DOLAR 16,3564
EURO 17,6256
ALTIN 972,94
BIST 2.450,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 23°C
Parçalı Bulutlu
Kastamonu
23°C
Parçalı Bulutlu
Cum 25°C
Cts 28°C
Paz 28°C
Pts 25°C
resim yükle
resim yükle

Küresel bazda kriz bitmiyor; krizi yeni bir kriz takip ediyor…

Küresel bazda kriz bitmiyor; krizi  yeni bir kriz takip ediyor…
Beypark
27.04.2022
48
A+
A-

Kriz krizi tetikliyor ve bir krizin etkisi bitmemişken başka bir kriz baş gösteriyor. Ne demek istiyorum?
Pandemi süreci küresel üretim-tedarik ve lojistik zincirine büyük darbe vurdu.
Ülkeler, eve kapanma ve diğer Kovid tedbirleri nedeniyle büyük mali zararlarla karşılaştı.

REKLAM-VEREB-L-RS-N

Tam Kovid azalıyor ve artık bir ekonomik rehabilitasyon dönemi başlayacak derken; Rusya Ukrayna’yı işgale başladı.
Bu durum, resmen var olan yangına benzin dökmek gibiydi ve yeni krizleri tetikledi.
Ama bu da planın bir parçasıydı.
Son birkaç yıldır, dünyanın neresinde bir şey olursa olsun; mutlaka, hep bahsettiğim “Yeni Düzen” planıyla ilintili ve ilgilidir diye söyledim.
Gelin bir simülasyon yapalım ve bazı güncel gelişmelerden hareketle parçaları birleştirelim.
Pandemik süreçle başlayan nur topu gibi küresel bazlı genel ekonomik kriz oluşmuştu.
Rus işgaliyle şimdi bir de, “Gıda ve Enerji” krizi ortaya çıktı.
Giderek artacağa da benziyor…
Bu esnada Türkiye oldukça akıllıca bir manevrayla yeni bir kulvara girdi ve Rusya-Ukrayna savaşında belki de, dönemin en bağlantısız ülkesi oluverdi.
Halbuki yalnızlaşan/yalnızlaştırılan ve Amerika başta olmak üzere özellikle Avrupa ülkeleri tarafından dışlanan bir Türkiye vardı.
Ama bir anda Avrupa ülkeleri liderleri, Amerika’dan bakanlar/bürokratlar, İsrail ve Körfez ülkeleri liderleri Türkiye ile görüşmelere başladılar.
Neden peki?
Planlanan “Yeni Düzen”in konjonktörü bunu gerektiriyordu çünkü.
Başta Erdoğan olmak üzere Türk Devlet yetkilileri de gelişmeleri doğru okumaya ve bu cihette refleks oluşturmaya başladılar.
İşin en önemli noktası da burasıdır.
Belki hatırlarsınız,
Ukrayna işgalinin ilk başladığı zamanda bir yazımda demiştim ki; “…eğer Türkiye, gelişmeleri doğru ve akılcı okursa, başta Suriye olmak üzere; Libya/Doğu Akdeniz ve Kuzey Irak boyutlu umulmadık kazanımlar elde edebilir”…
Biliyorsunuz ve son günlerde hep birlikte takip ediyoruz,
Kuzey Irak merkezli sınır ötesi bir harekat yapıyoruz.
Türkiye için oldukça faydalı ve terörün zayıflaması ve hatta tükenmesi için dönüm noktası mesabesindeki bir harekat.
Buradan nereye geleceğimi merak ediyorsunuzdur.
Söyleyeyim,
Bu harekat ve Rusya’nın Ukrayna işgali birbiriyle yakından ilişkili ve bağlantılıdır.
Nasıl mı?
Irak coğrafyası/özellikle Kuzey Irak bölgesi zengin doğalgaz ve petrol kaynaklarına sahiptir.
Henüz tam tekmil yaşamasa da, Avrupa ve özellikle Almanya/Fransa/İtalya/İspanya/Hollanda gibi ülkeler önümüzdeki günlerde Rusya ile ciddi bir enerji (Doğalgaz ve Petrol) krizi yaşayacaklardır.
Hal böyleyken, Avrupa ülkeleri ve Amerika oturup kaderine razı mı olacak?
Tabi ki hayır.
Çünkü böylesi bir durum Almanya gibi Avrupa’nın sanayi lokomotifi olan bir ülkeyi felç edecektir.
Alternatif kaynak oluşturma ve bunun lojistiğine odaklanacaklardır.
Ki, öyle de oldu/oluyor.
Türkiye’nin şimdilerde yaptığı bu askeri harekat büyük projenin realizasyonu için yeni enerji kaynaklarına ihtiyacı olan Batılı ülkelerin kendilerince iyi niyet gösterisidir ve ülkemizle kurmak istedikleri mecburi ilişkinin ilk adımıdır diyebiliriz.
Daha önce de söylemiştim,
Devletlerin ilişkileri menfaat içeriklidir ve ebedi dostluk düşmanlık olmaz.
Şimdi de bunun bir yansımasını yaşıyoruz.
Irak’ta petrol ve doğalgaz var,
Türkiye’de ise bunu Avrupa’ya ulaştıracak lojistik altyapı ve en avantajlı coğrafya var.
Peki durum böyleyken, Türkiye bundan istifade etmek istemez mi?
Tabi ki ister ve istedi,
Bunun sonucunda can damarımızı kopartan, canımızı yakan PKK terörüne dair en etkili mıntıka temizliğini başlattı.
Terörün hamisi ve destekçisi Batılı ülkeler buna ses çıkarttı mı?
Hayır,
Çünkü daha acil/daha büyük ve daha hayati menfaatleri var.
Bu ve benzeri durumları kullanmalı mıyız?
Hem de sonuna kadar ve Türkiye için sorun bölgesi olan her coğrafyada…

