Site Rengi

DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
ALTIN 449,83
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 13°C
Az Bulutlu
Kastamonu
13°C
Az Bulutlu
Pts 13°C
Sal 11°C
Çar 12°C
Per 13°C
dOBI7b
dOBI7b

Son zamanların esen rüzgarı: Fetva vermek!

Son zamanların esen rüzgarı: Fetva vermek!
Beypark
23.10.2019
1.034
A+
A-

Modern zamanların bilincimize tahakkuk ettirdiği en tehlikeli boyutlarından birini teşkil eden “Fetva verme” olgusu gerek itikadi ve gerekse ameli noktada birçok çözülmesi hayli zor problemler ihtiva etmektedir. Meselenin, hassasiyet sahibi kesimlerin nazarında oldukça ehemmiyetini muhafaza eden “Fetva”, ne yazık ki ilgili konuda birikim elde edememiş ve konuyla alakalı gerekli müktesebatı kazanamamış kimselerin ağzında adeta sakız oluşturuyor. Yazının giriş kısmında böylesine sitem yüklü yaklaşım sergilememizin sebebini, fetva vermeyle alakalı kırmızı çizgilerin çoktan aşılmış olmasını oluşturuyor.

Yuva-ileti-im-reklam

Fetva vermek neticede Kur’an’da ve Sünnette hükmü belirtilmeyen meseleler hakkında Allah ve Resulü adına hüküm vermektir. Yanlış okumadınız fetva vermek Allah’ın ve Resulünün adına hüküm inşa etmek demektir. Günümüzde yüzlercesine şahit olduğumuz nice ağızların fütursuzca sarf ettikleri Fetva, aslında hem kendilerinin hem de fetvasıyla amel edenlerin vebalına ortak olmaktadır. Konunun bir de itikâdi ve ameli kısmına taalluk eden yönleri vardır ki maazallah kişiyi dinin dairesinden çıkaracak boyutlara sahip olabilir. Elbette fetva vermenin sadece isimleri kitaplarda ün salmış kesimlerin tekelinde olduğunu iddia ediyor değiliz. Altını kalın çizgilerle vurgulamaya kastettiğimiz mesele İslami ilimler (Tefsir, Hadis ve Fıkıh usulleri) zemininde inşa edilecek müktesebattan bahsediyoruz. Yani parantez içinde belirtilen ilimlere hakkıyla nüfuz edebilen kimseler elbette bu yol üzerinde mesafe katedeceklerdir. Çünkü neticede üzerinde konuştuğumuz mesele dindir ve dinle alakalı bizden çıkacak her türlü doğru olmayan söz ve eylemin bir hesabı olacaktır.

Gün geçmiyor ki herhangi bir fıkhi konuda açılan meselelerle alakalı çam devrilmiş olmasın. Üstüne üstelik karşı tarafa savunma babında kişinin naklettiği: “Zaten sadece sen biliyorsun biz bilmiyoruz” tarzında ki sözü kendi içindeki psikolojisini ele veren en tipik örneğini oluşturmaktadır. Hatta tv ekranlarında Kur’an ve Sünnet verileri esas alınmadan zerk edilen fetvalar adeta milletin inancını, ibadetini ve ahlakını yozlaştırmaya yönelik adımlar olduğu ayrıca belirtilmesi gereken bir vakıa. Sistemin işlevsellik adına kayda değer bir sonuç üretmesi için öncelikle fıkhın tüm inceliklerine vakıf olmalı ve kadim müktesebata karşı gereken ilgi ve alakayı göstermemiz kaçınılmaz bir hakikattir

Yazıda teorik olarak zikrettiklerimizin elbette pratik olarak misalleri yok değildir. Medine’nin fakihi olan, muhaddis ve aynı zamanda fıkıh ilminin otoritesinden sayılan İmam Malikin yeri geldiğinde fetva vermekten sakındığı ilgili kitaplarda kaynaklarıyla zikredilmektedir. Aynı hassasiyeti gösteren başka alimlerimiz de vardır. Burada açıklamaya çalıştığımız bu misaller bize gösteriyor ki istemeden de olsa yanlış verilen fetvalar hem kendisinin hem de kendisinden fetva alan kişiye zarar vermektedir.(Burada belirtmek isteğimiz belirtilen ilimlerin künhüne vakıf olmadan uluorta konuşarak fetva taslayanlaradır. Yoksa gerekli ilimleri öğrenip Kuran, Sünnet ve Sahabe icama-ı ile hareket edipte fetvada hata yapanlardan bahsetmiyorum. Çünkü Efendimiz (Sav)” Bir müçtehit, içtihat eder ve içtihadında isabet ederse iki sevap, hata ederse bir sevap kazanır.” buyurmaktadır.) O halde yapılması gereken yukarıda belirttiğimiz ilmi disiplinleri öğrenip ve Allah rızası için olanca gayretini ortaya koyup fetva vermektir.

Müslümanlar olarak bizler de fetvayı ehil kişilerden almalı ve Ehli Sünnet ekseninde yıpratıcı adımlar atan akademisyenlerden uzak durulmalıdır. Aynı şekilde konuya delalet eden meselelerde çalakalem konuşmamalı ve yazmamalıyız. Çünkü neticenin varacağı nokta Allah ve Resulü adına hüküm verme olacaktır. Vesselam…

AR-EL-K
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.