DOLAR 9,7407
EURO 11,3290
ALTIN 563,81
BIST 1.481
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 10°C
Parçalı Bulutlu
Kastamonu
10°C
Parçalı Bulutlu
Sal 13°C
Çar 16°C
Per 15°C
Cum 14°C
resim yükle

Tarih ve edebiyat-1

Tarih ve edebiyat-1
Beypark
06.10.2021
50
A+
A-

Değerli okuyucular,

REKLAM-VEREB-L-RS-N

Hepimizin—en azından kendi adıma–zevkle takip ettiği konusunu tarihten alan televizyon dizilerimiz var. Genellikle dizilerin başlarında yani “jenerik” dediğimiz kısımlarında şöyle yazar: “İlham kaynağımız şanlı ve şerefli Türk tarihidir.” Bunu hepiniz görmüşsünüzdür.

Her kitabın okuyucusunun farklı olduğu gibi dizilerin de seyircilerinin farklı olması çok doğaldır. Kimisi çok sever, kimisi az sever, kimisi hiç sevmez. Aslında çok seven de az seven de belki niçin sevdiğini bile bilmez. Eğer tarihe özellikle de Türk tarihine ilgisi varsa çok sever. Kıyafetler ona çok hoş gözükür, çekimlerdeki atlar, kılıçlar, bıçaklar, ateşte kızdırılıp örste dövülerek çelik haline getirilen demir parçaları seyircinin ilgisini çeker. Atalarını, atalarının temsili karakterlerini gördüğünde çok mutlu olur, huzur bulur, onlarla gurur duyar. Kimileri de eğer tarihe ilgisi yoksa ve tesadüfen izlediyse dizide akla gelmedik uygunsuzluklar bulur. Kıyafetleri eleştirir, mekânı eleştirir, dövüş sahnelerini eleştirir ve daha neler neler.

Kitaplar da diziler gibidir. Sevdiğimiz kitapları öve öve bitiremeyiz, sevmediklerimizi de eleştiri yağmuruna tutar, hatta elimizden gelirse yerin dibine sokarız. Hayat böyledir çünkü. Öylesine okuduğumuz romanlar vardır. Hani hep söylenir “vakit geçirmek” için kitap okuyorum veya özellikle tatilde okunan “tatil kitapları” listesi yapılır ya, işte öyle bir şey. Kimi kitaplar vardır ki konusunu “şanlı” tarihimizden alır ve her satırı bizi başka diyarlara götürür. Mesela rahmetli Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun romanları böyledir. Kilit, Anahtar, Kapı Konak, diye devam eden ve Darağacı ile biten “nehir roman” serisi. Henüz okumadıysanız ve tarihe az çok veya çok ilginiz varsa hararetle tavsiye ederim. 1971’de yazdığı ilk romanı Kilit, Malatgirt Zaferi’nin dokuz yüzüncü yıl dönümü için yazılmıştır. Prof. Dr. Hülya Argunşah’ın ifadesi ile yazar bu tarihî romanı, Türk-İslam sentezi düşüncesiyle” kaleme almıştır. Yine Argunşah’a göre “… Onun tarihi romanlara yönelmesinde, hem Türk milletine kendi tarihini öğreterek kendilerine ve milletlerine inanmalarını sağlamak hem de mazinin tecrübesiyle geleceği aydınlatmak düşüncesi etkili olur.”

Önceki yazımızda Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun Gönül Hanım romanından bahsetmiş ve Anadolu sınırları dışına çıkarak Türklerin ve Türklüğün mihenk taşlarından olan “Orhan yazıtları”na seyahat etmiştik. Kendini Türk hisseden herkesin mutlaka o taşlarda yazılmış, o taşlara kazınmış 1300 yıllık vasiyetleri hafızasına kaydetmesi gerektiğini söylemiştik. Peki önceki yazımızla niçin ülkemizin sınırlarının dışına taşınmıştık? Birinci sebebi köklerimizin, atalarımızın atlarının izlerinin, kültürümüzün temel kaynaklarının oralara kadar uzanıyor olmasıydı. İkincisi ve asıl sebebi ise bugün artık bağımsız olarak yaşayan kardeş cumhuriyetlerin yazarlarının da tarihe gösterdikleri ilgiyi sizlerle paylaşmak istemem idi.

Her ne kadar Azerbaycan’dan başlayıp Çin sınırına kadar uzanan geniş Türkistan coğrafyasında yaşayan Azerbaycan, Kazak, Kırgız, Özbek ve Türkmen Türklerinin aydınları, kalem erbabı yazarları kendi “tarih”lerine ilgi duymaya 1960’lı yıllarda başlasalar da esas ilgi 1991’deki bağımsızlık döneminden sonraya denk gelmektedir. 1953’de Stalin’in ölümü ile bir devir, acı, ağır ve zor devir kapanmış yeni bir devir başlamıştı. Otuz yıl süren ve özellikle 1937-1938 yıllarında “aydın katliamına” dönüşen Stalin dönemi nihayet sona ermişti. Binlerce aydın bu iki yıl içinde “halk düşmanı” ilan edilmiş, sürgüne gönderilmiş veya kurşunlanarak katledilmiş, aileleri ve çocukları perişan edilmişti. Hafızanızı şöyle bir yokladığınızda ilk aklınıza gelen kişinin Cengiz Aytmatov olduğunu görebiliyorum. Onun da babası Törekul, rejime inanan birisi olmasına rağmen kurşuna dizilmişti. Konuya ilgi duyanlar için Prof. Dr. Ahmet Buran’ın Kurşunlanan Türkoloji kitabını okumalarını tavsiye edebilirim. 1991’de Bişkek’in kuzeyinde yapılan çalışmada, Çon Taş denilen bölgedeki bir maden ocağında Aytmatov’un babasının da aralarında bulunduğu 137 kişilik bir toplu mezar bulunmuştu. Bugün onlar adına “Ata Beyit” denilen yerdeki anıt mezarda yatıyorlar. Bişkek’e gidenler orayı gezip görebilirler. Aytmatov da 2008’deki ani ölümünden sonra babasının da bulunduğu bu anıt

mezara defnedildi. Beyaz Gemi romanındaki isimsiz çocuğun babasını görmek için balık olup yüzerek Isık-Göl’e ulaşmak ve oradaki beyaz gemide çalıştığını zannettiği babasına kavuşmak isteyişini hatırlayın. İşte o isimsiz çocuk 2008’den beri babası ile aynı anıt mezarda yatıyor.

Dünyaca tanınmış yazar Cengiz Aytmatov’un eserlerinden zaman zaman bahsedeceğim, sizlerle düşüncelerimi paylaşacağım. Fakat eğer ilginizi çekerse Türk dünyasının tarihi romanları üzerine “tarih ve edebiyat” başlığı altında bir seri yazı yazmak ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Şimdilik Aytmatov ile yetinelim. Sizleri onlarca tarihî roman ile tanıştıracağıma söz veriyorum. Önümüzdeki hafta “tarih nedir?” veya “edebiyat nedir?” ve “tarih ve edebiyat ilişkisi” üzerine bir yazıda sizlerle buluşmak istiyorum. O yazı ile birlikte Türk dünyasının “tarihî romanları” üzerine ve üzerinden uzun bir yolculuğa çıkacağız.

Lütfen şimdiden hazırlıklı olun ve kalın sağlıcakla,

Prof. Dr. Orhan Söylemez

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.