DOLAR 12,4902
EURO 14,1332
ALTIN 720,04
BIST 1.776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 13°C
Çok Bulutlu
Kastamonu
13°C
Çok Bulutlu
Paz 15°C
Pts 17°C
Sal 13°C
Çar 1°C
resim yükle
resim yükle

“Tarih ve Edebiyat” (7) Gözyaşı Çeşmesi

“Tarih ve Edebiyat” (7) Gözyaşı Çeşmesi
Beypark
17.11.2021
26
A+
A-

Değerli Tosyalılar, Geçen haftalarda Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun roman ve hikayelerinden bahsetmiştik. Bugün yine sizlere yazarın bir başka öyküsünden, “Gözyaşı Çeşmesi”nden söz etmek istiyorum. Yazar, Şişli’de 20 Mart 1922’de Çağlayanlar kitabının girişi mahiyetindeki “Türkeli zeybeklerine” başlıklı yazısına şöyle başlıyor: “Bu kitabı düşünerek, sizin için yazdım. Belâ gecelerinde, yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım.”

REKLAM-VEREB-L-RS-N

Yazar Ahmet Hikmet Müftüoğlu, benim hafızama önce “Üzümcü” ile kazındı. Ardından Gönül Hanım geldi. Sizle- re bu romandan önceki yazılarımda bahsetmiştim. “Gönül Hanım Keşif He-yeti” mükemmel bir kurgu olarak karşıma çıktı. Hatırlayın lütfen!.. Bugün bile akıllara durgunluk verecek kadar güzel roman kurgusu beni yüreğimden, yüreğimin ta derinliklerinden yakalamıştı. Mensubu olmakla gurur duyduğumuz Türk’ün sadece cesarete ihtiyacı vardı; o da Müftüoğlu’nda ziyadesiyle mevcuttu.
Büyükada’da temmuz iptidasında güneşin öğleye doğru sadece insanı değil, havayı hatta suyu bile kavurduğu günlerde sırtındaki üzüm dolu küfe-si ile yokuşu tırmanırken “Çaaavuş!..” diye bağırışı sanki cepheye giden bir Mehmetçiği hatırlatıyordu bana. Yazara göre de o “recûliyet abidesi” yani “cesaret ve insanlık abidesi” idi. Öyle de olmalıydı. Öyküde rahmetli hocam Mehmet Kaplan’ın dediği gibi “vak’a, çatışma hayatın karmaşıklığı gibi unsurlar yerini duygu, düşünce edebî sanatlara” bırakmıştı. Yazarın gözünde üzümcü, “… şarkın kınına giremeyen bir kılıcı” idi, bize de öylesi lazımdı.
Türk edebiyatına Gönül Hanım romanı ile damgasını vuran yazar Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun “Gözyaşı Çeşmesi” öyküsünün birden fazla çağrışım yapması pek normaldir. Her şeyden ön-ce bu öykü yazarın Çağlayanlar adı al-tında toplanan kitapta yer almaktadır. Çağlayanlar isminden hareketle öykü-nün adına yani “Gözyaşı Çeşmesi”ne uzandığımızda Kırım’a kadar gitmemiz gerekir.
Kırım Tatar Türkçesi ile “Közyaş Çeşmesi” veya “Bahçesaray Çeşmesi” olarak da bilinen bu sebil, kaynaklara göre 1764’de Kırım Giray tarafından Ömer adındaki bir mimara yaptırılmıştır.(1) Bu ünlü çeşmenin bir de tarihî efsanesi vardır. Kırım Han’ı Giray Han, Lehistan asıllı Maria’ya âşık olur. Kırım Giray Han, bir görüşte âşık olduğu, gönlünü çeken bu genç hanıma “gönül çalan ve-ya çelen” anlamına gelen Dilara ismiyle hitap eder. Genç ve güzel kadın sarayın haremindeki kadınlardan biri tarafın-dan zehirlenerek öldürülür. Talihsiz kadının ve Kırım Giray Han’ın aşkları ve bu trajik sonları dilden dile dolaşarak günümüze kadar ulaşır.
Yazar Sevinç Çokum, Hilal Görünün-ce ile uzandığı Kırım coğrafyası macerasını Nizam Dede’nin Dilarası ile bırakmaz ve bu aşkın sembolü olarak Bahçesaray’daki Han Saray’da inşa edilen ve Rus işgalinde bile dokunulmayan “Gözyaşı Çeşmesi”ni aynı adı verdiği romanı ile taçlandırır.(2) Kırım Giray, Dilara’yı sadece şehrin en yüksek yerine gömmekle ve üstüne bir de türbe inşa ettirmekle kalmaz, kederin-den türbenin yanına bir de çeşme yaptırır. Mermerden yapılan bu çeşme, gül motifleriyle süslenir ve kat kat gül kadehine benzeyen oluklara dolan yaşlar tıpkı göze dolan yaşlar gibidir. “… En üstteki kurna, acı ve kederli bir şekilde gözyaşlarıyla dolan kalp kurnasını temsil eder. Kalp kurnasının altındaki iki küçük kurna, zamanı temsil eder. Bura-da anlatılmak istenen bu yaşanan acının zamanla geçmesidir. Fakat zaman da bu acıyı hafifletmede yeterli olamaz. Ortada bulunan büyük kurna, Han’ın bu acı yüzünden aklında kalanlardır. Çeşmenin zemininde bulunan spiral ise ne olursa olsun hayatın devam ettiğini anlatır.”(3)
