık ki. Ben bile çok şaşırdım. Uzun zamandan beri o günü hiç unutmuyorum. Şimdi ise kardeşim içeride ağlıyor. Kardeşim doğduğundan beri onunla çok fazla ilgileniyorlar. Ama ben köpek istiyorum. Almıyorlar. Kardeşin büyüsün öyle alacağız diyorlar. Ben bugün bir şeye karar verdim. Kumbaramı patlatacağım. Ve içindekilerle de bir köpek alacağım. Dışarı çıktım. Hayvan mağazalarına baktım. Ama hiç köpek bulamadım. Ve tekrar eve geldim. Babama söyledim. Baba bana köpek alır mısın? Dedim. O da yine aynı şeyi söyledi, kardeşin büyüsün öyle alacağız. Anneme söyledim. O da aynı şeyi dedi. Ben de yazı beklemeye karar verdim.

REKLAM-VEREB-L-RS-N

Neyse ki yaz geldi ve tatil için valizlerimizi hazırladık. Sonra yola çıktık. Gideceğimiz otele yerleştik. Ve hiç düşünmediğim bir şey oldu. Babam dedi ki: “Hadi gel köpek almaya gidelim.” Biz de gittik. Ama istediğimi bulamadık. Bize yakın hiçbir yerde aradığım gibi bir köpek yoktu. İçimden dedim ki: “Keşke o gün gittiğimiz yerlerden birini alsaydım.” Çok pişman olmuştum. Keşke o güne geri dönebilsek, zamanı geri alabilsek. Maalesef zamanı geri alabilme şansım yoktu. Babam: Başka yerlerde bakalım, dedi; ama hiçbir yerde bulamadık. Bu sefer de doğum günümün gelmesini bekledim. Daha bir ay vardı. Doğum günümün gelmesini iple çekiyordum. Sonunda o gün geldi. Babam ve annemin ne aldığını merak ediyordum. Pastamı üfledim bir dilek diledim. Ne dilediğimi anlamışsınızdır herhalde. Beklenen zaman geldi. Hediyelerimi tek tek açmaya başladım. En çok annemle babamın ne aldığını merak ediyordum. Sizce nedir? Hemen söyleyeyim: Bana köpek almışlar. Hem de daha minicik bir yavru. Tüyleri bembeyaz, uzunca kulakları, minik kafasının üzerinde boncuk gibi iki göz ve ufacık bir burun olan tombiş bir yavru köpek. Ertesi gün veterinere gidip aşılarını tamamlattık. Ona lazım olabilecek eşyaları alıp eve geldik. Sırada ona bir isim vermek vardı. Sabun köpüğü gibi bembeyaz ve tertemiz tüyleri olan bu köpeğin adı “Köpüş” olmalıydı. Artık onu her zaman Köpüş diye çağıracaktım. Ailenin yeni üyesi Köpüş’tü o. Ona kaldığımız oteli, otelin içindeki parkları, deniz kıyısını gezdirdim. Kumların üzerinde yuvarlandık. Dalgalar patilerine dokunduğunda bir korkuyordu ki anlatamam. Bu akşam o kadar tatlıydı ki. Gece su içmeye kalktığımda Köpüş’ün ne kadar tatlı uyuduğuna baktım. Ne kadar da masum bir yavruydu. Sabah uyandığımda yeni arkadaşım yerinde yoktu. Babamı aradım o da yoktu. Anneme sordum: Babam ve Köpüş nerede? diye. Dışarıda geziyorlar, dedi. İçim rahatlamıştı. Çok korkmuştum. Daha ilk günden kaybolamaz, diye düşündüm. Kardeşimi sordum: O da dışarıda, dedi. Kardeşim benden önce uyanmıştı. İnanamıyordum. Hemen üstümü değiştirip dışarı çıktım. Babam dedi ki: “Tatilin son günleri, güzel vakit geçirin.” Ben de kahvaltıdan sonra Köpüş ve kardeşimle denize gittim. Tatil, Köpüş sayesinde ne kadar da çabuk geçti, diye düşündüm.

