Mazlum Siyasetçi YAZICIOĞLU

Henüz genç bir yaşında, bıyıkların yeni terliyorken girdin dava bildiğin “ülkü yoluna.” Giderken ise daha saçların bile ağarmamıştı. Hep bir umut vardı halkının içinde. Öncekilerden kurtulduğun gibi bu kazadan da kurtulacak diye. Ama o beklenen haber bir türlü gelmeyecekti. Gelen haber, can yakan türden bir haberdi. Kimsenin hazırlıklı olmadığı, beklenmeyen ve daha erkendi dedirten cinsten…

Şaka ile karışık beni öldürmek mi istiyorsunuz demiştin, o “acı zulüm” tuttuğunuz helikoptere binerken. Azrail, birçok kez seninle köşe kapmaca oynamıştı. Bu kez de çıkıp geleceksin, Azrail çelme atacaksın diye çok bekledik! Ama bu kez olmadı. Çünkü bu defa çelme atan Azrail olmuştu. Arkanda seccadesini gözyaşıyla ıslatmış bir dua ordusu vardı, senin için semaları inleten. Ama sonsuzluğun sahibi, okunan Salâvat, Kuran-ı Kerim ve dualar ile getirilen tekbirleri senin amel defterine hasenat olarak yazarken, seni bize geri vermeyecekti. Çünkü artık vadeler tamam denmişti bir kere. Elli beş yıllık bir mücadele insanı için hayat duruyordu neticede. Zaten sen “uzakları özlüyorum” diyordun ya hep. İşte özlemine kavuşma vaktiydi şimdi. Belki de bu defa sende geri dönmek istemeyen sendin, kim bilir..? Şu ya da bu sebep, netice kader! Lakin geride bırakılanlar esas olan. Büyük Reis de geride bıraktıklarıyla anılacak muhakkak. Hem de yiğitçe, namusluca, olanca dürüstlüğü ve temizliği ile güzel insan oluşuyla, davasıyla ve manasıyla...

Evet, Muhsin Başkan! Sen, ellibeş yıl gibi kısa bir süreye sığdırdığın ömrün ardından; inandığın idealler uğruna her şeyi göze alabilecek kadar cesur bir insan olarak hatırlanacaksın. Bedel ödemeyi göze almış bir lider, tam bir Anadolu evladı, bizden, bizim gibi biri olarak. Köylü ve yerel olmaktan utanmayan, başı dik, doğru ve düz giden, fırıldak olmayan biri. Tüm ömrünü büyük Türk milletinin hizmetine adamış, dininden ve davasından ödün vermemiş bir sadakat insanı, iyilik babası, iyilerin babası olarak hatırlayacağız seni…

Tabii ki birde üşüyen adam olarak! Üşüyordun, çünkü başka üşüyenlerin sorumluluğunu yüreğinde taşıyordun sen. Tıpkı, hatırasına komşu olduğun İstiklal Şairi Mehmet Akif gibi. Artık üşüme ne olur..! Ömrü hep, üşümekle geçen adam sen değimlisin zaten… Sanki yıllar öncesinden içine doğmuştu üşüyorum derken bu acı son. Tıpkı yapılan bir duanın kabul olmuş son finali gibi…

Evet artık üşüme sen cesur adam! Doğru, düzgün, vefakâr ve cefakâr insan, dürüst siyasetçi…

İzinden gittiğin kutlu önderlerine kavuştun şimdi. Tacettin Dergâhında tüm iman ve ahlak kahramanları ile gönül sultanları sana yer açtılar. Evet, o dava erleriyle komşu ve arkadaş oldun. Ruhaniyetleri seni karşılayıp, sinelerine basmıştır hiç şüphesiz. Sizce de ne kutlu bir komşuluk değil mi?

Adaletin bu dünya da pek de yerini bulmadığı helalleşmelerin ya da hesaplaşmaların öbür dünyaya bırakıldığı bir zaman geçti ölümünün ardından. Ölümünle ilgili sır perdeleri aydınlatılamadı. Sorumlulardan adalet önünde hesap sorulamadı. Bir kez daha alacaklı gittin. Yine mazlumluğu tercih ettin. Hesabı zalimlere hesap sorulacağı güne bıraktın…

Ruhun şâd, mekânın cennet olsun güzel insan. Ruhuna binlerce Fatiha…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Davut ZAT


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber37 Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber37 hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber37 editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber37 değil haberi geçen ajanstır.



Anket KASTAMONU BELEDİYE BAŞKANI KİM OLMALI
Tüm anketler