Site Rengi

DOLAR 8,1853
EURO 9,8731
ALTIN 471,54
BIST 1.328
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 15°C
Gök Gürültülü
Kastamonu
15°C
Gök Gürültülü
Per 16°C
Cum 20°C
Cts 19°C
Paz 13°C
dOBI7b
dOBI7b

Niçin Unuturuz?

Niçin Unuturuz?
Beypark
07.04.2021
184
A+
A-

İnsan beyni sanki bir bilgisayar gibi. Belki de bilgisayarlar insan beyni taklit edilerek yapıldı! Beyin, önem sırasını kendisi belirliyor. Bazı yaşanmışlıkları ve bilgileri belleğinde daimi veya geçici olarak tutuyor. Kimilerini de hiç tutmayıp, direk çöp kutsuna gönderiyor ve ebediyen unutuyor. Şayet bir arşivleme yapacaksa, gün gelip kullanması gerektiğine inandığı önemliliktekiler oluyor bunlar. Kimisinde yaşanmış en güzel zamanlar ve daha çok da yaşadığımız acılar arşivlik olmuyor mu? Yılların aşındıramadığı tozlu kitaplar gibi, hatırlanacağı zamanı bekleyen. Üzerinden geçen zaman onların rengini soldurup siyah beyaza büründürse de saklanması gereken hiçbir yaşanmışlık, tamamen kaybolup gitmiyor hayatlarımızdan…

REKLAM-VEREB-L-RS-N

Bir de unuttuklarımız var. Sahi niçin unutur insan? Neleri unuturuz. Hatırlamak istemediklerimizi mi unuturuz sadece. Yoksa unutamadıklarımız, hatırlamak istemediklerimizin bizzat kendisi midir? Unuttuklarımız, önemsizleştirdiklerimizdir belki de. Yenilerine yer açabilmek adına unutarak belleğimizi temizliyoruzdur kim bilir. Beynimizi bir çöplük haline dönüştürmemek adına geri dönüşümü olmayan bir kutuya gönderiyoruzdur ya da! Veya gönlümüzün, her iki yükü bir arada taşıyamayacağına inanırız. Eskiyi eskitirken, yeni de var olabilmek adına yenilerini saklarız; zihnimizin, gönlümüzün ve bedenimizin kıymetli çıkın ve bohçalarında. Bir gün de kaç anımızı unutur, kaç hatıramızı çıkınlarız acaba? Herkesin kendisinde saklıdır bu sorunun cevabı da.

Peki, niçin unuturuz diye sorsaydık kendimize. Nasıl cevaplar verirdik bu kendi sorumuza karşılık. Geriye bakmanın yön kaybettireceği ihtimalinden, durduğunuz zemini kayganlaştıracağı potansiyeli taşıdığından unuturuz belki de. Ya da ileriye doğru daha emin adımlarla gidebilmek için, geçmişte takılıp kalmaz insan zihni ve duygusu. Yeni başlangıçlar yaparken; kendi önünü “unutarak” açar, iyi ve kötü yaşanmışlıklarını elinin tersiyle geriye iterken. Evet bazı anılarımız, unutulmak kaderiyle başbaşa kalarak derin sulara bıraktığımız taşlar misali, gömülüp gitmiyorlar mı hayatın içinden?

Şöyle bir düşünelim, geldiğimiz yaşa kadar neleri unutmadık. Hafızamızı zorlayalım biraz. Ne kadar unutkan olduğumuza kanaat getireceğizdir muhakkak. Hatırlamakta zorlandıklarımız olmuyor mu hiç? Yıl hesabı yaptığınızda yılların ne de çabuk geçtiğini. En çok da bunu çocukluk arkadaşlarınızla bir araya geldiğiniz de, anıları bohçasından çıkardığınızda hatırlıyorsunuz. Yaramazlıklarımız, acı tatlı hatıralar, duygularımızda iz bırakmış olaylar… Zaman kendi yol haritasını belirlerken, yine aynı zaman; maziyi yuta da biliyor, tuta da. Hayatımızın geri kalanını tamamlayabilmek için unutmak bir zorunluluk galiba. Unutmadan yapamıyoruz bu yüzden. Unutmamız kaçınılmaz! Unutmasaydı insanoğlu ne olurdu dersiniz? Büyük bir nimet değil mi kimi zamanlarda unutmak. Unutamayan insanlar; kalp krizi, yüksek tansiyon, beyin kanaması, mide ülseri, gastrit, depresyon, verem ve kanser gibi dertlere salıyorlar kendilerini. Hayatta kalmak ve ilerleyebilmek, sona kadar hayatı sağlıkla devam ettirebilmek için hatırlanmayası olanları unutmak, en güzeli sanıyorum. Bu yüzden bize sunulan ilahi bir armağandır unutabilmek kabiliyeti.

Acı da olsalar gerçekler böyledir. Bir gün batımındaki gölge misali bir de bakmışsınız çoğu insan, çoğu anı, çoğu keder ve acı, çoğu neşe ve huzur kaybolup gitmiş bile… Ya sonra mı dediniz. Yeniden yola revan oluyor ve yaşayarak yeni anılar biriktiriyoruz. Zamanın bizden ne götüreceğini ya da bizi alıp nereye getireceğini kestiremeden. Umut saklayarak ve ümit çiçekleri büyüterek.

Hâsılı kelam; herkesin bir unutma sebebi var, tıpkı unutamama sebebi olduğu gibi.

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.