Birkaç gün geçince eşyalarımızı toplayıp evimize gitmek üzere yola çıktık. Yolda Köpüş’ün resmini çizdim. Çok da güzel oldu. Kardeşime gösterdim. Gülmeye başladı. Bu ne biçim resim abla, dedi. Kardeşimle karşılıklı gülüştük. Uzun bir yolculuğun sonunda evimize gelmiştik. Hemen üstümüzü başımızı değiştirip televizyonun karşısına geçtik. Annem de bize mısır patlattı. Köpüş bile yedi. Çok komik bir köpeğim var diye sevindim. Sabah okula gidecektim. Köpüş’ü de götürmek istiyordum. Ama babam izin vermedi. Hemen okula gidip sırama yerleştim. Öğretmen bize tatilde neler yaptığımızı sordu. Ben de parmak kaldırdım. Bana söz hakkı verdi ve baştan sona her şeyi anlattım. Öğretmen ben anlattıktan sonra dedi ki: “Çocuklar yarın hayvan günü yapacağız. Evcil hayvanı olanlar yarın sınıfa getirsin”. Çok mutlu olmuştum. Okul bitince koşarak eve geldim. Anneme, öğretmenimizin yarın evcil hayvan günü yapacağını, hayvanı olanların getirmesini istediğini, söyledim. Annem de: Sizin için güzel bir gün olacak. Köpüş’ü götürebilirsin, dedi. Sabah olunca Köpüş’ün tasmasını takıp kardeşimle okul yoluna koyulduk. Sınıfa gelince herkesin bir hayvanı olduğunu gördüm. Herkes farklı bir hayvan getirmişti. Sınıf hayvanat bahçesine dönmüştü. Öğretmenimiz sınıfa girince biz çok şaşırmıştık. O da evdeki kedisini getirmişti. Adı ne diye sorduğumuzda “Boncuk” dedi. Sonra ekledi: “Gözleri boncuk gibi diye bu adı verdim.” Sonra herkes Köpüş’ün başına toplandı. Hayvanı çok sıkıştırmışlardı. Köpüş hiç beklenmedik bir şey yaptı. Sınıfın her yerini kirletti. Herkes bir anda sınıfı terk etti. Meğer hepsi lavaboya gitmiş. Ben de gülerek dedim ki: “Hayvanı o kadar sıkıştırmasaydınız bunlar olmazdı.” Okul saati bitince Köpüş, kardeşim ve ben eve geldik. Sonra annem: “Bu ne hal kızım?” dedi. Ben de anneme arkadaşlarımın Köpüş’ü çok sevdiğini onun da biraz şımardığını söyledim. Annem de güldü. Hemen üstümü değiştirip annemin telefonundan arkadaşlarımın annesine şöyle bir mesaj attım. “Arkadaşlar evcil hayvanlarımızı alıp parka çıkmaya ne dersiniz?” Hemen cevap geldi: “Olur hemen toplanalım.” Biz de kardeşimle parka gitmek üzere evden çıktık. Biraz sonra arkadaşlarım geldi. Çok güzel oyunlar oynadık, eğlendik. Sonra biraz dolaşalım dedik. Minik dostlarımızı biraz gezdirdik. Hava kararmaya başlayınca evlerimize dağıldık. Gece uyurken kendimi Köpüş’ün yerine koyup düşündüm. Sınıfta olanlardan utanmış mıdır acaba? Keşke onunla konuşabilseydim.

Sabah olunca okul kıyafetlerimi giyip ben okula gidiyorum dedim. Annem de ne okulu yavrum bugün cumartesi dedi. Benim tamamen aklımdan çıkmıştı. Hemen kahvaltı masasına oturdum yemeğimi yedim. Sonra Köpüş’le beraber evin bahçesine çıkıp fıskiyeyi açtık. Her yerimiz su ve çamur olmuştu. Çok komik gözüküyorduk. Üstümüz tamamen kirlenene kadar oynadık. Tabii ki kardeşim de vardı. Kardeşim artık kocaman olmuştu. Eve gelince üstümüz başımız çok kötü bir haldeydi. Hemen duşa girdim. Sonra Köpüş’ü de bahçede yıkadım. Annem de kardeşimi yıkadı. Bugün çok eğlenceli geçmişti. Sabah olunca annem ve babama: “Lütfen hayvanat bahçesine gidelim!” dedim. Onlar da çok güzel bir fikir olduğunu söylediler.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra hazırlandık ve hayvanat bahçesine gitmek için yola çıktık. Bir saat sonra oraya vardık. Ben yolda uyumuştum. Beni, Köpüş ve kardeşim uyandırdı. Sonra hayvanat bahçesini gezerken kardeşim bir maymun gördü ve çok korktu. Oysaki çok tatlı bir hayvandı, daldan dala zıplıyordu. Sonra akvaryuma gittik. Orada çok değişik balıklar vardı; vatoz, köpekbalığı ve daha bir sürü balık çeşitleri vardı. Köpüş en çok vatozdan, kardeşim yılan balığına benzer bir şeyden, ben ise köpekbalığından korktum. Eve dönerken bir kütüphaneye uğradık. Oradan ben çeşit çeşit kitaplar aldım. Orayı da gezdikten sonra eve geldik. Çok yorulmuştuk. En çok yorulan da Köpüş’tü ve eve gelir gelmez uyudu.

