DOLAR 8,7652
EURO 10,2948
ALTIN 495,41
BIST 1.398
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 11°C
Sağanak Yağışlı
Kastamonu
11°C
Sağanak Yağışlı
Cum 14°C
Cts 15°C
Paz 22°C
Pts 20°C
dOBI7b
dOBI7b

MACARLARIN KARA GÜNÜ; Mohac Yenilgisi

MACARLARIN KARA GÜNÜ; Mohac Yenilgisi
Beypark
01.09.2021
158
A+
A-

Tuna Nehri, Osmanlı için çok önemliydi. Osmanlı’nın hüküm sürdüğü dönem boyunca tüm sevkiyatlar Tuna üzerinden yapılıyordu. Osmanlı, güvenliği korumak için Tuna boyunca palanka ve kaleler inşa etti. Budin’den kuzeye doğru ise en önemli kale Estergon’du. Estergon, kuzeyden Budin’e yapılacak saldırıları engellemek için önemliydi. Türk ve Macar filoları sürekli savaş halindeydi. Estergon, Türklerin elindeyken kuzeyden Tuna üzerinden Budin’e saldırı yapmak çok zordu çünkü Estergon’daki Türk gemileri saldırı yapmak isteyen gemileri durduruyorlardı. Ama Estergon Macarların elindeyken Budin’e sürekli saldırılar düzenleniyordu. Bu yüzden Estergon kilit nokta idi.
1543 yılındaki seferde, stratejik ve dini merkez olan Estergon’un yanı sıra Macar kralların defnedildiği Szekesfehervar gibi önemli kentlerin ele geçirildi. Daha sonra Macarların sürekli Estergon’u geri almaya çalışırken Osmanlı güçleri 1594 yılında yapılan çok ciddi saldırıyı geri püskürtmeyi başardı ama 1595 yılında Estergon düştü ve 10 yıl Macarların yönetimi altında kaldı.
10. yüzyılda kurulan kentin Osmanlı kaynaklarında Ustorgon olarak geçtiğini görüyoruz, 1241-1242 yılındaki Moğol saldırıları sonrası başkentin, Estergon’dan Budin’e taşınması sonrası kentin siyasi açıdan öneminin azalmasına rağmen ülkenin önemli dini merkezi olmayı sürdürdü.
Belgrad’ın 1521’de alınması ve 1526 Mohaç Muharebesi’nden sonra Osmanlı’da yeni hedefin Viyana olarak belirlendi. Bu bağlamda Estergon, Kanuni’nin 5. Macaristan seferiyle resmen Osmanlı Devleti’ne katıldı.
1529’da Viyana’ya doğru ilerleyen Kanuni Sultan Süleyman komutasındaki Osmanlı kuvvetleri birçok yerleşim birimi gibi Estergon’u da savaşsız olarak teslim almış ancak geri dönerken boşalt- mışlardı. Bundan sonra şehir Habsburg hanedanından Ferdinand ile Macar Kralı Janos Szapolyai arasında sürekli el değiştirdi. Estergon’un stratejik ve manevi ehemmiyetini çok iyi bilen Osmanlı idarecileri bu kenti elde etmeye önem verdi. Budin’in 1541’de merkeze bağlı bir eyalet haline getirilmesinden sonra Estergon’un önemi Türkler açısından daha da arttı. Nitekim 26 Temmuz 1543’te kale kuşatıldı. 7 Ağustos’ta dış kale 8 Ağustos’ta iç kale kuşatıldı. 10 Ağustos 1543’te Osmanlı idaresi altına girdi ve Budin eyaletine bağlı bir sancak merkezi oldu.
Macarlar için ilk başkent ve kutsal bir dini merkez, Türkler için ise türkülere ve marşlara konu olan önemli tarihi bir kale olan Estergon’un Viyana yolu üzerinde kilit konumunda bulunuyordu. 1595 yılında Lala Mehmed Paşa kumandasındaki az sayıdaki askerin kaleyi yaklaşık bir ay boyunca açlık ve susuzluk gibi çaresizliklere rağmen kahramanca savunmasına rağmen daha sonra teslim etmek zorunda kaldı. 10 yıl sonra yine aynı kumandan tarafından kale tekrar ele geçirildi.

