DOLAR 16,8853
EURO 17,8334
ALTIN 992,10
BIST 2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kastamonu 15°C
Yağmurlu
Kastamonu
15°C
Yağmurlu
Pts 16°C
Sal 21°C
Çar 22°C
Per 22°C
resim yükle
resim yükle

Vicdanın Görüşü

Vicdanın Görüşü
Beypark
08.06.2022
72
A+
A-

İnsan hayatları çeşitli evrelerden boşa koyuyorsun dolmuyor! oluşuyor. Bazen grafik eğrimizde mutluluk tablosu zirve yaparken, bazen de hüzünle yer değiştiriyor. Zirve yarışı, sürekli bir köşe kapmaca misali iniyor ve çıkıyor yaşadığımız hayat düzlemi içinde.

REKLAM-VEREB-L-RS-N

Her şeyimiz yolunda gidip dururken, yaşanılan en küçük bir olumsuzlukta alabora olup hayatın derinlikleri içinde boğuluyor gibi oluyoruz. Elbette direnç noktamızı da zorluklar karşısındaki
mücadele gücümüz, sabrımız ve bakış açımız belirliyor. Başımıza gelen güçlükler kimi zaman bizi altına aldığı da olabilir. İşte böylesi zamanlarda karamsar bir hissiyata yenik düşmek, bizi mağlup eden en olumsuz etkenlerin başında gelmiyor mu? Duygularımız bizi bir iç kapanışa iterken, hüzünden beslenerek üzüntü yükümüzü de daha bir artırmıyor muyuz? İlerledikçe, okyanus içinde fırtınaya tutulmuş olduğumuzu sanmamız, duygularımızı da ağırlaştırdıkça daha bir ağırlaştırıyor. Çevremize olan donuk bakışlarımız bizi ele verirken, olup biten olaylara karşı hissiz bir yaratık olup çıkıyoruz. Olumsuzluklardan usanmış bir görüntü halinde kendimizi bırakırsak, melankolik duygusallığın kucağında müşfik bir elin bizi kurtarmasını bekler dururuz. Oysa başkalarından  medet uman bu hastalıklı beklenti, sorunlara yenildiğimizin resmi anlamına gelmez mi?

Hâlbuki insan, yeter ki nefes almaya dursun! İstikbalde hep umuda açılan bir kapı olmaya devam edecektir. Zira umut, her zaman yanı başımızda nöbette ve bizi bekleyip duruyor. Geceden
sonra doğan güneşler bunun en güzel ispatıdır. Gecenin en zifiri karanlığa ulaştığı zaman, koyuluğun zirve yaptığı andır. Artık daha karanlık olmayacağına göre; bu kemale eriş karşısında karanlık adına iniş de başlamış demektir. Yani artık tanyeri ağarmaya başlayacak ve güneş, gülen yüzünü bize göstererek içimizi ısıtacaktır…

Arada geçen zaman dilimi ise; işte bizim imtihanımıza denk düşen sabır dönemidir diye düşünüyorum. Zira ancak bu sabrı gösterebilenler, güneşi görenler olacaktır. Yaşanacaklar kaderimizden gelen kaçınılmazlıklar olduğuna göre; bize düşen, onları karşılama biçiminin nasıl olacağı değil midir? Ya alışkanlık yapacak hissizleşeceksiniz. Ya altında kalıp ezilecek ya da sabretmeyi
öğrenip gülümseme ile karşılayacaksınız  üzerinize gelen ağır belaları. Tabii ki gördüğümüz olumsuzluklar karşısında gerçeklerden kaçmayı öğrenip, gözlerimizi kapatarak görmezden gelme kaçakçılığı da var işin içinde. Bir ihtimal daha var ki, zaten görmeyen gözlerimizin ardına saklanmak! İsterseniz görme işini, vicdanlarımızın temiz sağduyusuna emanet edip, başımızı daha güzel yönlere çevirerek gerçek anlamıyla görme eyleminin hazzına varmayı tercih edelim. Ne dersiniz?

I0SuO.gif
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.