Uyandıktan sonra bahçeye çıktı. Bahçede oyunlar oynadı. Çok hareketli olduğu için sivri bir taşa ayağını vurdu. Biraz kötü olmuştu. Galiba ayağı incinmişti. Ben çok korktum. Hemen veterinere gittik. Ayağını sargı beziyle sardı ve hiçbir şeyi olmadığını söyledi. Birkaç gün yürümemesi, evde dinlenmesi gerekiyormuş. Birkaç gün geçince nihayet yürüyebiliyordu. Ama biraz topallıyordu. Birkaç gün daha geçince düzgün yürümeye başladı. Her yere koşturuyordu. Yine bir yerini yaralar diye çok korktum. Çok yaramazdı ve çok hareketliydi.

Ama bir gün hiç yaramazlık yapmadı, hiç havlamadı ve hiç koşturmadı. Meğer ağzına bir bitki yapışmış. O yüzden halsiz, uslu ve hiç havlamıyormuş. O bitkiyi ağzından çıkarmayı denedim ama olmadı. Veterinere tekrar gittik. Veteriner ağzındaki otun yapışkan otu olduğunu söyledi. Köpüş, evde yapamadığı yaramazlığı klinikte yaptı. Her yeri dağıttı ve pisletti ve biz de veterinerin kliniğini toplamasına yardım ettik. Galiba Köpüş’ün içine kurt girmişti. Yine yapmıştı yapacağını. Bir de hiçbir şey olmamış gibi dışarı çıkmıştı. Anneme: Çok komik bir hayvan, dedim. Annem de bana katıldığını söyledi. Köpüş, birçok şeyi kırdığı için kliniğe yeni eşyalar da almak zorunda kaldık. Eve gelince Köpüş yaptıklarından çok utandı. Ben de onun yanına gidip: Akıllı hayvansın ama çok yaramazsın, dedim. O da sanki beni anlıyormuş gibi dilini çıkartıp havlamaya başladı. Uyuyan komşuları bile uyandırdı. Herkesin çok rahatsız olduğu belliydi ve hepsi bizim kapının önüne toplandılar ve hep birlikte aynı şeyi diyorlardı: Bu ne gürültü böyle! Köpeğinize sahip çıkın. Bir daha bu kadar yüksek sesle havlamasın. Biz de çok utanmıştık. Köpüş yine hiçbir şey olmamış gibi davranıp biz gelince utanmıştı. Biraz da tilki gibi kurnaz bir şeydi.

Acaba ben böyle güzel şeyler söyleyince şımarıyor muydu birazcık? Çünkü yaramazlık yapıyor sonra biz gelince utanıyordu. Bu köpekler çok değişik hayvanlar. Ama ben Köpüş’e kıyamıyorum, kızamıyorum. Çok tatlı. Bir de yavru olduğu için kıyamıyorum ama her yaptığı şeyi de bu tavırla karşıladığım için alışmış olabilir ve bu yüzden, nasıl olsa kızmayacak diye düşünebilir. Eğer benim düşündüğüm şey doğruysa, Köpüş haklı. Çünkü o geldiğinden beri ona hiç kızmadım, yaptığı yaramazlıklara hiçbir şey demedim. Bundan sonra, yaptığı yaramazlıklara tepki göstereceğim. Ama çok fazla abartıp, kızmayacağım. Belki biraz daha uslu olur.

Bunu böyle bir iki yıl denedim. Biraz uslandı ama hala hareketliydi. Üçüncü yılda çok sakin, uslu bir köpek oldu. Bu arada kardeşim baya büyümüştü. Sanki ben hiç büyümemiştim. Tabii ki ben de büyümüştüm. Köpüş de çok gelişmiş, akıllı bir köpek olmuş ve büyümüştü. Komşular da artık ona alışmış, onu çok seviyorlardı.

Aradan yıllar geçti. Artık ben liseye gidiyordum, kardeşim de ortaokul son sınıftaydı. Hayat çok hızlı geçiyordu. Köpüş hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmuş ama çok yaşlanmıştı. Bir gün aniden hastalandı, ne yapacağımızı şaşırdık. Veterinere gittiğimizde veteriner artık yapılacak çok fazla şeyin kalmadığını söyledi. Köpüş çok yaşlıydı ve ölmek üzereydi. Onunla nasıl vedalaşacağımı bilmiyordum. O benim çocukluk hayalim ve arkadaşımdı. Ona çok şey borçluydum. Ama elimden de bir şey gelmiyordu. Birkaç gün sonra uyandığımızda Köpüş bize veda etmişti, ona çok güzel bir mezar hazırladık. Ama o ailemin, özellikle de benim, kalbimizde sonsuza kadar yaşayacak.

Gülce AKDOĞAN
Mehmet Akif Ersoy İlkokulu/ 4-B Sınıfı

 

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.