REKLAM-VEREB-L-RS-N

VERONİCA’DAN İLGİNÇ SÖYLEMLER
Macaristan gezimiz sırasında Macar tercümanımız Veronika Samu, bugüne kadar tarihi kaynaklarda yer almayan rivayetlerden birini şöyle anlattı;
“Mohaç Savaşı Macarların kara günü. Tarihimizin en kötü savaşı. Dünyanın en kısa süren savaşı 1,5-2 saatte bitmiş. Bizde bir deyim var hala kullanıyoruz, Başımıza bir şey gelirse: “Üzülme Mohaç’ta daha çok kaybettik” deriz. Yani ondan kötü bir şey başımıza gelemez artık.
Kanuni Sultan Süleyman’ı kimi kahraman kimi de düşman olarak görüyor. Ama Türk dizisine Macarlar bayılıyor. Hatta, Macaristan’da yapılan bir araştırmada doktorlar, çarşamba akşamları yayınlanan Muhteşem Yüzyıl dizisini izleyebilmek için Macar kadınların o akşam doğum yapmak istemedikleri ortaya çıkmış, ülkede diğer Türk diziler de ilgiyle izleniyor.”
“Budin Kalesi Türk kahvesi yüzünden gidiyor ki bu Macaristan’da ‘Kara çorba rivayeti’ olarak bilinir. Osmanlılar Avusturya’ya sefer yapmak için Macaristan’dan geçmek isterler. Ancak Macar kralı, buna izin vermez ve ancak cesetlerinin çiğnenmesi sonrası geçebileceklerini söylemesi üzerine Osmanlılar, Budin Kalesi komutanlarını akşam yemeğine davet ederler ve yemek öncesi görüşmelerde Macarların teslim olması istenildi. Ancak Macarlar barıştan ziyade savaşmadan geçişe izin verilmeyeceğinde ısrar ederler. Macarlar kendilerini gururlu ve savaşçı bir halk olarak gördüklerinden kaleyi kolay kolay vermek istemediler. Bu sırada Osmanlı ordusu komutansız kalan Budin Kalesi’ne çoktan akın düzenlemeye başlamışlardır bile. Yemek yenir geç olur Macar kale komutanları kalkmak isterler ancak Budin muhasarasından haber gelmediği için komutanları oyalamak istiyorlardı. Komutanlar tan kalktıkları sırada ‘Biz akşam yemeğinden sonra mutlaka konuklara kahve ikram etmek adettir’ diyerek komutanları göndermezler. Kahve geç geliyor. Sonra ge-len kahveye bakıyorlar ve kahveye bakarak kara çorba olarak görüp içerken Budin Kalesi güçlü bir muhasara sonrası düşüyor ve mutlu haber çadıra geliyor. Komutanlar ziyafet çadırından çıksalar da artık iş işten geçmiş ve Bu-din Kalesi artık Osmanlıların eline geçmiştir. İşte bu konu Macaristan’da unutamadıkları bir başka rivayet olarak kulaktan kulağa dolaşıyor. “

