DOLAR 13,3459
EURO 15,1946
ALTIN 764,02
BIST 1.857
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 9°C
Parçalı Bulutlu
Kastamonu
9°C
Parçalı Bulutlu
Cum 12°C
Cts 11°C
Paz 9°C
Pts 11°C
resim yükle
resim yükle

Ocak Dediğimiz Liman

Ocak Dediğimiz Liman
Beypark
13.01.2021
587
A+
A-

Ne kadar koruyabildik ocaklarımızı? Toplumsal yapımızın şifreleri ocak tanımı içinde gizli değil miydi? Zira ocak sönmüşse; çoğulda aile, bireysel de fert dağılmış olmuyor muydu? Ocağı olmayanın bacası nasıl tüterdi ki? Ocağı sönenin temeli kökten yıkılmış, çatısı ve binası üzerine göçmüştür. Ocağı sönenin gönlü viran olmuştur. Enkazına baykuşlar tünemiş, iç dünyasında inkisarlar yankılanmaktadır şimdi.

REKLAM-VEREB-L-RS-N

Dünya bizi tüketimin pençesine salınca, gurbet kuşları olduk çoğumuz da. Köklerimizden kopmadık, lakin doğup büyüdüğümüz ata ocaklarında da kalamadık. Sanayi toplumu dendi, aile planlaması dendi. Bakacağınız kadar çocuk yapın dendi. Sanki rızkımızın kefili onlarmışçasına! Uysallık yaptık söz dinledik. Mazeretlerimizin arkasına sığındık. Bizi biz yapan, adımızı veren ulu çınarlar çekip bu dünyadan ayrılınca da köklerimizle bağlarımız zedelendi. Yorulduk, nefessiz kaldık, savrulduk… Yıllar yılları kovalarken ocaklar da teker teker kapandı. Ocaklar söndükçe; sosyal, kültürel, maddi, manevi ve aile olarak da çözüldük. Heyecanla koşup gittiğimiz, çocukluğumuzun ve ergenliğimizin anılarını süsleyen ahşap evlerimizin gıcırtılı ağaç kapıları da bir bir yüzümüze kapandı. Hal böyle olunca biz de biz olmaktan çıkmadık mı?

Ocaksızlık bir yalnızlık fotoğrafıdır bana göre. Hayat o kadar acımasız ki, üç günlük dünya için bizi öyle bir tüketimin pençesine düşürdü ki. Hepimiz yaşıyoruz kültürel ve ahlaki yozlaşmayı. Bu değişim, bir toplumu can evinden yaraladı ve köklerini toprakta kuruttu. Evinden, köyünden, memleketinden ve akrabalarından kopardı. Göçen insanlar bir daha yurduna geri dönemedi. Kapılara kilitler vurulmadı ama viran evlerde ocaklar, doğanın kanunu olan ağır şartlara dayanamayıp yıkıldılar. Yıkılanlar sadece binalar mıydı, ne dersiniz? Bu yüzden gördüğüm her bir eski yapı, içimi burkar. Çatısı çökmüş her ahşap ev kahreder beni. O ocağın tarihine hayali de olsa yolculuk yaptırır. O evde yaşamış hayatları düşünürüm. Yoksulluk, kıtlık ve garibanlığa rağmen; duygusuyla, erdemiyle, ahlakıyla ve değerleriyle her anlamda insan gibi insanları hatırlarım. Hesapsız yaşayan, her nefesini kıymet bilen, her anını fırsata dönüştürerek kalp kazanmak isteyen güzel insanları. Yaptıklarıyla Allah’ı (cc) hoşnut etmek isteyen gönlü güzelleri. Bir defalığına gönderildiğimiz dünyada, hayatın kendilerine sunduğu zor şartların üstesinden gelerek, başı dik gidenleri. Muhabbet kumrularını, o evlerde yeni doğmuş bebekleri, ağaçlar arası iple kurulan ilkel salıncakları. Ahşap yapılı, sallandıkça başucunda şıngırdayan, kendinden oyuncaklı el yapımı beşikleri hatırlarım. Cumbalı ve ağaç oyma desenle işlenmiş ahşap pencerelerin arkasından, sevdiklerinin geçeceği anı, utangaç bir mahcubiyetle bekleyen âşık kızları düşünürüm. Bir de bizi düşünürüm; modern yapılarda beton, demir ve camdan kuleler içinde kalorifer petekleri karşısındaki mutsuzluğumuzu. Eskilerden daha güzel imkânlara sahip olduğumuz halde neden huzursuz ve mutsuz olduğumuzu, biz de neyin eksik olduğunu…

Evet, hangi anlamıyla kullanılırsa kullanılsın; ocak, çok önemli bir değere karşılık gelmektedir bizde. Bu yüzden ocağı tüttürmek gerek. Devamlı odun atmak gerek. Isıtan ocakta ateşin sönmemesi gerek. Soyun kesilmemesi, ailenin dağılmaması gerek. Sönmemeli ocaklar, kültür ve medeniyet yaşamalı, gelenek yok olmamalı. Sıcak ocaklardan servis edilmeli gönüllere, sevda yüklü muhabbetler…

Sevdiklerinizin ocağınıza ait köşe taşı, deli dalgalarınızın da sevdiklerinizle dinginleşeceği limanınız olmasını diliyorum.

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.