Çeşme ve çeşmenin temsil ettiği ‘aşk’ bununla da kalmaz. Rus edebiyatının haşarı şairi Puşkin bir gezi sırasında “Gözyaşı Çeşmesi”ni görür ve ondan etkilenir. Hikayesini de dinledikten sonra aynı isimle bir şiir yazar. Her ne kadar bu konuda da değişik rivayetler olsa da Puşkin’in “Gözyaşı Çeşmesi” için aynı isimle yazdığı şiir de dillere destan olmuştur. Bu uzun şiirden küçük bir parça şu şekildedir:
Aşk fıskiyesi, ölümsüz çeşme!
Sana armağan olarak iki gül getirdim.
Seviyorum bitimsiz konuşmanı
Ve şiirsel gözyaşlarını senin.(4)
Bu kadar ilginç bir hikayesi bulunan “Gözyaşı Çeşmesi”nin suları, Ahmet Hikmet Müftüoğlu’nun kaleminde çok daha farklı bir mecrada akar.5 İki şair dost Fasih ve Beliğ beyler Türk halkının içinde bulunduğu durumdan rahatsız ve ümitsizlik içindedirler. Öykünün iki kahramanı yeis içinde yani ümitsizliğe kapılmış vaziyetteydiler: “Sükût, servi ve mezar ve tabut sükûtu.” Yoksa ülke ölmüştü de “ölüm sükûtu” mu hakimdi etrafa? Müftüoğlu bu durumu “tabut sükûtu” ile izah ediyor.
Öykünün yazılış tarihi 11 Temmuz 1336 (1920) olduğuna göre ülkenin durumunu izah etmeye gerek yok sanırım. Asrın başında Sultan II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi ile başlayan siyasi bunalım neticesinde Balkanlarda başla-yan toprak kaybı Anadolu’ya kadar ulaşmış hem halk hem de vatan perişan olmuş. İşte bu durumda iki kafadar şairin hüznü öykünün bütün satırlarına ve kelimelerine sinmiş vaziyette. Kahramanlardan Fasih’i betimlerken yazar; “… Mukaddes bir taş heykelden istimdad eden bir biçare tavrı aldı” ifadesini kullanır.
Osmanlı aydınlarındaki bize göre vurdumduymazlık kahramanları veya doğrudan yazarı hayrete düşürür, sanki mezarlık ve tabut sessizliğine gark eder; “… Yine sükût! Servi ve mezar ve tabut sükûtu!” Öykünün iki duyarlı ozanı Fasih ve Beliğ sükût ki bu sükût muhtemelen sükût-ı hayal ile yürürken Sarayburnu’nda “… yel esmiyor, yap-rak kımıldamıyor. Bulutlar uçmuyor… Feza durgun, kâinat yorgun idi.” Bu tabiat tasviri veya tabiattaki durgunluk adeta ülkedeki durgunluğa tercüman olmaktadır. Mağrip tarafında; “– Gök kan, yer kan, deniz kan”dır. Bu tasvir ile belki de yazar ülkeyi baştan ayağa kana bulayan felaketlerin “mağrip”ten geldiğini ima etmiş olmalıdır. Onlara göre “- Kâinatı kan boğmaktadır.”
Öykü boyunca olumlu olabilecek hiç-bir varlığa rastlanmaması yazarın nasıl bir ruh hali içinde olduğunu göstermektedir. Bu iki arkadaş “… iki muakkad mısra gibi gizledikleri manayı izhar” edemezler. Mavi bakışlar göklerin “muğlak maviliklerine” karışır. Beliğ Tanrı’ya yalvarır gibi feryadını ağlar ve dilinden şu mısralar göz yaşları gibi dökülür;
“Düşüp üstünde ağlamak dilerim.”
Söyle! Ey Tanrı! Dizlerin nerede?”
Müftüoğlu öyküsünün sonunda kahramanlarından birine Kırım Tatar Han-larından Mengli Giray’ın ölen eşi için yaptırdığı “Gözyaşı çeşmesi” gibi bir çeşmeyi de Sarayburnu’na yaptırtmayı düşünür. Ülkenin göz yaşını temsilen bir çeşme yaptırıp “her saniye, her ince oluğundan bir inci damlasın ve her mısra-ı sengininde bir mana ağlasın ve bu katreler ve bu manalar mahzun ve derin bir şeyler fısıldayarak dökülsün, saçılsın, bu damlalar İslam aleminin, Türk aleminin yanık ninelerinin, dul yavuklularının, yetim yavrularının göz-yaşları gibi temiz, bir şefaat zemzemi gibi saf olsun!” der. (s. 129)
Yazar, yaptırmayı düşündüğü bu “gözyaşı çeşmesini” “düşünen ve du-yan insaniyete hediye” etmeyi düşünür. Ben de bu öyküyü ve yazıyı “düşü- nen ve duyan” insanlarımıza hediye etmek istiyorum. Yeni öykülerde buluşmak dileğiyle…

1 https://kiriminsesigazetesi.com/goz-yasi-cesmesi-bahcesaray-cesmesi/ (10.11.2021)
2 Sevinç Çokum. Gözyaşı Çeşmesi-Kırım’da Son Düğün. İstanbul: Kapı Yayınları, 2017.
3 https://kiriminsesigazetesi.com/goz-yasi-cesmesi-bahcesaray-cesmesi/ (10.11.2021)
4 Aleksandr Sergeyeviç Puşkin. https://www.antoloji.com/bahcesaray-sarayinin-cesmesine-2-siiri/ (10.11.2021)
5 Ahmet Hikmet Müftüoğlu. “Gözyaşı Çeşmesi”, Çağlayanlar. 20. Baskı. İstanbul: Ötüken, 2017, s. 127-130. (Alıntılardaki sayfa numarası bu baskıdandır.)

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.