Arkadaşlar,
Öyle kritik bir süreçteyiz ki; hasar alınsa da/zarar görülse de/sıkıntı yaşansa da, akıllı ve akılcı olur, küresel gelişmeleri doğru okur ve yanlış ata oynamazsak, uzun vadede kazanan Türkiye olur ve olacaktır.
An itibariyle bu adımları görmekten dolayı da memnunum doğrusu…
Sonuç:
Küresel bazlı finans/enerji ve gıda krizi artarak devam edecek.
Doğal olarak, Türkiye’de de bunun negatif yansımaları olacak ve yaşanacak.
Rus işgalinin Donbas bölgesinde yoğunlaştığı/yeni bir sürece girdiği ve çevresel-küresel etkilerinin çok daha görünür hale geleceği bir vetireye girmiş bulunmaktayız.
Önümüzdeki günlerde “gıda ve enerji krizi”nin halkların hayatlarının olağan akışına olumsuz etkisi çok daha görünür hale gelecektir.
Özellikle tedarik zincirindeki aksamalar nedeniyle, bırakın gıda ürünlerindeki fiyat artışlarını; gıdaya erişim noktasında, zaten var olan sıkıntılar daha da artacaktır.
Maalesef ve söylemek zorundayım ki, bu durum toplumsal olaylara, halklarda homurdanmalara ve pek çok ülke halklarında panik ve iç kargaşaya dönüşebilme riskiyle karşı karşıyadır.
Bu arada Rusyacı ve Putinist yorumcularımıza da bir mesajım var.
Önümüzdeki günleri iyi takip edin,
Putin ve Rusya için sürpriz gelişmeler kapıdadır…
Hal böyleyken,
Büyük resmi asla ve asla pas geçmemeliyiz.
2023’de ülkemizde seçim varmış.
Bana göre çok da bir önemi yok.
Bunu ister mevcut iktidar kazansın veya isterse muhalefet bloku galip gelsin çok bir önemi olmayacaktır.
Önemli olan Türkiye’nin “yeni düzen trenini” kaçırıp kaçırmayacağı gerçeğidir.
Dikkatimi çekiyor ve sanki Türkiye’nin istikbal ve istiklali bu seçime endeksliymiş gibi bir hava oluşturuluyor.
Ve maalesef bunda/bu havanın oluşmasında iktidarın payı da büyük.
Bu bağlamda,
Erdoğan’ın yeni bir kadrolaşmaya gideceğini,
Adeta, yeni konsept ve gelişmelere muvafık ve mutabık bir “soğuk savaş kabinesi” oluşturacağını düşünüyorum.
Neyse…
Buradan iktidara/muhalefete ve daha önemlisi tüm halka sesleniyorum.
Dünya büyük bir buhran geçiriyor,
Tam bir kavşak ve dönemeçteyiz.
Tabir caizse, küresel bir dönüm noktası yaşanıyor.
İktidarın hatalarını veya muhalefetin beceriksizliklerini konuşmanın bir faydası yok.
Bu tartışmalar havanda su dövmekten öteye geçmez.
Lütfen ve lütfen,
Başınızı kaldırın/gözünüzü açın ve akıl gözüyle bakın; yaşanan küresel gerçekliği görüp, ülkemizi yaya bırakmayın ve aynı zamanda fırsatlar da sunan bu küresel kriz sürecini, sakın ola ki, görmezden gelmeyin!..
Not:
Amerika Başkanı Biden, Ukrayna’ya verilecek ve içinde İHA da bulunan bir destek paketinden bahsetti.
Bu İHA’ların epeyce zaman önce, sanki bu işgale dönük özel olarak hazırlandığı söyleniyor. Tesadüf mü sizce…

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.