MACARİSTAN’I TANIYALIM
Evet değerli okurlar; Macaristan’ı kısaca tarihi dokusu ile tanıtmaya çalıştık. Zira Macaristan’ın tarihi dokusunu bilmedikten sonra günümüz Macaristan’ını tanımanın hiçbir önemi yok. Hun İmparatoru Atilla ile başlayan Türkleşme zira arada kopukluklar da olsa bugüne kadar Türk soyunu ve kanını taşıyan ve kendilerini Atilla’nın torunları olarak kabul eden bir dost ülkedir Macaristan.
Macaristan, Orta Avrupa’da birçok ülke ile sınır olan 11 milyonluk bir ülke. Ancak, Avusturya, Slovakya gibi komşu ülkelerdeki nüfusuyla Macarlar’ın bugün 14 milyon nüfusu olduğunu kabul ediyoruz. Avrupa Birliği üyesi olan Macaristan’ın para birimi Forint ama Euro da kullanılıyor. Dolar’ın kullanılmadığı Macaristan’da bugün itibariyle 1 TL= 35,28 Forint, 1 Euro= 351,39 Forint. Bizim para birimimizin değerli olan nadir ülkelerden biri olan Macaristan’da hayat rakamsal olarak uygun gibi görülse de yarım litrelik bir şişe suyunun 11 TL olduğunu söylemek sanırım bu konuda sizlere bir fikir verebilir.
Macaristan, 1989’da Sovyetler Birliği’nin dağılması ile Rusya’dan kopmasından bugüne kadar Avrupa ülkesi olmasına rağmen kendisini tam olarak geliştirebilmiş ve kalkınabilmiş bir ülke değil. Yani Türkiye’den en az 40 yıl geride olan Macaristan, zengin ve verimli tarım arazilerine sahip. Ne yazık ki bu arazilerin belki yarısı bile tarımsal alanda değerlendirilmiyor.
Macarlar, sakin, sessiz ancak yasalara son derece uyan bir millet. 5 gün boyunca gezdiğimiz Budapeşte’de ne sürat yapan bir araç, ne de bir korna sesi duyduk. Yayalar, yolun boş ve müsait olmasına rağmen yeşil ışık yanmadan değil karşıya geçmek, yola adım dahi atmıyorlar. Dümdüz bir arazi üzerine kurulan Macaristan’da cadde ve sokaklar bisiklet ve motosikletlilerle dolu. Özellikle genç, yaşlı, kadın erkek her kesin bisikletle işe gidip geldiğini ve gezdiklerine şahit oluyoruz.
Yine Macaristan metrosu da Londra ve İstanbul’dan sonra dünyanın en eski üçüncü metrosuna sahip bir ülke olduğunu ve hala kullanıldığını da burada belirtmek isterim.

Siyasi ve İdari Yapı
Devlet gücünün en yüksek organları, parlamento (milli meclis) ve başkanlık konseyidir (hükümet yönetim kurulu). Tek meclisli parlamentonun 349 üyesi, başkanlık konseyinin 21 üyesi vardır. Başkanlık konseyi üyeleri, parlamentodan seçilir ve parlamentoya karşı sorumludur. En üst idari merci, bakanlar kurulu olup, üyeleri hükümet yönetim kurulunun tavsiyesi üzerine parlamento tarafından seçilir ve azledilir. Başkanlık konseyinin başkanı Macaristan’ın devlet başkanıdır, bakanlar kurulu başkanı ise başbakan gibi görev yapar. Mahalli, ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyetler, bir üst seviyedeki bölge otoritesine karşı sorumlu olan konseyler hiyerarşisiyle yönetilir. Macaristan, 19’u komita ve beşi komita statüsünde olmak üzere 24 idari üniteye bölünmüştür. Bunların konseyleri doğrudan doğruya bakanlar kuruluna karşı sorumludur.
Macaristan’ın toplam nüfusu 9,75 milyondur. Nüfusun % 66’sı şehirlerde ve %17’si başkent Budapeşte’de yaşamaktadır. Nüfusun yaşlara göre dağılımı, %15- 15 yaş altı ve %21- 60 yaş üzeri ile tipik Avrupa ülkesi ortalamasını yansıtmaktadır. Macaristan etnik açıdan bölgedeki birçok ülke ile karşılaştırıldığında homojen sayılabilir. Azınlıklar nüfusun yaklaşık %8’ine tekabül etmektedir. Ülkedeki en büyük etnik grup 189.984 kişi ile Roman azınlıktır. Komşu ülkelerde 2.4 milyon Macar asıllı insan yaşamaktadır.

Doğal Kaynaklar
Macaristan hammadde ve enerji kaynakları bakımından fakirdir. Madenlerinin en önemlisi Vertes Dağlarından çıkarılan boksittir. Boksit üretiminde Avrupa’da ikincidir. Pek az maden kömürü Pécs yakınlarında, linyit Dorag’da ve Tatabanya’da, Tuna ötesinde ve Slovakya sınırında işletilmektedir. Romanya sınırında önemli ölçüde tabii gaz, Balaton Gölünün batısında petrol çıkarılmaktadır. Nispeten az miktarda manganez ve uranyum yatakları da vardır. Macaristan sıcak su kaynakları bakımından oldukça zengin olup, bunlardan bir kısmı tıbbi değer taşımaktadır. Özellikle Budapeşte ve Budin, dünyanın en güzel kaplıcalarına sahiptir. Böyle 100’ü aşkın sıcak su kaynağı Budin içinde ve civarında mevcuttur.
(DEVAMI HAFTAYA)

I0SuO.gif
ETİKETLER: ,
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.