Hediyenin Aslı Sevgidir

İlgiye, duyguya ve sevgiye kanmamışların yüreği kar beyazı kış gecelerinin soğuğu ile inatlaşır çoğu zaman. Kar, don ve buzların estirdiği rüzgârlar ölüm türküleri söylese de vurgun yemiş yürekler halen sımsıcaktır. Gözler nemli, gönül dertli, hüzünler baskın duygudur sinelerde. Camlar buğuludur sıcak nefesle soğuk rüzgârın restleşmesinden dolayı.

Duyguya yenilmişlik hissi ağır basan her sevgi, insanı sorgusuz yapar hayata karşı. Savunmasızdır. Artık caymıştır düşünce ile gergef dokumaktan. Aklına değil kalbine teslim olmuştur. Kendimizi kasıp duruyoruz sevdiklerimize dahi. Sevgimizi söylememek için rol kesiyoruz. Sanki ayıpmış, günahmış gibi cimri bir tutum sergiliyoruz. Oysa sevginin Sultanı:” Birbirinize sevdiğinizi söyleyin, bu sevginin artmasına vesiledir.” demiyor mu? Öyle ise bırakın komplekslerinizi bir tarafa. Maskelerinizin ardına sığınmaya ihtiyaç hissetmeyin. Sıyırın perdelerinizi ve duygularınız serbest kalsın. Dereler, çaylar, ırmaklar, çağlayanlar gibi coşun sevgi denizinde. İş işten geçmeden, duygu yürekte küllenmeden, ömür yitip gitmeden sevdiklerimize sevdiğimizi söyleyelim. Bunu ifade için birilerinin uydurduğu sevgi günlerine de ihtiyaç hissetmeyelim. Bir gün değil her an her zaman diliminde sevgi yansısın yüreğimizden.

Günümüz insanı sevildiğini bilmek için ille de duymak ister. Oysa ne kadar söylenirse söylensin, eylemle desteklenmediği, kalple hissedilmediği sürece o iddia gerçek sevgi olarak varlık bulamaz. Neden mi? Çünkü sevgi, kişinin özünde var olan bir duygudur. İç de var olan mutlaka dışa da yansır. Sadece söylem olarak yansımakla kalmayıp davranış olarak da görünür bir şekilde her yanımızdan taşar. Sevgi cevherini üzerinde taşımayanlar istediği kadar bunu söyleseler de muhataplarında etki oluşturacak mecali bulamazlar. Samimiyetsizlik kabul görecek bir duruş biçimi olmasa gerektir. Bu nedenle söylenen her zaman sevgi olmadığı gibi söylenmedi diye sevginin yokluğundan da söz edilemez. Sevenlerden ve sevilenlerden olduğunu iddia eden varsa o sevgide alamet aramak şarttır. Sevgiyi beslemek ve sevgiliye kavuşmak için o duygunun içini doldurmak, gereklerini yerine getirmek bu yolculukta olmazsa olmaz şarttır…

Sevgiliye kavuşmak için de gayret göstermek mecburidir. Zira hayatta hiçbir şey insanın ayağına kendiliğinden gelmez. Bir bedel gerekir. Bedeli ödenmiş sevgiler ise dayanıklılık testinden geçmiş ve geçer puan almış sayılmaz mı? Sevmeye ve sevilmeye talip olup da külfetlerinden kaçınmak ne derece samimiyettir. Bu duygudan nasiplenmeyi ucuza getirmek, sevgi adına ahkâm kesmekten öteye geçmeyecek nafile bir uğraştır. Sevginin zorluklarına katlanmak, öz yurduna kavuşmanın da temel şartıdır. Bazen istemeye istemeye de olsa sevdiğinin tercihlerini kendi tercihlerine değişmek ise sevginin alametidir. Sevginin zaruretlerini öne almak, ona götürecek yollarda yürümek, uzaklaştırıcı eylem ve söylemlerden uzak durmak, kalbi o noktaya sabitlemek bu güzel duygu adına yerine getirilmesi gereken mükellefiyetlerden değil midir? Sevmek iddiası ya da sevmeye talip olmak bu yollardan geçmeyi zorunlu kılar. Şartlar da önemlidir pek tabii ki. Ancak, bazı noksanlıkların baş göstermesi kalbi samimiyetin olmadığı anlamına gelmemelidir.

Öyle ise; sevdiklerimize verilecek en güzel hediye, sevginin kendisi değil midir?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Davut ZAT


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber37 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber37 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber37 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber37 değil haberi geçen ajanstır.



Anket KASTAMONU BELEDİYE BAŞKANI KİM OLMALI
Tüm anketler